Connect with us

Gündem

Zeynep Ana Vakfı’ndan örnek davranış




ADIYAMAN (Anayurt) – Tüm dünyayı tesiri altına alan korona virüs salgınıyla mücadelede ön safhalarda yer alarak gece-gündüz demeden vazife icra eden filyasyon ekiplerine araç-gereç desteğinde bulunan Zeynep Ana Eğitim ve Sıhhat Vakfı bu alanda da emsallerine örnek oldu.


Zeynep Ana Eğitim ve Sıhhat Vakfı Başkanı Kemal Arslan tarafınca alınan 800 tane yağmurluk, 1000 tane kupa bardağı ve 500 tane siperlik Adıyaman Valisi Mahmut Çuhadar’a teslim edildi.


Vali Mahmut Çuhadar, “Bu zorlu süreçte halkımızın sağlığı için fedakârca görev yapan sağlık çalışanlarımıza malzeme desteğinde bulunan Zeynep Ana Eğitim ve Sağlık Vakfı Başkanı Sayın Kemal Arslan’a teşekkür ediyorum” diye konuştu.


Valilik makamında düzenlenen araç-gereç teslim programında Adıyaman Belediye Başkanı Dr. Süleyman Kılınç, Vali Yardımcısı Halid Yıldız, Adıyaman İl Sıhhat Müdürü Dr. Erdoğan Öz ve Zeynep Ana Eğitim ve Sıhhat Vakfı temsilcileri de hazır bulunmuş oldu.





Okumaya devam et.
Yorum için tıkla

Cevap bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

Son dakika: Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan önemli açıklamalar



İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarında satır başları:

Göç alanında uzman seçkin adları bir araya getiren sayın rektör ve üniversite görevlilerini kutlama ediyorum. Göçün sebepleriyle toplumsal, 
kültürel ve ekonomik etkileriyle bizi tekrardan düşünmeye sevk edeceğine inanıyorum. Göç mevzusunun, bilhassa son yıllarda küresel bir sorun olarak dünyanın gündemini işgal ettiğini görüyoruz. 2. dünya savaşından bu yana en oldukca insan hareketliliği sürecini yaşıyoruz.

‘MÜLTECİLERİN SAYISI 26 MİLYON YAKLAŞMIŞTIR’

Dünya genelinde göçmenlerin sayısı 272 milyona, yerlerinden edilen kişilerin sayısı 80 milyona, mültecilerin sayısı ise 26 milyona yaklaşmıştır. Doğrusu dünya nüfusunun %3’ü göçmen olarak yaşamını sürdürmektedir. Zulümden baskıdan açlıktan kaçarak güvenli bir gelecek kurma ümidiyle çıkılan yolculuklar, kimi vakit felaketle sonlanıyor. 30 bine yakın göçmen Akdeniz’de yaşamını yitirdi. Sahra çölünün kızılı, binlerce ümit yolcusunun mezarı oldu.

YUNANİSTAN’A MÜLTECİ TEPKİSİ: AÇIKÇA ZULÜM EDİLEN SAHNELER YAŞADIK

Bilhassa botlarının iyi mi kasten batırıldığını oldukça iyi hatırlıyoruz. İnsanlık yalnız Akdeniz’de değil, Ege’de ve Meriç’te de sınıfta kalmıştır. Göçmenlerin hayalleri kendilerini denize itenlerle suya gömülmüştür. Avrupa’ya sığınan 10 binlerce Suriyeli çocuğun ise nerede olduğu kimler tarafınca kaçırmış olduğu bilinmiyor. Dünyadaki sığınmacı nüfusunun ortalama %80’inene varlıklı devletler değil, imkanları oldukca daha kısıtlı devletler ev sahipliği yapıyor. Kabul ettikleri birkaç mülteciyi reklam malzemesi yapanlar, bu durumda mesuliyet üstlenmiyor. Sığınmacılar Yüksek Komiserliği rakamlarına bakılırsa 2020’de dünyada 3. ülkelere yerleştirilmeyi bekleyen 1 milyon 440 bin mülteciden yalnız bir kısmı batıya yerleştirilmiştir. Türkiye 4 milyonu kabul eden mülteciye kapılarını açmıştır. Türkiye ile Yunanistan sınırında mültecilere Yunan güvenlik güçleri tarafınca açıkça zulüm edilmiş olduğu görüntüler yaşadık. AB Ajansı Frontex’le bu hak ihlaline ortak olmuştur. Son 500 yılda zulme uğrayan baskı gören, inancı, rengi kültürü dolayısıyla mağdur olan mazlumlara biz kapımızı açtık. Kafkasya’daki kardeşlerimizde, balkanlardaki soydaşlarımız da dara fikir hep bizim topraklarımıza sığındı.

‘OBAMA DESTEK İSTEDİ’

2. dünya savaşı esnasında Avrupa’daki Türk diplomatlar, Türk pasaportuyla yüzlerce mazlumu soykırımdan kurtardı. Zulme ve katliama uğrayan her insana güvenli bir liman şevkatli bir yuva olduk. Maddi imkanları bizlerden kat ve kat fazla olan ülkeler mültecileri toplama kampına mahkum ederken, biz bu insanlarla ekmeğimizi paylaştık. Obama görevdeyken şahsımı aradı ve Kobani’deki Kürtlerin zor durumda bulunduğunu ve bu mevzuda bilhassa kapılarımızı açmamız için destek istedi. Dedim ki bu durumda iyi mi olacak. Bana verdiği yanıt şu; Bu insanoğlu ölümle karşı karşıya. Gerekirse biz tüm cephaneyle buraya uçağı indireceğiz. Ben de dedim ki, biz buna ortak olamayız. O vaka ile beraber binlerce Kürt kardeşimiz o vaka neticesinde öldü. Biz ona karşın kapılarımızı açtık. Onbinlerce Kobanili Kürt kardeşimiz hala bizim topraklarımızda.

‘HÂLÂ TERÖRİSTLERLE BERABERLER’

Şuanda yeni gelişmeler. Suriye’nin kuzeyinde bakıyorsunuz ABD’li bir general diyor ki: Biz şuanda PKK/YPG/PYD ile beraberiz. E bu iyi mi NATO’da ittifak 2 ülke. Bunların mültecilere sahiplenmek benzer biçimde bir niyetleri yok. Dertleri başka. Hala teröristlerle beraberler. Ikimiz de terör ve teröristlerle mücadelemizi sürdürüyoruz, sürdürmeye devam edeceğiz. Mağdur durumdaki bu insanlara, kendi vatandaşımıza ne hizmet veriyorsak hiçbir karşılık beklemeden sunduk. Tüm bu tarz şeyleri çıkar hesabı reklam olsun diye değil, inancımızın, imanımızın kültürümüzün geleneğimizle yaptık.

‘SURİYELİ SIĞINMACILARA SAHİP ÇIKAN TEK ÜLKE TÜRKİYE’DİR’

Bizlere verilen birçok söz oldu fakat yerine getirilmedi. Verdikleri sözü yerine getirmediler, 50 dereden 50 su taşıdılar. 52 bin biriket konut yaptık. İstedik ki bu insanları çadırlarda yaşatmayalım. 50 biriket konutta çadırda değil, buralarda yaşasın istedik. Depremde bile 500-600 konteynerde depremzedeleri ziyaret ediyoruz. Avrupa 100 bin sığınmacı için 3 milyar avro destek verirken, Türkiye’deki sığınmacılar için ellerini taşın altına koymadılar. Yan yana ulaşınca hep yalan. Şu kadar verdik bu kadar verdik.  Internasyonal kuruluşlar bile bu gerçeği görmeye yeni yeni başladılar. Suriyeli sığınmacılara sahiplenen tek ülke Türkiye’dir. Askeri gücümüzle bu tarz şeyleri yapabildik. Bizim askerimiz olmasa bunların yapacağı şeyler asla belli değil.

‘GÜVEN ORTAMININ BOZULMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ’

class=”cf”>

Suriye’nin kuzeyindeki güvenlik ortamı iyileştikçe, ülkemizdeki Suriyelilerin dönüşleri hızlanıyor. 24 bin sığınmacı ülkelerine geri döndü. İstikrar ve refah ortamı güçlendikçe bu geri dönüşler artacaktır. Bölücü terör örgütünün son dönemde güvenli bölgelere saldırılarını arttırdığını görüyoruz. 1 ay içinde onlarca masum sivil ve çocuk yaşamını yitirdi. Itimat ortamının bozulmasına, kesinlikle izin vermeyeceğiz. Tarih süresince mevcud, bundan sonrasında da var olacak göç olgusuna geniş perspektifle bakmak gerekiyor.

‘HER GÖÇ AYNI ZAMANDA YENİ BİR BULUŞMADIR’

Aslolan yüzleşilmesi ihtiyaç duyulan, göçü besleyen sorunlardır. Her yıl milyonlarca insanı evini terk etmeye zorlayan şeylerdir. Aslolan insanı siyasal ve toplumsal sorun bulunduğunu kabul ederek başlayabiliriz. Her göç bununla birlikte yeni bir buluşmadır. Dini, kültürü, değişik insanların kucaklaşmasındır. Göçle ilgili önyargılarımızı bırakarak göçmenlerin gittikleri ülkelere katkılarını da görmemiz gerekiyor. Asırlardır göç alan ve 1965’ten beridir göç veren bir ülke olarak meseleye lüzumlu adımları atıyoruz.


Okumaya devam et.

Gündem

Merkez Bankası’nda ne kadar dolar var? Merkez Bankası döviz rezervi ne kadar 2021?



Cumhurbaşkanı Erdoğan, döviz rezervlerinin eksiye düşmüş olduğu iddialarına cevap vererek, biriki miktarını deklare etti. Peki Merkez Bankası dolar rezervi ne kadar, kaç para?


Merkez Bankası'nda ne kadar dolar var? Merkez Bankası döviz rezervi ne kadar 2021?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Merkez Bankası’nın döviz rezervlerine ilişkin olarak muhalefetin iddiaları üstüne izahat yapmış oldu.

Bu kapsamda Merkez Bankasının döviz rezervi ne kadar sorusu vatandaşların araştırmış olduğu konuların başlangıcında içeriyor.

Peki Merkez Bankası dolar rezervi ne kadar 2021? İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın biriki açıklamaları..

MERKEZ BANKASI DOLAR REZERVİ NE KADAR?

Merkez Bankasının döviz rezervleri banka tarafınca 4 Şubat 2021 tarihinde açıklanan Haftalık Para ve Banka İstatistikleri verilerine gore  bundan önceki haftaya gore 2 milyar 207 milyon dolar arttı.

Böylece söz mevzusu rezervler 93 milyar 329 milyon dolardan 95 milyar 536 milyon dolara terfi etti.

Merkez Bankası’nın rezervlerinin sıfırlandığı iddialarına açıklık getiren Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Bay Kemal, ey Faik Öztrak şu anda bizim IMF’ye bir Tanrı kuruşu borcumuz yok, bitti bu iş. Bizlere diyorlar ki IMF’den borç alın. O sizin cibiliyetinizdir, karakterinizdir, bizde bu yok. Bunlar sahtekar. Ne diyorlar? Şu anda Merkez Bankası’nın döviz rezervi sıfırlandı, hatta daha da ileri gittiler sıfırın altına düştü. Göreve geldiğimizde Merkez Bankası’nın 27,5 milyar dolar döviz rezervi vardı. Şimdi 95 milyar dolar döviz rezervimiz var.

Merkez Bankası nda ne kadar dolar var? Merkez Bankası döviz rezervi ne kadar 2021? #1


Okumaya devam et.

Gündem

“İnternette ve markette vitamin satışı ölümlere davetiye çıkarıyor”



Eczacılar, pandemi sürecinde kullanımı artan takviye ürünler mevzusunda mevzuat değişikliği yapılması için e-posta eylemi başlattı.

Sıhhat Bakanı Dr. Fahrettin Koca ve Ziraat ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye çağrıda bulunduklarını belirten İstanbul Eczacı Odası Başkanı Cenap Sarıalioğlu, “Market ve internet ortamında, kötü saklama koşullarına maruz kalmış, yasaklı ürünlerle tağşiş edilmiş, sahte ürünler cirit atıyor. Vatandaşlarımızın sağlığını hiçe sayan, hastalıklara ve ölümlere davetiye çıkaran bu duruma artık dur denilmeli” diye konuştu.

BİLİNÇSİZ KULLANIMLA GELEN SORUNLAR

Eczacıların Sıhhat Bakanı Fahrettin Koca ve Ziraat ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye hitaben yazdıkları mektupta şu ifadeler yer aldı:

“Covid-19 pandemisinin hayatımıza getirdiği en önemli değişikliklerden birisi de pek çok kişinin alışverişleri için artık interneti daha yoğun kullanması oldu. Bu noktada vitamin, mineral ve gıda takviyeleri gibi sağlığa ilişkin ürünlerin de internetten veya marketlerden satışlarının artmasıyla ortaya çıkan sorunlar, mevzuatımızdaki bazı eksikliklerin belirgin bir şekilde gün yüzüne çıkmasına neden oldu.

Hepimizin bildiği gibi, sağlık okuryazarlığı ilkokul 2 düzeyinde olan ülkemizde, sağlığa ilişkin ürünlerin bilinçsizce kullanılmasının pek çok olumsuz etkisi vardır, olacaktır. Kişilerin “doğal olduğu için zararsız”, “ilaç kullanacağıma takviye kullanırım”, “bu dönemde bağışıklık sistemim ne kadar güçlü olursa o kadar iyi”, “bitkisel, o yüzden yan etkisi yoktur” anlayışıyla sağlık danışmanlığı olmadan, eczane dışından alıp kullanmaya başladığı takviyelerin yol açtığı olumsuzlukların üzerinden kısaca geçecek olursak;

– Kişinin, kullandığı takviyeyi, kendisine reçete edilen ilacın yerine geçirerek, kullandığı ilacı bırakarak veya dozunu azaltarak tedavinin geciktirilmesi, engellenmesi

– Takviye-ilaç etkileşimi nedeniyle ilaçların etkinliğinin azalması ve/veya yan etkilerinin artması, buna bağlı hastalık ve ölüm vakalarının oluşması

– Kullanılan takviyelerin, bazı vitamin-mineral eksikliklerini veya bazı hastalıkları gizlemesi, bunun sonucunda kalıcı hasarlar oluşması veya geç teşhis edilen hastalıkların mortalite ve morbiditelerinin yüksek olması,

– Bilinçsiz kullanılan takviyelerin yüksek dozda veya uzun süreli kullanımı ile yan etkilere neden olması

– Altta yatan bir hastalığın varlığında, kullanılmaması gereken bir takviyenin kullanımına bağlı semptomların gelişmesi

– Takviye kullanımına bağlı gelişebilecek beklenmeyen etkilerin, danışmanlık olmadığı için geç tespit edilmesine bağlı sorunlar oluşması…

“SADECE ECZANEDE SATILMALI”

Açıklamada, “Bilinçsiz takviye kullanımıyla, vücudumuzun tüm sistemlerinde gelişebilen, beklenmeyen etkilerin tüm yaş gruplarında, hafiften oldukça şiddetliye kadar bir yelpazede olabileceği pek oldukça bilimsel yayında gösterilmiştir” denilirken, eczane dışında satılan ürünler ile ilgili olarak miadı geçmiş, sahte, kötü saklama koşullarına maruz kalmış, yasaklı ürünlerle tağşiş edilmiş, ilaç etken maddeleri ile tağşiş edilmiş olması gibi kontrol edilmesi mümkün olmayan durumlara rastlanılığına dikkat çekildi.

“Sağlığa yönelik takviyelerin eczane dışı kanallardan satılması halk sağlığı ve kamu yararı açısından ciddi problemler teşkil edeceğinden, bu ürünlerin yalnız eczanelerde satılması için lüzumlu mevzuat değişikliği çabuk olarak yapılmalıdır” denilen açıklama şöyle devam etti:

“Bu aşamada ilk olarak Ziraat Bakanlığı onaylı ürünlerin hangilerinin besin, hangilerinin sağlığa ilişkin olduğuna dair bir sınıflandırma Ziraat Bakanlığı mevzuatında yapılmalıdır. Sıhhat beyanı ile satılacak ürünlerin izinleri, yalnız eczanelerde satılmaları koşuluyla verilmelidir.

Bu amaçla 5996 ve 6197 sayılı kanunlarda düzenleme yapılması sağlanmalıdır.

5996 Sayılı Kanun’un ‘Takviye edici gıdaların üretim, ithalat, ihracat ve kontrolüne ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir. Sadece, hususi tıbbî amaçlı rejim gıdaların üretim, ithalat, ihracat ve kontrolüne ilişkin usul ve esaslar Sıhhat Bakanlığınca belirlenir.’ şeklinde olan 28. maddesi;

Farmasötik formda olmayan takviye edici gıdaların üretim, ithalat, ihracat ve kontrolüne ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir. Sadece, farmasötik formda olan ve sıhhat beyanı ile satılan takviye edici gıdalar ve TİTCK’nın tıbbi bitkiler sıralamasında yer edinen bitkisel ürünler ile hususi tıbbi amaçlı rejim gıdaların üretim, ithalat, ihracat ve kontrolüne ilişkin usul ve esaslar Türkiye İlaç ve Tıbbi Aygıt Kurumunca belirlenir. Bu ürünler yalnız eczanelerde satılır.” şeklinde düzenlenmelidir.

6197 Sayılı Kanun’un “Beşerî ilaçlar, Sağlık Bakanlığından ruhsatlı geleneksel bitkisel tıbbi ürünler; Sağlık Bakanlığının iznine tabi olan homeopatik tıbbi ürünler, enteral beslenme ürünleri dâhil özel tıbbi amaçlı diyet gıdalar ve özel tıbbi amaçlı bebek mamaları münhasıran eczanede satılır.” şeklinde olan 28. maddesinin birinci fıkrası;

Beşerî ilaçlar, Sıhhat Bakanlığından ruhsatlı geleneksel bitkisel tıbbi ürünler; Sıhhat Bakanlığının iznine doğal olarak olan homeopatik tıbbi ürünler, enteral beslenme ürünleri dâhil hususi tıbbi amaçlı rejim gıdalar ve hususi tıbbi amaçlı bebek mamaları ile farmasötik formda olan ve fizyolojik tesirleri bulunan, günlük alım dozu belirlenmiş, sıhhat beyanı ile satılan ürünler münhasıran eczanede satılır şeklinde düzenlenmelidir.”

Eczacıların talepleri şöyleki:

– Cemiyet sağlığını önceleyen tedbirlerin bir an ilkin alınması, ilgili bakanlıkların hızla yaygınlaşan bu tür ürünler ile ilgili denetim ve denetim mekanizmalarını kararlılıkla uygulaması,

– Besin takviyelerinin bilinçsiz kullanımına bağlı halk sağlığı sorunları ve kamu zararının önlenmesi,

– Cemiyet sağlığını direkt ilgilendiren bu ürünlerin eczanelerde, eczacı danışmanlığında halka ulaştırılabilmesi için lüzumlu düzenlemelerin yapılması


Okumaya devam et.

Facebook

Popüler

Python örnek projeler deneme bonusu veren siteler