Connect with us

Gündem

MKE’nin hurda alaç alımlarında ‘KDV’li yolsuzluk: Dava dahi açılamıyor



Makine Kimya Endüstrisi (MKE) tarafınca Jandarma Genel Komutanlığı’ndan devralınan hurda kamyonetlerin satışı binek otomobil olarak yapılmış oldu. Hurda kamyonet satışı otomobil olarak gösterilince KDV de yüzde 18 yerine yüzde 1 olarak kesildi. İki yıl üst üste gerçekleşen bu satışlar sebebiyle kurum toplamda 1.4 milyon TL zarara uğradı.

Bir devrin meşhur dolandırıcısı Sülün Osman’a dahi taş çıkartacak sözkonusu satış vergi denetiminde ortaya çıktı. Olayın ortaya çıkmasının arkasından, 1301 tane aracı hurda olarak alan firmalardan 1.4 milyonluk KDV farkı geri istendi sadece negatif yanıt alındı. Öte taraftan MKE yetkilileri kamuoyuna yansırsa “prestij kaybına uğrarız” diyerek alıcı firmalara dava açmadı, 1.4 milyon TL bilançoya zarar olarak geçirildi.

‘SÜLÜN OSMAN’ BENZETMESİ

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili ve TBMM KİT Komisyonu üyesi Atila Sertel, MKE ile ilgili Sayıştay raporlarına yansıyan bulguları paylaştı. “Gün geçmiyor ki ülkede yeni bir yolsuzluk, usulsüzlük haberi almayalım” diyen Sertel, kamyonetleri otomobil olarak satanların Sülün Osman’a bile taş çıkartacak kişiler bulunduğunu söylemiş oldu. İki yıl aynı şekilde satış yapılmasına karşın MKE yetkililerinin bu olayın peşine gitmediğini, dava dahi açmadığını dile getiren Sertel, şu detayları verdi:

“Sayıştay’ın 2019 yılı raporuna göre Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı Ankara Büyük Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığınca MKE’nin 2015 yılına ilişkin 2015/12 vergilendirme dönemi inceleme altına alınmış. İnceleme sonucunda, Jandarma Genel Komutanlığından devredilen bazı araçların satışında, araçların ‘binek otomobil’ olarak değerlendirildiği ve yüzde 1 KDV hesaplandığı, ancak araçların ‘Kamyonet’ vasfında olduğu bu nedenle yüzde 18 KDV hesaplanması gerektiği belirtiliyor. Bu satış nedeniyle 2015-2016 hesap dönemine ait 723 bin TL ile 2017-2018 hesap dönemine ait 692 bin 637 olmak üzere toplam 1 milyon 415 bin 642 TL KDV farkı bilançoya faaliyet dışı zarar olarak geçirilmiş. Olayın vergi denetiminde ortaya çıkmasıyla bu hurda araçları alan firmalardan 1.4 milyonluk KDV farkı tahsil edilmek için girişimde bulunulduysa da alıcı firmalar yüzde 18 KDV uygulansaydı daha düşük teklif vereceklerini, ihale ilanında ve satış sonrası düzenlenen faturalarda satış bedeline yüzde 1 KDV uygulandığı bu nedenle ödeme yapmayacaklarını bildirmişler. Alıcılar belki kendilerince haklı bir nedenle resti çekiyor ancak MKE bu kişilere dava dahi açmıyor. Neden dava açılmadığı ve 1.4 milyonun direkt zarar olarak kaydedildiği sorgulanmalı ve hesabı sorulmalı.”

‘PRESTİJ KAYBI’ DEDİLER, DAVA AÇMADILAR

Atila Sertel, kurum yetkililerinin bu durumu kişisel bir kusur olarak görmediklerini, kamyonetin otomobil olarak ihale edilmesini hata olarak kabul ettiklerini belirterek, iki yıl üst üste tekrarlanan bu “Hata”yı kamuoyunun ve yargının takdirine bıraktığını söylemiş oldu. Sertel, “Kurum yetkilileri konuyla ilgili Sayıştay’a verdikleri cevapta; bu tür satışların 20-25 yıldır devam ettiğini, kişisel kusur olmadığını, olay ortaya çıkarsa kamuoyu nezdinde prestij kaybına uğrayacaklarını ifade ediyor. Bu nedenle zararın tahsili için dava dahi açılmıyor. 1.4 milyon TL de faaliyet dışı zarar olarak bilançoya ekleniyor. Sülün Osman’a taş çıkaracak olaylar yaşanıyor ama dava dahi açılmıyor. Bu nasıl bir iştir?” diye konuştu.


Okumaya devam et.
Yorum için tıkla

Cevap bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

TBMM Başkanı Şentop’tan ’28 Şubat’ mesajı


class=”cf”>

TBMM Başkanı Şentop, Twitter hesabından yapmış olduğu açıklamada, 24’üncü yıldönümünde, 28 Şubat darbesinin faillerini, taşeronlarını, işbirlikçilerini lanetle andığını, mağdurlarını, mazlumlarını selamladığını bildirdi. 28 Şubat darbesinin milleti ve iradesini hedef alması bakımından darbecilik geleneğinin karanlık örneklerinden birisi bulunduğunu belirten Şentop, şunları kaydetti:

“Milletimizin basireti ve sağduyusu bütün çatışma ve kaos beklentilerini boşa çıkarmış, ’28 Şubat bin yıl devam edecek’ sözünde ruhunu bulan millî irade karşıtlığı, 2002 seçimleriyle ağır bir yenilgiye uğramıştır. Türlü türlü kisvelere ve suni gerekçelere dayandırarak, sandıktan çıkmadan iktidar olmayı, millî iradeye ait gücü gaspetmeyi hedefleyenler, Türkiye’nin refahına, kalkınmasına ve milletin değerlerine karşı işledikleri suçlar dolayısıyla tarihe birer kara leke olarak geçeceklerdir. 28 Şubat darbesinin yıl dönümü vesilesiyle bir kez daha memnuniyetle belirtmek isterim ki, milletimizi terbiye edilecek bir sürü, demokrasiyi de lüzumsuz bir ayak bağı olarak görenler, milletimizin direnci ve şuuru sayesinde tasfiye olmuşlardır. Türkiye’nin ve demokrasimizin teminatı, 28 Şubat ve 15 Temmuz darbeleri başta olmak üzere bütün müdahalelere karşı iradesine sahip çıkan, ülkesinin geleceğini demokraside gören asil milletimizin bizatihi kendisidir.”


Okumaya devam et.

Gündem

Gizlilik sözleşmesi tartışmaları devam eden WhatsApp, yeni özelliğini duyurdu: ‘Gözleriniz için’



WhatsApp’ın Twitter üstünden meydana getirilen paylaşımda videolara yeni bir özellik geldiği duyuruldu.

Söz mevzusunda paylaşımda şu ifadeler kullanıldı:

“Kulaklarınız için değil, gözleriniz için. Artık videolarınızı durumunuza eklemeden veya sohbetlerinizde göndermeden önce sesini kapatabilirsiniz. Sadece Android’de mevcut.”

GİZLİLİK SÖZLEŞMEŞİ TARTIŞMALARI DEVAM EDİYOR

Son olarak firmanın yapmış olduğu açıklamalara nazaran, 15 Mayıs’a kadar veri paylaşımıyla ilgili gizlilik sözleşmesini kabul etmeyen kullanıcılar ileti gönderemeyecek ya da alamayacak. Bu kullananların hesapları “aktif olmayan hesap” olarak tanımlanacak.

Etken olmayan hesapların da 120 gün sonrasında silinebileceği belirtiliyor.

WhatsApp’ta arama ve bildirimler 15 Mayıs’tan sonrasında “kısa bir süre” daha çalışmaya devam edecek.

Sadece teknoloji haberleri sitesi TechCrunch bu sürenin yalnız “birkaç hafta”yla sınırı olan olacağını yazdı.

WhatsApp gizlilik sözleşmesini Ocak’ta güncellemişti.


Okumaya devam et.

Gündem

İsmail Saymaz ‘Hatay’ın kara kutusu’nu yazdı: ‘Susurluk kazasını andırıyor’


Sözcü Gazetesi yazarı İsmail Saymaz, Suriye iç cenginde adı karmaşık ilişkileri sebebiyle sık sık gündeme gelen, Reyhanlı Katliamı ile IŞİD’iın Niğde saldırısında adı geçen 54 yaşındaki Heysem Topalca’nın, trafik kazasında öldüğünün ortaya çıkmasına köşesine taşıdı.

İsmail Saymaz, “Topalca, Suriye’de 2011’de başlayan iç savaşın Türkiye sınırındaki kara kutusu olarak biliniyordu. AK Parti’nin Esad’ın devrilmesini önceleyen hatalı dış politikasından ötürü eleğe çevrilmiş olan bu sınırın cihatçı otobanı gibi kullanılmasında ve Suriye’deki şeriatçı militanların yasa dışı şekilde Türkiye’ye geçmesinde kilit rol aldı.” ifadelerini kullandı.

 

İsmail Saymaz’ın haberi şu şekilde oldu:

Hatay’da, sekiz Suriyelinin içinde bulunmuş olduğu vasıta 10 Şubat akşamı Karapınar-Konya yolunda hızla seyrederken, önündeki TIR’a çarptı. Çarpışmanın etkisiyle hurdaya dönen vasıta savrulup takla attı. Aracı kullanan dahil üç şahıs can verdi.

Sürücü, Lazkiyeli bir Türkmen olan Heitem Topaljeh’di.

Türkiye’de cc diye biliniyordu.

 

Topalca, 2012’de babası, beş kardeşi ve onların ailelerini Yayladağ’a yerleştirmişti.

Bir ayağı Hatay’da, diğeri Suriye’deydi.

Sınırın kara kutusuydu.

IŞİD’in Türkiye’de gerçekleştirdiği ilk terör eyleminden bu yana aranıyordu.

NİĞDE SALDIRISI

Niğde’nin Ulukışla kazasından geçen Adana-Ankara otoyolunda, 20 Mart 2014 sabahı jandarmanın yol çevirmesi vardı. Hatay’dan İstanbul’a giden bir taksi durduruldu. Takside, İstanbul’da bir bombalı fiil gerçekleştirmek suretiyle Suriye’den Türkiye’ye geçen, ağır silahlar ve bombalarla yüklü çantalarla gezi eden üç IŞİD’çi vardı.

Adları; Benyamin Xu, Çendrim Ramadani ve Mohammad Zakiri’ydi.

Üç IŞİD’çi araçtan inerek Kalaşnikof marka silahlarını çekti ve jandarmaların üstüne el bombası attı. Bir çavuş, bir polis ve bir sivil şehit düştü.

Üç IŞİD’çi sağ yakalandı.

SAVAŞTAN ÖNCE MAZOT, SONRA İNSAN

Türkiye-Suriye sınırının cihatçı otobanına döndüğünün en açık kanıtı, Xu’daki bir not parçasında yazılı cep telefonu numarasıydı. Bu numara, Topalca’ya aitti.

Topalca, savaştan ilkin bir ülkeden diğerine hayvan, mazot ve çay kaçakçılığı yapıyordu. Savaştan sonrasında aynı güzergahta cihatçı, tabanca ve araç-gereç taşıdı.

Cihatçılar içinde Niğde’de yakalanan üç IŞİD’çi de vardı. Onları Reyhanlı’da karşılayıp hususi araçla sınırdan geçiren, Topalca’ydı.

Benyamin Xu, “Sınırda Topalca’nın görevlilerle samimi ve ilişkilerinin iyi olduğunu” düşünmüştü.

SİLAH KAÇAKÇILIĞI

Topalca, Suriye ordusunun müdahalesi sebebiyle ülke içinde taşınamayan silahları öncelikle Hatay’a yerleştirip bir başka sınır noktasından tekrardan Suriye’ye gönderiyordu.

Mesela, Yayladağ’ın Güveççi Jandarma Sınır Karakolu’nun ilerisinde 100’er tüfekten oluşan 8-10 kasalık silahı Suriyelilerin yardımıyla araca yükleyip Nişrin Köyü’ne geldiler. Silahları indirmeden jandarma yetişti. Gözaltına alınmalarına karşın, iyi mi olduysa Topalca bırakıldı. Topalca, Adana’da 2013’te araçta yakalanan roket başlıklarından da görevli tutuluyordu.

IŞİD’e tutsak düşmüş olduğu de oldu.

Suriye’ye haber için giden gazeteci Bünyamin Aygün ile Kasım 2013’te IŞİD tarafınca alıkonulup özgür bırakıldı.

TÜRKMEN TUGAYI

Topalca, kurduğu Türkmen Tugayı ile Suriye ordusuna karşı savaştı.

Yayladağ ayağında ‘Ömer’ adını kullanan kardeşi Ghassam Topaljeh ile bir başka Suriyeli Türkmen olan Ayhan Orli vardı.

Ulukışla saldırısı sonrası Niğde Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla meydana getirilen telefon dinlemelerine gore Orli, bazen Suriye’ye geçerek, savaşıyordu. Ayhan Orli, yereldeki görevlilerin göz yumması ile Ahrar’u Şam adlı örgütün sorumlusunu ve daha nicesini Türkiye’ye geçirdi.

HATAY’IN SUSURLUK’U

Topalca’nın öldüğü trafik kazası 25 yıl önceki Susurluk kazasını çağrıştırıyor. DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat  Nahiye, Güvenlik Müdürü Hüseyin Kocadağ ve devlet tarafınca aranan Abdullah Çatlı’nın içinde bulunmuş olduğu vasıta, 3 Kasım 1996’da bir kamyona çarpmıştı. Kocadağ ve Çatlı’nın öldüğü bu kaza, derin devletin sırlarına da gömüt olmuştu.

Topalca, Suriye’de 2011’de süregelen iç savaşın Türkiye sınırındaki kara kutusu olarak biliniyordu. AK Parti’nin Esad’ın devrilmesini önceleyen hatalı dış politikasından dolayı eleğe çevrilmiş olan bu sınırın cihatçı otobanı benzer biçimde kullanılmasında ve Suriye’deki şeriatçı militanların yasa dışı şekilde Türkiye’ye geçmesinde kilit rol aldı.

Tabanca geçirdi, cihatçı götürdü.

Çatlı benzer biçimde, arandığı ve aranırken Türkiye’de olmasına rağmen yakalanmadı.

Öldüğü kazada bile yanında yedi Suriyeli vardı. Kim bilir Türkiye’ye ne şekilde gelmişlerdi.

Topalca, hesap vermeden ve sırrını anlatmadan gitti.


Okumaya devam et.

Facebook

Popüler

Python örnek projeler deneme bonusu veren siteler