Connect with us

Gündem

Katar anlaşması Türkiye’yi nasıl etkiler?


Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Mısır ile Katar arasındaki diplomatik kriz, dün Körfez İşbirliği Konseyi Zirvesi’nde imzalanan bildirgiyle sonlanmış oldu. 3,5 senedir Suudi Arabistan öncülüğünde Katar’a kuşatım tatbik eden dört ülke, hava sahalarını ve sınırlarını Katar’a açacağını duyurdu.

“Katar’a uygulanan ablukanın kalkması Orta Doğu ve Türkiye için ne anlama geliyor?” sorusuna BBC Türkçe’den Ece Göksedef cevap aradı:

Dört ülke ile Katar arasındaki ihtilaf mevzuları içinde, Türkiye’nin de direkt Katar’la aynı politikaları uyguladığı ve iki ülkenin birbirini desteklediği mevzular da var.

Mesela iki ülke Libya’da aynı tarafları destekliyor. Mısır’daki darbe sonrası süreçte iki ülke de Müslüman Kardeşler üyelerine kapılarını açtı. Hamas’a verilen destek ve İran’la bazı alanlarda da olsa bölgesel ortaklaşa iş sürüyor.

Bu sebeple Suudi Arabistan öncülüğündeki ülkeler, Katar’daki Türk askeri üssünün de kapatılmasını şartlar içinde saymıştı. Sadece ne Türkiye ne de Katar bu mevzuda geri adım attı. Üssün çapı büyürken daha çok Türk askeri Katar’da konuşlandı; ortak tatbikatlar devam etti.

Anlaşmayla beraber Türkiye-Katar ilişkilerinin seyrinde bir değişim olur mu? Körfez ülkeleri üstüne emek harcamalar icra eden Oxford Üniversitesi’nden Galip Dalay’a sorduk:

“Türkiye için bu anlaşmanın pozitif bir tarafı var. Türkiye, üç ülkeyle ilişkilerini bir süredir birazcık dahi olsa yumuşatma arayışında: İsrail, Mısır ve Suudi Arabistan. Katar ile Suudi Arabistan’ın normalleşmesi aslına bakarsan bir süredir malum bir süreçti. Türkiye ile Katar bu süreçteki aşamaları detaylıca konuşuyordur.

“Türkiye aslına bakarsan Kaşıkçı cinayetine kadar BAE ve Suudi Arabistan içinde bir fark gözetiyordu. BAE hakkında daha sert ve açık eleştiriler yaparken Suudi Arabistan’a daha düşük tonlu eleştiriler yöneltiyordu şu sebeple Suudi Arabistan ile daha değişik bir ilişki geliştirebileceğine inanıyordu. Sadece ilkin Katar ablukası peşinden Kaşıkçı cinayetiyle Türkiye’de Suudi Arabistan ve BAE tek bir blok şeklinde algılanmaya başladı.

“Muhammed bin Salman da siyasi hayatının en büyük krizini Kaşıkçı olayıyla, yani Türkiye’nin merkezinde olduğu bir olay üzerinden yaşadı. Bu gelişmelere rağmen Katar’la normalleşmesi, Türkiye ile ilişkilerine de bir nebze olumlu yansıyan bir işlev görecektir.”

HABERİN DEVAMINI KAYNAĞI BBC TÜRKÇE’DEN OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ
https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-55543576


Okumaya devam et.
Yorum için tıkla

Cevap bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

Fahrettin Koca, Kemal Kılıçdaroğlu’nu ‘aşı programını riske atmakla’ suçladı


Sıhhat Bakanı Koca, Kılıçdaroğlu’nun sorularına toplumsal medya hesabından yayınladığı bir metin ile cevap verdi.

Kılıçdaroğlu’na, “Ülkenin aşı programını riske atarak nasıl bir kazanç umuyor, bedelini aşı sırası bekleyenler öderse vicdanına nasıl izah edecek?” şeklinde sorular da yönelten Koca, “Tek yetkili distribütörü aracı olarak tanımlayıp yolsuzluk imasında bulunmak kamuya satış yapan tüm tek yetkili firmaları yolsuzlukla ithamdır. Belgesiyle açıklamamıza rağmen hala bedava aşı alındığı ifade edilmektedir. Bu kötü niyetli yaklaşıma alışmış olsak da meşru göremeyiz” dedi.

Koca açıklamasında, “Sayın Kılıçdaroğlu Türkiye’nin aşı programını riske atarak nasıl bir kazanç umuyor? İlişkilerin bozulması, tedarikin zorlaşması milletin aleyhine ama siyaseten kendi lehine mi olacak? Bu tutumun bedelini aşı sırası bekleyenler öderse, bunu kendi vicdanına nasıl izah edecek?” ifadelerini kullandı.

Koca, “Sayın muhalefet liderini, kendisi aşısını olduğu halde kendisinden sonra aşı olacak vatandaşlarımıza kullanılacak aşıların tedarikini umursamadan riske atmak yerine, bu konuda sorumlu davranmaya davet ediyorum” dedi.

Koca ek olarak, “Çin’le aramızda kesinlikle “bedava aşı” anlaşması olmamış, Devletimiz Sinovac ile anlaşılan bedellerin dışında hiçbir ödeme yapmamıştır” ifadelerini kullandı.

Fahrettin Koca’nın açıklaması şöyleki:

“Sayın Kılıçdaroğlu Türkiye’nin aşı programını riske atarak nasıl bir kazanç umuyor? İlişkilerin bozulması, tedarikin zorlaşması milletin aleyhine ama siyaseten kendi lehine mi olacak? Bu tutumun bedelini aşı sırası bekleyenler öderse, bunu kendi vicdanına nasıl izah edecek? Sayın muhalefet liderini, kendisi aşısını olduğu halde kendisinden sonra aşı olacak vatandaşlarımıza kullanılacak aşıların tedarikini umursamadan riske atmak yerine, bu konuda sorumlu davranmaya davet ediyorum.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de küresel salgın ile kontrollü bir mücadele veriliyor. Salgının ilk gününden beri siyaseti mücadelemizin dışında tutmak için büyük gayret sarf ettik. 83 milyonu ilgilendiren bir süreçte bir vatandaşımızın bile mücadelenin dışında kalmaması için gayret ettik. Herkese eşit mesafede durarak toplu bir mücadele yönetimi vermeye çalıştık. Bu kararlılığımızda hiç bir değişiklik yoktur. Son günlerde ise salgınla mücadelenin çeşitli adımları siyasete malzeme edilmeye çalışılmaktadır. Elbette siyasiler eleştiride bulunacaklar ve biz de bunlardan çıkaracağımız dersleri çıkararak sürece katkısını esas alarak tepki vereceğiz. Ancak siyaset her türlü ithamı meşru kılacak bir savaş alanı olarak ele alınmamalı ve sonuçları itibariyle salgınla mücadeleyi sekteye uğratacak sonuçları hedeflememelidir. Mücadelenin selameti ve aşı programının başarıyla devam etmesi en büyük önceliğimizdir.

Çin’den bir milyon doz aşı bedava mı alındı?

Ayrıca, vatandaşımızın kafasında soru işaretleri kalmaması açısından bazı konulara açıklık getirmek gerektiği de ortadadır. Muhalefet partisi genel başkanının grup toplantısındaki konuşmanın bir bölümü aşağıdadır:

“Dedim ki Çin’den 1 milyon doz aşı bedava alındı mı? Bedava alınan bu aşı DMO’ya dozu 12 dolardan 12 milyon dolara fatura edildi mi?”

Kendilerinin birinci sorusunun cevabı net “Hayır, 1 milyon doz aşı bedava alınmadı.” Ancak devamında, bedava alındığına hükmederek “bedava alınan bu aşı” ifadesi ile ikinci sorusuna başlamaktadır. Peşin hükümlü olmak tam olarak budur. Belgesi ile açıklamamıza rağmen halen bedava aşı alındığı ifade edilmektedir. Bu kötü niyetli yaklaşıma alışmış olsak da meşru görmemiz mümkün değil. Devamında ise bir aracı firma konusu gündemde tutularak ithamlara devam edilmektedir.

Yetkili distribütör mü aracı firma mı?

Aracı firma ile tek yetkili distribütör birbirinden farklı yetki ve sorumlulukları kapsar. Tek yetkili distribütör ana firmanın ülkemizdeki tek yetkilisidir. Aracı firma ise birden çok olabilir. Ana üretici birden çok aracı ile çalışabilir. Hatta aracı firmalar yetkili olmadan da aracılık faaliyetleri yürütebilir. Aracı firma ana firmadan mal alıp kar ile alıcıya satandır. Yetkili firma ise ana firmanın temsilcisi ve müteselsil sorumluluk paylaştığı yetkilidir. Tek yetkili distribütörü aracı olarak tanımlamak ve üzerinden yolsuzluk imasında bulunmak kamuya satış yapan tüm tek yetkili firmaları aracı konuma koyarak yolsuzlukla itham etmek anlamına gelir. Distribütör firmanın pazarlık konusunda hiçbir etkisi olmamıştır. Bakanlığımız ve Devlet Malzeme Ofisi görüşmeleri daha önce açıkladığımız ve Sinovac’ın iki mektubunda da açıkça ifade dildiği gibi üretici firma ile doğrudan yapılmıştır.

Üretici ile distribütörü arsındaki anlaşma mı DMO’nun yaptığı alım sözleşmesi mi?

Muhalefet partisi lideri konuşmasında yine aşağıdaki ifadeleri kullanmaktadır:

“Coronavac aşısının Sinovac ve Keymen arasında imzalanan anlaşmalara uygun olarak T.C. Sağlık Bakanlığına Sinovac adına tedarik edildiğini teyit etmekteyiz. Anlaşmayı DMO ile yaptıklarından hiç söz etmiyor. Sinovac ve Keymen ile teyit ederiz diyor. Demek ki Sayın Bakan yanıltıldı. Gerçek de ortaya çıktı kabul ettiler. 12 milyon doz aşı bedava geldi ve onu 12 milyon dolara DMO’ya sattılar.”

Aziz vatandaşlarım,

Mektubu okuyan her vicdan sahibi açıkça anlayacaktır ki Sinovac ile distribütör firma arasında imzalanan anlaşma, aralarındaki tek yetkili distribütörlük anlaşmasıdır. Bu anlaşmaya istinaden Keymen’in kendisini temsil ettiğini ifade etmektedir.

Bunu çarpıtarak “anlaşmayı DMO ile yaptıklarından hiç söz etmemektedir” demek maalesef kötü niyettir. Bu cümlelerden 1 milyon doz aşının bedava alındığı sonucunu çıkarmak ise tarifi mümkün olmayan bir çarpıtma örneğidir. Meşru görmemekle birlikte bu duruma da alıştık.

Açıklanan bedelsiz faturanın anlamı nedir?

Bir firmaya çıkar sağlanarak devletin zarara uğratıldığı iddiası tamamen yanlıştır. Gerek Sinovac’ın açıklamalarında gerekse tek yetkili distribütörün açıklamasında 1 milyon doz aşının teminat karşılığı olarak kullanıldığı, bedelin Faz 3 çalışmaları ve Türkiye’de dolumu yapılacak ürünler için kullanılmak üzere distribütöre gönderildiği açıklanmıştır. Sinovac tarafından teslim edilen aşıların bedelinin tahsil edildiği ortadadır. Devlet Malzeme Ofisi de bedava alabileceği aşıyı bir aracıdan parayla almamış, teslim alınmamış aşılar için 1 kuruş dahi ödeme yapmamıştır. Çin’le aramızda kesinlikle “bedava aşı” anlaşması olmamış, Devletimiz Sinovac ile anlaşılan bedellerin dışında hiçbir ödeme yapmamıştır.

Ticari sır nedir?

Konuşma içinde eleştiri konusu yapılan “ticari sır” meselesi ise oldukça basit bir konudur. Türkiye vatandaşlarının menfaatini korumak için Sinovac firmasıyla sözleşme tarihi itibarıyle aşıyı dünyada en ucuza alan ülke olmak üzere anlaşmıştır. Bunun karşılığında ilgili firma bu bedelin 3. taraflarla paylaşılmamasını ve diğer ülkelere karşı zor durumda kalmamayı talep etmiştir. Türkiye tarafı da bu bedeli gizli tutmayı taahhüt etmiştir. Ticari sır konusu sadece bundan ibarettir.

Bu bedellerin yazılı olduğu evrakı usulsüz olarak elde ederek bedeli ifşa etmek ülkemiz ile Sinovac arasındaki anlaşmanın ihlali anlamına gelmektedir. Burada amaçlananın, açı temin ettiğimiz üretici firma ile Türkiye ilişkilerini bozmak olduğunu düşünmek dahi istemem.

Türkiye’nin aşı programını riske atmaktan ne umuluyor?

Bundan daha tehlikeli olan ise kendilerinin aşağıdaki ifadesidir:

“Ya Çin ile Uygur Türklerine yaptığı zulüm nedeniyle aranız bozulmuyor da benim aşı dolayısıyla mı sizin aranız bozuluyor?”

Aziz Vatandaşlarım, bu hiç masum bir soru değildir. Ülkeler arası ilişkilerdeki hassas konuları zamansız ve sağlık gibi her türlü uyuşmazlıktan azade bir konuda gündeme getirmek sadece ve sadece aşı tedarikini riske atmaktır. Bu konunun gündeme getirilmesi için seçilen zaman akıl ve izanla bağdaşamaz. Bu husustaki niyeti milletimizin vicdanına havale ediyoruz.

Sayın Kılıçdaroğlu Türkiye’nin aşı programını riske atarak nasıl bir kazanç umuyor? İlişkilerin bozulması, tedarikin zorlaşması milletin aleyhine ama siyaseten kendi lehine mi olacak? Bu tutumun bedelini aşı sırası bekleyenler öderse, bunu kendi vicdanına nasıl izah edecek?

Sayın muhalefet liderini, kendisi aşısını olduğu halde kendisinden sonra aşı olacak vatandaşlarımıza kullanılacak aşıların tedarikini umursamadan riske atmak yerine, bu konuda sorumlu davranmaya davet ediyorum.

Biz isterdik ki, salgının yüküne polemiklerle yeni yükler eklenmesin. Sorumsuz sözler halkımızı yormasın. Eğer eleştiriler olacaksa sürece zindelik katsın. Türkiye salgınla mücadelesini bugüne 83 milyon birlikte getirdi. Arada bir firemiz varsa da yolumuza biz birlikte devam edeceğiz.

Aşı için sıra bekleyen vatandaşlarımıza ve bütün milletimize saygılarımla.”


Okumaya devam et.

Gündem

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehit ailelerine başsağlığı diledi


class=”cf”>

Alınan bilgiye gore, Cumhurbaşkanı Erdoğan, 8. Kolordu Komutanı Korgeneral Osman Erbaş, Jandarma İstihbarat Kurmay Albay Şentürk Aydınyer, Kurmay Pilot Yüzbaşı Gökhan Uysal, Kurmay Pilot Yüzbaşı Tayfun Kureş, Yüzbaşı Salih Sarıoğlu, Astsubay Kıdemli Başçavuş Mehmet Demir, Astsubay Kıdemli Üstçavuş Nazmi Yılmaz, Astsubay Kıdemli Üstçavuş Ömer Umulu, Uygulaman Kıdemli Çavuş Şükrü Karadirek, Piyade Uzman Çavuş Hakan Gül ve Piyade Uzman Çavuş Tolga Demirci’nin ailelerine başsağlığı mesajı gönderdi.


Okumaya devam et.

Gündem

Normalleşmeyle beraber Gaziantep’te baklavaya talep arttı



Kontrollü normalleşmeyle birlikte baklavaya olan talep yüzde 50 artış gösterdi.


Normalleşmeyle beraber Gaziantep'te baklavaya talep arttı

Kontrollü normalleşmeye geçildiğinin açıklanmasının peşinden kafe, restoran şeklinde işletmeler kapasitelerinin yüzde 50’si kadar alan kişi kabul etmeye başladı.

Kısıtlamanın kademeli kaldırılmasına en oldukca sevinen sektörler ise bilhassa yeme içme sektörü oldu.

GAZİANTEP’TE BAKLAVACILAR KAPASİTEYİ YÜZDE 50 ARTIRDI

Baklavanın başkenti Gaziantep’te baklavacılar kapasitelerini yüzde 50 arttırdı. Bilhassa kafe restoranların açılmasıyla kendilerine talebin arttığını ifade eden baklava ustası Ömer Kozan, yoğun mesai harcadıklarının altını çizdi.

Normalleşmeyle birlikte Gaziantep’te baklavaya talep arttı VİDEO

“SİPARİŞLERE YETİŞMEYE ÇALIŞIYORUZ”

Baklava ustası Kozan, “Kontrollü normalleşmenin peşinden işlerimizde bir artış olmaya başladı. Tüm ekibimizle sabahın erken saatlerinde çalışmaya başlıyoruz. Şuanda yoğun bir siparişimiz var. İnsanlar kendi evlerinde de tatlı yapıyor.

Normalleşmeyle beraber Gaziantep te baklavaya talep arttı #1

BİR YERDE AİLE OTURABİLMEK SAĞLANDI

Fakat bir yerde ailece oturamıyorlardı. Doğal normalleşmeyle birlikte vatandaşlar aileleriyle birlikte dışarıda da oturarak yiyecek yemeye başladı, bu da bizlere pozitif yönde olarak yansıyor. Pandemi döneminde hem müşteriler hem de biz sorun yaşadık. Şu anda oldukca şükür sıkıntımız kalmadı. Kargo yada gel al yapıyorduk fakat şuan restoranlara, kafelere de sipariş alıyoruz. Bizde bu siparişlere yetişmek için ekiplerimizle beraber hummalı bir halde çalışıyoruz.” dedi.

Normalleşmeyle beraber Gaziantep te baklavaya talep arttı #2

“TEK AMACIMIZ KALİTELİ BAKLAVA”

Tek amaçlarının kaliteli baklava yapmak bulunduğunu söyleyen Kozan, “Bizim baklavada tek düşüncemiz kalitedir. Fıstık ve yağımızı yılda bir kez temin ediyoruz. Baklavanın olmazsa olmazı ustalığı ve malzemesidir. Özellikle sert buğday unu kullanmak lazım. Biz baklavamızda hiçbir zaman katkı maddesi kullanmıyoruz. Her şeyimiz doğaldır. Amacımız kaliteli ürünü Gaziantep ve tüm Türkiye’ye yetiştirebilmek.” diye konuştu.

Normalleşmeyle beraber Gaziantep te baklavaya talep arttı #3


Okumaya devam et.

Facebook

Popüler

Python örnek projeler deneme bonusu veren siteler