Connect with us

Gündem

Pervin Buldan ve Demirtaş’ın avukatları: AİHM’in kararı kesin ve bağlayıcı


Selahattin Demirtaş’ın avukatları ile basın toplantısı düzenleyen Pervin Buldan, AİHM’nin sonucuna dair “Bu karar sizi bağlar efendiler. Bütün arkadaşlarımız serbest kalmak zorundadır” dedi.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın avukatlarıyla HDP İstanbul İl Örgütü binasında AİHM’nin Demirtaş’ın derhal özgür bırakılmasına yönelik sonucuna ilişkin basın toplantısı düzenledi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesinin kararlarının kati ve bağlayıcı bulunduğunu vurgulanan açıklamalarda Selahattin Demirtaş ve öteki siyasal tutukluların derhal özgür bırakılması istendi. Buldan, AİHM Büyük Dairesi’nin Selahattin Demirtaş’ın özgür bırakılması yönünde verdiği kararın ‘kendilerini bağlamadığını’ korumak için çaba sarfeden AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Bu karar sizi bağlar efendiler. Bütün arkadaşlarımız serbest kalmak zorundadır” sözleriyle cevap verdi. Buldan “Selahattin Demirtaş’ı karşılama hazırlığı yapıyoruz” dedi.

Görüşmede ilk sözü Demirtaş’ın avukatlarından Mahsuni Karaman aldı. Uzun ve meşakkatli bir yolun yolcuları olduklarını belirterek, bu yolda emek sarf edenlere teşekkür ederek sözlerine başlamış olan Av. Karaman, Demirtaş ile ilgili politika ve yargı ilişkisini ifşa eden büyük bir kararın ortada bulunduğunu açıkladı.

AV. KARAMAN: KARAR YARGI-SİYASET İLİŞKİSİNİN İFŞASI
Karaman, “Bu karar yargı-siyaset ilişkisinin ifşası ve son 4-5 yıllık siyasal gelişmelerin yargı eliyle nasıl organize edildiğinin göstergesi. Sayın Demirtaş ile ilgili verilen bu kararı aslında Büyük Daire vermedi, biz de almadık. Bu kararı otoriter siyasal rejimin cumhurbaşkanının bir sonucu ve eseri olarak görmek lazım. 4 Kasım 2016’da başladı bu süreç. Aslında bunu 7 Haziran seçimlerinden sonra ele almak lazım. Cumhurbaşkanı, ‘Bu eş başkanlar bunun hesabını verecekler’ diyerek dokunulmazlıklar için çağrı yaptı. Mayıs 2016’da dokunulmazlıklar kaldırılmıştı. Demirtaş ve Yüksekdağ başta olmak üzere operasyonlar yapılmıştı. Milletvekilleri, belediye eş başkanlarına da dönük siyasal bir linç başladı. Bu karar sadece Demirtaş’ın şahsı ile, kişisel durumuyla ilgili olarak değildir. Bunu bütün milletvekilleriyle ilgili bir ilam olarak değerlendirmeliyiz” diye konuştu.

AV. DEMİR: AHİM KARARI, KÜRT SİYASETÇİLERİN KRİMİNALİZE EDİLMESİNİN RÖNTGENİ
Demirtaş’ın avukatlarından Ramazan Demir ise, konuşmasında seçilmiş milletvekilleri ve Kürt siyasetçilerin Anayasa’ya aykırı olarak kaldırılan dokunulmazlıkları üstünde durdu. Kürt siyasetçilerin her mecrada hedef gösterildiğini ve Anayasa’ya aykırı olarak dokunulmazlıkların kaldırıldığını ifade eden Demir, “4 Kasım 2016’da gözaltı ve tutuklama süreciyle beraber AİHM bir bütün olarak değerlendiriyor. Bu yönüyle Mahsuni arkadaşımın söylediği gibi bu karar sadece Demirtaş ile ve sadece tutuklamayla ilgili değil, bir bütünen Kürt siyasetçilerin yargı eliyle kriminalize edilerek mağdur edildiklerinin bir röntgeni. Bunu söylerken AİHM çok çok önemli tespitlerde bulunuyor. AİHM, Türkiye’deki yargı sistemini tepe taklak etmesi gereken tespitler yapıyor. Biraz hukuka saygısı olan olsa, çıkıp bütün mahkemeleri kapatması gerekir. Emir ve talimat alan yargılar. Bunu AİHM kendisi söylüyor” dedi.

AİHM’in verdiği kararda bir milletvekilinin haiz olduğu dokunulmazlığın ne anlama geldiğini tek tek anlattığını söyleyen Demir, “Özellikle Meclis sürecinde kaldırılan dokunulmazlıkların kendi Anayasasına aykırı kaldırıldığını da söylemiş. Milletvekilleri için temel güvence olan Anayasa’nın 83 maddesi, 1 ve 2 fıkralarının yasama dokunulmazlığını düzenleyen maddelerin önemini anlatmış. Meclis’te söylediği bir sözü dışarıda tekrar etmesinden dolayı sadece Demirtaş değil, Meclis kürsüsünde konuşan vekillerin sözleri dışarıda kullanılmasını kendisine dönük silah olarak kullanıldığını gördük. AİHM bunu Meclis’e sormadan yargılama konusu yapılmasını çok ağır eleştirmiş. Bir Anayasa hükmünü görmezden gelmesi ve söz konusu Kürt siyasetçilerin olmasını sert dile eleştirmiş” ifadelerini kullandı.

KARARDAKİ DTK VURGUSU
Av. Demir, AİHM sonucunda yer edinen bir öteki mühim başlığın Demokratik Cemiyet Kongresi (DTK) bulunduğunu kaydetti. Demir, bu mevzuda şunları söylemiş oldu: “Leyla Itimat, 22 yıl 3 ay hapis cezası aldı. Her gün insanoğlu DTK çalışmalarından dolayı ceza alıyor. Yargıtay DTK’nin örgütün kolu şeklinde bulunduğunu kabul etti. AİHM, açık açık DTK’nin yasal bir organizasyon bulunduğunu ve faaliyetlerinin ‘örgüt üyeliği’ne kanıt olamayacağını söylemiş AHİM, ‘örgüt üyeliği’ maddesini de detaylı değerlendirmiş. Demirtaş faaliyetleri hem DTK’de kullandığı faaliyetler hem sözlerinden dolayı cezai işlem yapılmasını ‘örgüt üyeliğine’ kanıt olamayacağını söylemiş. Bu şu demek; ‘Siz bu maddeyi bu kadar keyfi bir şekilde kullanamazsınız, önünüze gelen herkesi bu şekilde ‘örgüt üyesi’ diye suçlayamazsınız. Sizin bu kanun maddesinin yasal bir dayanağı yok.’ Bunu ilk kere söylüyor AİHM. Bu açıdan oldukça önemlidir.

Öteki mühim bir mevzu da her gün görüyorsunuz hem cumhurbaşkanlığı hem AKP cenahı, Kobanî olaylarının Demirtaş’ın çağrısıyla başladığı iddia edilen her gün ölü sayısı da değişiyor. Onların da tam olarak niçin bahsettiğini bilmediği bir mevzu 6-8 Ekim. AİHM, açıkça bu olayların HDP’nin tweeti ile başladığı iddia edilen bu vakaları HDP’nin tweetinin içeriğini değerlendirmiş. Bu davet, barışçıl bir çağrıdır, insanların demokratik tepkilerini göstermeye çağıran bir davet olarak değerlendiriyor AİHM. Bu yönüyle bugün ve her gün basında lanse edilen Kobanî sorumluluğunu AİHM kendisi çürütmüş oldu. Bunu istedikleri kadar kullansın, kamuoyu biliyor fakat hukuken de bu ifade kuvvetli bir mahkeme sonucu var. Kaldı ki Demirtaş’ın o gün bir çağrısı yok. Israrla idrak üstünden bu süreç yürütülüyor, buda AİHM tarafınca çürütülmüş oldu. Demsirtaş’ın teşkilat yöneticileriyle yapmış olduğu telefon görüşmeleri üstünden oluşturulan delillerin uydurulmuş deliller bulunduğunu söylemiş oldu. Bunu değerlendirirken AİHM Kasım 2018’de ilk daire sonucu öncesini de ayrı ayrı değerlendiriyor.”

ERDOĞAN’IN SÖZLERİ DE YER ALDI
Demir, AHİM’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mahkemenin kararlarına dair daha ilkin sarf etmiş olduğu “Hamle yapar işimizi bitiririz” ve “Bizi bağlamaz” sözlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunduğunu paylaştı. Demir, “Mahkeme hiçbir şeyi gözden kaçırmamış, tek tek bütün hükümet yetkililerin ve Cumhurbaşkanının yargıya müdahalelerini kayda geçirmiş. Çözüm sürecinde siyasilerin siyasi söylem ve ifadelerinin bundan 5-6 sene sonra karşılarına çıkarılmasını da değerlendirmiş AİHM bunun da kabul edilemez olduğunu söylemiş. Demirtaş’ın farklı tarihlerde mitinglerde, Meclis’te, televizyon programlarından oluşuyor dosyalar. Bunları tek tek değerlendirme siyasi ifade özgürlüğü ve o günün ruhu ve anlamı olan bir zemini olan ifadeler olduğunu değerlendirmiş. Bütün bu delilleri tek tek inceleyip çürüttükten sonra, şu an tutukluluk dosyasını çürüterek derhal tahliye edilmesine karar verdi” diye belirtti.

“AVRUPA KONSEYİ ÜLKELERİ AÇISINDAN DA TARİHİ”
Avukatlardan Benan Molu ise, Demirtaş kararının yalnız Türkiye açısından değil, Avrupa Konseyi ülkeleri açısından da zamanı bir karar bulunduğunu açıkladı.

Av. Molu, karara dair “Yargı tacizine maruz kalan bütün muhaliflerin kullanabileceği yasal ve anayasal değişiklik gerektiren bir karar. AİHM, Türkiye’nin en büyük ikinci muhalefet partisinin de eş genel başkanı bir milletvekili olarak yaptığı siyasi açıklamalarının hepsi yasal olan açıklamalara katılmasıyla tutuklanmasına neden olmayacağını açıkladı. Hele hele muhalif bir milletvekilinin tutuklanamayacağını, bunun ifade ve düşünce özgürlüğüne, siyaset özgürlüğüne aykırı olduğunu söyledi. Böyle delillerle barışçıl olan ifadeler ve eylemler sebebiyle TCK 314 uyarınca ‘örgüt üyeliği’ ile suçlayamazsınız. AYM ve diğer kararlarda görüldüğü üzere Türkiye ile ilgili yayınlanan bütün raporlara atıf var. Türkiye ile ilgili son dönemlerde yayınlanmış bütün uluslararası kurumların raporlarına atıf yaparak bunların nasıl geniş ve öngörülemez bir biçimde kullanıldığını anlattı. ‘Örgüt üyeliği’ ile bağlantılı olarak içtihatını başka bir boyuta taşıyarak bir ihlal kararı verdi. Hiçbir gerekçe gösterilmeden matbu gerekçelerle uzun sürede tutukluluk halinin ihlal olduğunu söyledi” değerlendirmelerinde bulunmuş oldu.

KARAR KESİN VE BAĞLAYICI
AİHM sonucunda AYM’ye dönük eleştirilerin de yer aldığını belirten Molu, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “AİHM ülke tarihinin en mühim tarihini değiştirecek olan düzeltim ve cumhurbaşkanı talibi olarak bu seçimlere cezaevinde katılmış olmasını 4 yıl süresince kendisini seçen seçmenleri temsil edememesi sebebiyle özgür seçim hakkının ihlal edildiğine karar verildi. Sözleşmenin 18’inci maddesi bir kişinin siyasal nedenlerle özgürlüğünden mahkum bırakıldığı sonucu verildi. Mahkeme bunu daha ilkin de karar vermişti, bunu bir adım ileri götürüyoruz. Venedik Komisyonu’nun ve öteki kurumların da belirttiği şeklinde kanun yalnız Demirtaş olmadığı öteki muhaliflere kadar Türkiye’nin insanların tutuklanmasını elde eden bu iklimi değerlendirip bunun siyasal nedenlerle olduğu, bu tutukluluğun yalnız Demirtaş şahsıyla ilgili olmadığı, tüm muhalefeti de ilgilendirdiğini belirtiyor.

İlk kere sözleşmenin 46. maddesi altında Demirtaş’ın özgür bırakılmasını talep ederken, bu tutuklamanın kendisinin ilk tutukluluğunun devamı olduğu ikinci tutukluluğuyla ikinci tutukluluğun aynı delillerle aynı olduğu ceza maddelerinin ve kabahat isnatlarının devamı durumunda bulunduğunu söylemiş oldu. Daha ilkin verilen başka mahkeme kararlarına da atıfta bulunularak derhal özgür bırakılmasını söylemiş oldu. Verilecek daire kararından sonrasında ‘bu karar, kesin değil, bizi bağlamaz’ deniliyordu. Büyük daire sonucu kati ve bağlayıcı, dün verilen karardan sonrasında bu karar kesinleşti. Bu karardan sonrasında Demirtaş’ın derhal özgür bırakılması gerekiyor. Mahkeme tek tek delilleri çürüttüğü için şu anda 19’uncu mahkemedeki yargılaması başta olmak suretiyle öteki davalardan da beraat etmesi gerekiyor. Bunun yapılmaması durumunda pek oldukça yaptırımla karşı karşıya kalınabilir..”

Demirtaş’ın avukatların peşinden sözü HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan aldı.

BULDAN: KARAR, YARGININ SARAY’A BAĞLI ÇALIŞTIĞININ GÖSTERGESİ
Kararın yalnız Demirtaş ile ilgili bir karar olmadığını belirten Buldan, “Bu karar Türkiye’nin çürüyen yargısının saraya bağlı olduğu, hukuk ve adalet sistemin mahkemelerin, savcıların, hakimlerin kendi iradeleriyle karar vermediklerini tek adama, saraya bağlı çalıştıklarına yönelik söylediklerimizin bir göstergesi olarak bu kararı değerlendirebiliriz. AİHM kararı, çok kapsamlı çok detaylı bir kararla karşı karşıyayız. Bu kararla birlikte üzerinden 13 saat geçmesine rağmen Demirtaş tahliye edilmedi. Bu aynı zamanda bir işkence suçudur. Demirtaş tahliye edilmeliydi. Bu henüz gerçekleşmedi. 4 Kasım 2016 tarihinden beri hem Demirtaş hem de diğer milletvekili arkadaşlarımız HDP’li yüzlerce arkadaşımızın Demirtaş’ın dosyasıyla benzer suçlamalarla rehine tutuklu olarak içerideler. Yaklaşık 4 buçuk yıldır özgürlükleri, siyaset yapma hakları ellerinden alındı. Ayrıca suç işlendi. Başta Demirtaş olmak üzere şu an cezaevinde rehine olarak tutulan bütün siyasi tutukluların bu karar doğrultusunda derhal serbest bırakılması gerektiğini ben de ifade etmek isterim. Demirtaş sıradan bir siyasetçi ve insan değil. Türkiye’de uzun yıllardır siyaset yapan, cumhurbaşkanı adayı olan yüzde, 10’un üzerinde oy alan HDP’nin eş genel başkanlığını yapan, milletvekilliği yapan Türkiye toplumu üzerinde büyük etkisi olan bir insandan bahsediyoruz” dedi.

“LEYLA GÜVEN, KÜRT HALKININ ONURUDUR
“Neden Demirtaş ve diğer arkadaşlarımız rehine olarak tutuluyor?” diye soran Buldan, şu şekilde devam etti: “Bunun gerekçelerini çokça söyledik. Bir tek şey söyleyebilirim. Demirtaş’tan korkuluyor. Bu cezaevinde siyasi rehine olarak tutulması sebeplerinden sadece bir tanesidir. Kararda sadece Demirtaş ile ilgili değil, dokunulmazlıkların kaldırılması ve DTK’ya ilişkin açık karar var. Bunlar da önemli kararlar. İki gün önce DTK’nın eş başkanlığını yapan sevgili Leyla Güven 22 yıl ceza aldı ve Yargıtay süreci olmasına rağmen tutuklandı. Bu Türkiye’de bir hukuk garabeti olduğunu, adaletin nasıl çalıştığını mahkemelerin Saray’a bağlı olduğunu gösterdi. Leyla Güven, Kürt halkının, kadınların onurudur. Yargıtay süreci beklenmeden tutuklanmasının tarihe kara leke olarak geçeceğini özellikle belirtmek isterim. Bu hukuksuzlukların bir an önce giderilmesi gerekir. ‘Bu karar bizi bağlamaz’ denilemez, bu karar sizi bağlar efendiler. Bütün arkadaşlarımız serbest kalmak zorundadır. Uluslararası sözleşmelerin altına imza attıysanız bu kararlara uymak zorundasınız. Sevgili Selahattin Demirtaş’ın ve bütün arkadaşlarımızın, bu kararın emsal teşkil etmesi ile birlikte serbest bırakılması gerekiyor. Türkiye toplumuna ve halkına Demirtaş ve arkadaşlarımıza sahip çıktıkları için teşekkür ederim. Az kaldı en kısa sürede arkadaşlarımız aramızda olacaktır.” Fotoğraf: MA


Okumaya devam et.
Yorum için tıkla

Cevap bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

TBMM Başkanı Şentop’tan ’28 Şubat’ mesajı


class=”cf”>

TBMM Başkanı Şentop, Twitter hesabından yapmış olduğu açıklamada, 24’üncü yıldönümünde, 28 Şubat darbesinin faillerini, taşeronlarını, işbirlikçilerini lanetle andığını, mağdurlarını, mazlumlarını selamladığını bildirdi. 28 Şubat darbesinin milleti ve iradesini hedef alması bakımından darbecilik geleneğinin karanlık örneklerinden birisi bulunduğunu belirten Şentop, şunları kaydetti:

“Milletimizin basireti ve sağduyusu bütün çatışma ve kaos beklentilerini boşa çıkarmış, ’28 Şubat bin yıl devam edecek’ sözünde ruhunu bulan millî irade karşıtlığı, 2002 seçimleriyle ağır bir yenilgiye uğramıştır. Türlü türlü kisvelere ve suni gerekçelere dayandırarak, sandıktan çıkmadan iktidar olmayı, millî iradeye ait gücü gaspetmeyi hedefleyenler, Türkiye’nin refahına, kalkınmasına ve milletin değerlerine karşı işledikleri suçlar dolayısıyla tarihe birer kara leke olarak geçeceklerdir. 28 Şubat darbesinin yıl dönümü vesilesiyle bir kez daha memnuniyetle belirtmek isterim ki, milletimizi terbiye edilecek bir sürü, demokrasiyi de lüzumsuz bir ayak bağı olarak görenler, milletimizin direnci ve şuuru sayesinde tasfiye olmuşlardır. Türkiye’nin ve demokrasimizin teminatı, 28 Şubat ve 15 Temmuz darbeleri başta olmak üzere bütün müdahalelere karşı iradesine sahip çıkan, ülkesinin geleceğini demokraside gören asil milletimizin bizatihi kendisidir.”


Okumaya devam et.

Gündem

Gizlilik sözleşmesi tartışmaları devam eden WhatsApp, yeni özelliğini duyurdu: ‘Gözleriniz için’



WhatsApp’ın Twitter üstünden meydana getirilen paylaşımda videolara yeni bir özellik geldiği duyuruldu.

Söz mevzusunda paylaşımda şu ifadeler kullanıldı:

“Kulaklarınız için değil, gözleriniz için. Artık videolarınızı durumunuza eklemeden veya sohbetlerinizde göndermeden önce sesini kapatabilirsiniz. Sadece Android’de mevcut.”

GİZLİLİK SÖZLEŞMEŞİ TARTIŞMALARI DEVAM EDİYOR

Son olarak firmanın yapmış olduğu açıklamalara nazaran, 15 Mayıs’a kadar veri paylaşımıyla ilgili gizlilik sözleşmesini kabul etmeyen kullanıcılar ileti gönderemeyecek ya da alamayacak. Bu kullananların hesapları “aktif olmayan hesap” olarak tanımlanacak.

Etken olmayan hesapların da 120 gün sonrasında silinebileceği belirtiliyor.

WhatsApp’ta arama ve bildirimler 15 Mayıs’tan sonrasında “kısa bir süre” daha çalışmaya devam edecek.

Sadece teknoloji haberleri sitesi TechCrunch bu sürenin yalnız “birkaç hafta”yla sınırı olan olacağını yazdı.

WhatsApp gizlilik sözleşmesini Ocak’ta güncellemişti.


Okumaya devam et.

Gündem

İsmail Saymaz ‘Hatay’ın kara kutusu’nu yazdı: ‘Susurluk kazasını andırıyor’


Sözcü Gazetesi yazarı İsmail Saymaz, Suriye iç cenginde adı karmaşık ilişkileri sebebiyle sık sık gündeme gelen, Reyhanlı Katliamı ile IŞİD’iın Niğde saldırısında adı geçen 54 yaşındaki Heysem Topalca’nın, trafik kazasında öldüğünün ortaya çıkmasına köşesine taşıdı.

İsmail Saymaz, “Topalca, Suriye’de 2011’de başlayan iç savaşın Türkiye sınırındaki kara kutusu olarak biliniyordu. AK Parti’nin Esad’ın devrilmesini önceleyen hatalı dış politikasından ötürü eleğe çevrilmiş olan bu sınırın cihatçı otobanı gibi kullanılmasında ve Suriye’deki şeriatçı militanların yasa dışı şekilde Türkiye’ye geçmesinde kilit rol aldı.” ifadelerini kullandı.

 

İsmail Saymaz’ın haberi şu şekilde oldu:

Hatay’da, sekiz Suriyelinin içinde bulunmuş olduğu vasıta 10 Şubat akşamı Karapınar-Konya yolunda hızla seyrederken, önündeki TIR’a çarptı. Çarpışmanın etkisiyle hurdaya dönen vasıta savrulup takla attı. Aracı kullanan dahil üç şahıs can verdi.

Sürücü, Lazkiyeli bir Türkmen olan Heitem Topaljeh’di.

Türkiye’de cc diye biliniyordu.

 

Topalca, 2012’de babası, beş kardeşi ve onların ailelerini Yayladağ’a yerleştirmişti.

Bir ayağı Hatay’da, diğeri Suriye’deydi.

Sınırın kara kutusuydu.

IŞİD’in Türkiye’de gerçekleştirdiği ilk terör eyleminden bu yana aranıyordu.

NİĞDE SALDIRISI

Niğde’nin Ulukışla kazasından geçen Adana-Ankara otoyolunda, 20 Mart 2014 sabahı jandarmanın yol çevirmesi vardı. Hatay’dan İstanbul’a giden bir taksi durduruldu. Takside, İstanbul’da bir bombalı fiil gerçekleştirmek suretiyle Suriye’den Türkiye’ye geçen, ağır silahlar ve bombalarla yüklü çantalarla gezi eden üç IŞİD’çi vardı.

Adları; Benyamin Xu, Çendrim Ramadani ve Mohammad Zakiri’ydi.

Üç IŞİD’çi araçtan inerek Kalaşnikof marka silahlarını çekti ve jandarmaların üstüne el bombası attı. Bir çavuş, bir polis ve bir sivil şehit düştü.

Üç IŞİD’çi sağ yakalandı.

SAVAŞTAN ÖNCE MAZOT, SONRA İNSAN

Türkiye-Suriye sınırının cihatçı otobanına döndüğünün en açık kanıtı, Xu’daki bir not parçasında yazılı cep telefonu numarasıydı. Bu numara, Topalca’ya aitti.

Topalca, savaştan ilkin bir ülkeden diğerine hayvan, mazot ve çay kaçakçılığı yapıyordu. Savaştan sonrasında aynı güzergahta cihatçı, tabanca ve araç-gereç taşıdı.

Cihatçılar içinde Niğde’de yakalanan üç IŞİD’çi de vardı. Onları Reyhanlı’da karşılayıp hususi araçla sınırdan geçiren, Topalca’ydı.

Benyamin Xu, “Sınırda Topalca’nın görevlilerle samimi ve ilişkilerinin iyi olduğunu” düşünmüştü.

SİLAH KAÇAKÇILIĞI

Topalca, Suriye ordusunun müdahalesi sebebiyle ülke içinde taşınamayan silahları öncelikle Hatay’a yerleştirip bir başka sınır noktasından tekrardan Suriye’ye gönderiyordu.

Mesela, Yayladağ’ın Güveççi Jandarma Sınır Karakolu’nun ilerisinde 100’er tüfekten oluşan 8-10 kasalık silahı Suriyelilerin yardımıyla araca yükleyip Nişrin Köyü’ne geldiler. Silahları indirmeden jandarma yetişti. Gözaltına alınmalarına karşın, iyi mi olduysa Topalca bırakıldı. Topalca, Adana’da 2013’te araçta yakalanan roket başlıklarından da görevli tutuluyordu.

IŞİD’e tutsak düşmüş olduğu de oldu.

Suriye’ye haber için giden gazeteci Bünyamin Aygün ile Kasım 2013’te IŞİD tarafınca alıkonulup özgür bırakıldı.

TÜRKMEN TUGAYI

Topalca, kurduğu Türkmen Tugayı ile Suriye ordusuna karşı savaştı.

Yayladağ ayağında ‘Ömer’ adını kullanan kardeşi Ghassam Topaljeh ile bir başka Suriyeli Türkmen olan Ayhan Orli vardı.

Ulukışla saldırısı sonrası Niğde Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla meydana getirilen telefon dinlemelerine gore Orli, bazen Suriye’ye geçerek, savaşıyordu. Ayhan Orli, yereldeki görevlilerin göz yumması ile Ahrar’u Şam adlı örgütün sorumlusunu ve daha nicesini Türkiye’ye geçirdi.

HATAY’IN SUSURLUK’U

Topalca’nın öldüğü trafik kazası 25 yıl önceki Susurluk kazasını çağrıştırıyor. DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat  Nahiye, Güvenlik Müdürü Hüseyin Kocadağ ve devlet tarafınca aranan Abdullah Çatlı’nın içinde bulunmuş olduğu vasıta, 3 Kasım 1996’da bir kamyona çarpmıştı. Kocadağ ve Çatlı’nın öldüğü bu kaza, derin devletin sırlarına da gömüt olmuştu.

Topalca, Suriye’de 2011’de süregelen iç savaşın Türkiye sınırındaki kara kutusu olarak biliniyordu. AK Parti’nin Esad’ın devrilmesini önceleyen hatalı dış politikasından dolayı eleğe çevrilmiş olan bu sınırın cihatçı otobanı benzer biçimde kullanılmasında ve Suriye’deki şeriatçı militanların yasa dışı şekilde Türkiye’ye geçmesinde kilit rol aldı.

Tabanca geçirdi, cihatçı götürdü.

Çatlı benzer biçimde, arandığı ve aranırken Türkiye’de olmasına rağmen yakalanmadı.

Öldüğü kazada bile yanında yedi Suriyeli vardı. Kim bilir Türkiye’ye ne şekilde gelmişlerdi.

Topalca, hesap vermeden ve sırrını anlatmadan gitti.


Okumaya devam et.

Facebook

Popüler

Python örnek projeler deneme bonusu veren siteler