Connect with us

Gündem

Galatasaray Onyekuru’yu kadrosuna kattı




Galatasaray Sportif Sınai ve Ticari Yatırımlar AŞ’den Borsa İstanbul’a gönderilen ve Kamuyu Aydınlatma Platformunda (KAP) da yer edinen açıklamada, “Profesyonel futbolcu Henry Chukwuemeka Onyekuru ve kulübü AS Monaco Football Club SAM ile oyuncunun 2020-2021 sezonu için geçici transferi konusunda anlaşmaya varılmıştır. Buna göre, futbolcunun kulübüne net 650 bin avro tutarında geçici transfer ücreti ödenecektir. Yapılan anlaşmaya göre 11.06.2021 tarihine kadar şirketimizin net 4 milyon 350 bin avro transfer bedeli karşılığında oyuncuyu satın alma opsiyonu bulunmaktadır.” ifadeleri kullanıldı.


Açıklamada, 23 yaşındaki futbolcuya 2020-2021 futbol sezonu için net 750 bin avro ücret ödeneceği açıklandı.


Galatasaray Kulübü Başkanı Mustafa Cengiz, yeni transferleri Henry Onyekuru’nun ‘evin oğlu’ bulunduğunu söylemiş oldu.


Türk Telekom Stadı’nda meydana getirilen imza töreninden sonrasında GS TV’ye açıklamalarda bulunan Cengiz, “Kendisini isteyen birçok takım vardı. Onyekuru bizi ısrarla istedi. Türkiye’den veya dünyadan diğer takımların tekliflerine dönüp bakmadı bile.” ifadelerini kullandı.


“Birileri bir laf çıkarttı, ‘Elin oğlu, evin oğlu’ diye. Bence evin oğlu Onyekuru. Üçüncü defa geldi.” diyen Mustafa Cengiz, “Gösterdiği sahiplenme, aidiyet ve sadakat duygusundan ötürü kendisine çok teşekkür ediyoruz. Bu bir duruştur, parayı tercih etmedi. Aşkını, sevgisini tercih etti.” şeklinde konuştu.


Galatasaray’ın 3. kez kiralık olarak ekibine katmış olduğu Nijeryalı futbolcu Henry Onyekuru, sarı-kırmızılı ekipte uzun süre kalmak istediğini söylemiş oldu.


Türk Telekom Stadı’nda meydana getirilen imza töreninden sonrasında GS TV’ye açıklamalarda bulunan Onyekuru, “Tekrar burada olmaktan ötürü çok mutluyum. Umarım bu gelişim kulübüme birçok gurur yaşatır ve nice başarılar getirir. Galatasaray’da çok fazla gol atmayı ve üzün süre kalmayı umuyorum.” ifadelerini kullandı.


Kendisine güvenenlere teşekkür eden 23 yaşındaki oyuncu, “Buraya en yüksek performansımı göstermeye geldim. Hedefim daha çok başarı elde etmek ve kupa kazanmak. Taraftarın bizimle gurur duymasını istiyorum. İnşallah bu sene hem Süper Lig’i hem de Türkiye Kupası’nı kazanmak istiyoruz.” şeklinde konuştu.


(AA)





Okumaya devam et.
Yorum için tıkla

Cevap bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

‘İzmir Gevreği’ne coğrafi işaret almak için başvuruldu



İzmir Gevreği’nin, pişirilme şekli, görüntüsü ve tadı öteki illerde üretilen simitlerden değişik. Şehir de bu lezzetini tescilleyerek ileriki nesillere aktarmak istiyor.


'İzmir Gevreği'ne coğrafi işaret almak için başvuruldu

İzmir Pide ve Gevrekçiler Odası Başkanı Şükrü Erişen, öteki illerde satılan simitlerden görünüm, lezzet ve şekli açısından değişik olan “İzmir Gevreği”ni, coğrafi işaret tescili alarak kendilerine özgü bu lezzete kimlik kazandırmaya çalışıyor.

Erişen, yapmış olduğu açıklamada “İzmir Gevreği” için Türk Patent ve Marka Kurumuna yaptıkları başvurunun değerlendirme aşamasında bulunduğunu, üretim yöntemi ve tadı öteki illerdeki simitlerden değişik olan İzmir Gevreği ile ilgili farkındalık yaratmak istediklerini belirtti.

“İZMİRLİLER ‘SİMİT’ DEMEZ, ‘GEVREK’ DER”

İzmir Gevreğinin kendine özgü lezzete haiz bulunduğunu kaydeden Erişen, açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“İzmirliler ‘simit’ demez, ‘gevrek’ der. Hakkaten de İzmir Gevreği öteki illerde satılan simitlerden hem görünüm hem lezzet hem de üretim şekli açısından farklıdır. İzmir Gevreği ilkin pekmezde sonrasında fırında iki kere pişer. Adı üstünde gevrek gevrek pişer. Hamur harcını yoğrulup sıcak pekmez kazanında bir dakikaya yakın haşlanıp kabartılır, sonrasında susama bulanıp fırında pişirilir.

DİĞER İLLERDE ÜRETİMİ FARKLI

Öteki illerde ise üretim farklıdır. Mesela İstanbul simidi üretiminde hamur harcı soğuk pekmez kazanına sokulup susamlanır ve fırına verilir. Bu şekilde iki ürün içinde lezzet ve görünüm farkı da oluşur. Biz gevreğin mideye gitmeden ilkin göze de hitap etmesi icap ettiğini düşünüyoruz. İzmir Gevreğinin tescilini alacağız ve kentimizin mühim bir değerinin adını, özelliklerini koruma altına alacağız, gelecek nesillere taşıyacağız.”

 İzmir Gevreği ne coğrafi işaret almak için başvuruldu #1

(İzmir Gevreği)

simit

(Simit)


Okumaya devam et.

Gündem

‘Temel Gelir Güvencesi’ zamanı (*)


Prof. Dr. Mustafa Durmuş – Covid-19 Salgını ile beraber kapitalizm emekçi sınıflar ve halklar üstündeki baskısını iyice artırdı. Bu devrin en belirgin özelliği; ekonomik krizler, fazlaca zayıf ekonomik toparlanma, yüksek işsizlik, giderek derinleşen yoksulluk ve açlık oldu.

Emeği zayıflatan bu süreci hızlandıran bir öteki etkense bir süredir artmakta olan ana para yoğunlaşması ve hızla gelişen teknolojinin niçin olduğu dijitalleşme, robot kullanımı ve suni zekâ uygulamaları oldu. Teknoloji giderek canlı emeği üretimin dışına çıkartmaya başladı.

İşin kötüsü dünya işçi sınıfı ve emekçi halkları bu sürece en örgütsüz oldukları, dolayısıyla da en kuvvetsiz oldukları aniden yakalandılar.

Netice olarak, paracı toplumda yaşamak için lüzumlu olan gelirin istihdam ile bağları giderek kopuyor ve emeklerinden başka satacak başka bir şeyi bulunmayan insanoğlu yoksulluğa ve açlığa mahkûm ediliyorlar.

Bu şekilde bir tarihsel anda dünyanın her yerinde Evrensel Temel Gelir Güvencesi talepleri giderek artıyor. Güvencesizliğin asla olmadığı kadar arttığı (ve daha da artacağı) bu yeni süreçte insanların bir insanlık hakkı olarak gelir güvencesine haiz olmaları gerektiği vurgulanıyor.

Temel Gelir Güvencesi yalnız koruma amaçlı değil

Temel Gelir Güvencesi (TGG), yalnız artan yoksulluğa, gelir bölüşümü adaletsizliğine ve açlığa karşı emekçi halkları korumak için tasarlanmış bir vasıta değil.

Hem de insanların hayatlarını iyileştirmek, kendilerine nitelikli süre bırakmak, onları güçlendirmek ve geleceğe daha umutla bakabilmelerini sağlayabilmek için de kullanılabilecek bir vasıta. 

TGG ek olarak, hem üretimdeki etkin işçi sınıfını, hem işsizleri, hem de bayanları güçlendirici bir vasıta. Hem de doğadaki ortaklaşa varlıklarımızın daha azca tüketilmesine destek olabileceğinden ekoloji dostu bir program.

Keza TGG, derin ekonomik ve politik kriz dönemlerinde yoksullaşmış, gelecekten umudunu kesmiş kitlelerin aşırı sağcı ve faşist yapıların, hareketlerin peşine takılmasını önleyebilecek bir vasıta olarak da görülmeli.

Lütuf, sadaka değil, bir hak!

Temel Gelir Güvencesi bir lütuf, bağış ya da sadaka değil, insanlık hakkı. Bu sebeple her insanoğlunun (işi olsun ya da olmasın), yaşamını idame ettirebilecek bir gelir elde etme hakkı var.

Dünyanın birçok ülkesinde, bilhassa de Covid-19 Salgını sonrasında, TGG talebi artıyor. Salgınla beraber, ulusal ekonomiler daraldıkça, işçiler işi olmayan kaldıkça, hükümetler yaşam standartlarındaki erimeyi önleyebilmek için TGG içerikli programlara yöneldiler. Hollanda, Avustralya, Yeni Zelanda, Portekiz, Japonya ve İtalya Salgın süresince işçileri korumak için bu şekilde programlar üstünde çalışmaya başladılar.

Özetlemek gerekirse, ekonomik çöküntüyü ve sıhhat felaketini savuşturabilmek için, genişletilip güçlendirilmiş bir toplumsal koruma ağı ile beraber, Temel Gelir Desteği verilmesi öneriliyor. Bu tavsiye, işçilerin salgın süresince karşılaşmış olduğu güvencesizliği hafifletecek ve Salgın ile daha da artan eşitsizlikleri yumuşatabilecek bir tavsiye olarak değerlendiriliyor.

Başarı göstermiş uygulamaları mevcut

Temel Gelir Güvencesinin hali hazırda; Alaska, Kanada, Brezilya, İran (geçmişte), Hindistan, Filipinler ve Finlandiya’da başarıya ulaşmış örnekleri mevcut. İspanya Hükümeti aşamalı bir TGG programını hayata geçirme hazırlığı içinde.

Nüfusun yüzde 5’ini kapsayan ve her yoksul 5 kişiden 4’üne ulaşan (şimdilik en yoksullardan başlamış olan), ayda 500 avroluk bir gelir desteğini istihdamdan bağımsız olarak sunan Finlandiya deneyiminden de görüldüğü şeklinde, bu şekilde bir güvence işçileri tembelleştirmediği şeklinde, morallerini düzelterek, onları daha mutlu kılıyor.

Emekten yana köktencilik reformlardan biri

Temel Gelir Güvencesini,  “çalışma saatlerinin düşürülmesi”, “herkes için nitelikli ve ücretsiz kamusal hizmetlerin yaygın bir biçimde sunulması” ve “yerelden yönetilen, topluma yararlı, ekoloji dostu kamu garantili istihdam programları” şeklinde emekten yana reformların bir parçası olarak uygulamak fazlaca daha doğru bir strateji.

TGG için mevcut haklardan ya da kazanımlardan caymak zorunda değiliz. Kaldı ki bu şekilde bir tavsiye kabul edilebilir de değil.

Bu şekilde bir programın finansmanı devlet bütçesinde yapılacak değişimlerle rahatça sağlanabilir. Burada karşımıza çıkabilecek mesele kaynak yetersizliğinden ziyade tercih sorunudur. Bütçeyi emekten ve halktan yana kullanma tercih edildiğinde TGG için ihtiyaç duyulan kaynak sağlanabilir.

Finansman deposu kamu bütçesi

Bütçenin harcamalar boyutuyla ilgili olarak; toplumsal bir yarar sağlamayan, insanı güçsüzleştiren, ekoloji ve barışı yok eden aşırı güvenlik harcamalarının asgariye indirilmesi, israf niteliğindeki devlet harcamalarına ve büyük ana paraya verilen mali desteklere son verilmesi, KOİ projeleri sebebiyle bütçeden büyük müteahhitlere meydana getirilen ödemelerin durdurulması derhal yapılabilecek düzenlemelerdir.

Bütçenin gelirler tarafında ise;  toplanamayan, affedilen ana para vergilerinin toplanması, bu yıl miktarı 231 milyar lirayı bulacak olan ana paraya dönük vergi muafiyet, kural dışı ve indirimlerinin sonlandırılması, üst gelir gruplarının vergi oranlarının ve kurumlar vergisi oranının yükseltilmesi, kıymetli arazi vergisi, rant vergisi, en zenginlerden alınacak bir artan oranlı servet vergisi ve son olarak Merkez Bankası araçları ve kaynaklarının TGG finansmanı için de kullanılması (halk için miktarsal kolaylaştırma) kalıcı, etkin ve adil bir finansman yoludur.

Kati çözüm değil, fakat…

Temel Gelir Güvencesi emekçilerin karşı karşıya kalmış olduğu; başta emek sömürüsü, fena emek verme koşulları, işsizlik ve yoksulluk şeklinde sorunları çözebilmek için tek başına kafi bir vasıta değil. Zira bu problemler sistemik problemler. Paracı sistem. değişmediği sürece emekçilerin bu sorunları kalıcı olarak çözüme  kavuşturulamaz.

Sadece bugünden yapılacak işler de var: Sömürüyü azaltacak, emekçiyi ve hanımı güçlendirecek, doğayı koruyacak, yaşamı iyileştirecek adımlara gerekseme var. Temel Gelir Güvencesi bu adımlardan biri ve konjonktürel olarak en acil olanı.

Talep toplumsallaştırılmalı, politikleştirilmeli

Bu yüzden de, emekten, halktan, demokrasi ve özgürlüklerden yana politik hareketler, emek, ekoloji, hanım ve gençlik örgütleri halkla direkt bağ kurabilmek için bu şekilde bir talebi toplumsallaştırmalı, politikleştirmeli ve yapılabilir bir program olarak bunu halkın önüne koyup, gerçekleşmesi için hep beraber savaşım etmelidirler.

(*) Bu metin 2 Mart 2021 tarihinde meydana gelen “Temel Gelir Güvencesi Yaşatır” kampanyasında yaptığım konuşma metnidir.


Okumaya devam et.

Gündem

81 yaşındaki adam bankta yaşamına son verdi



Üsküdar’da bankta oturan 81 yaşındaki Elmas Erdal Özakıncı yanında getirmiş olduğu tabanca ile başına ateş etti. Yaşlı adam kanlar içinde yere yığılırken, tabanca sesini duyan çevredeki vatandaşlar kısa süreli ürkü yaşadı.

Vakası görenler derhal polis ve sıhhat ekiplerine haber verdi. İhbar üstüne vaka yerine gelen polis ekipleri güvenlik şeridi çekerek, çevredeki vatandaşları uzaklaştırdı. Vaka yerine gelen sıhhat ekipleri Özakıncı’nın yaşamını kaybettiğini belirledi.

Polis ve vaka yeri araştırma ekiplerinin çalışmasının peşinden cenaze Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin morguna kaldırıldı. Cenazenin götürülmesinin peşinden geriye kalan kanlı baston polis ekipleri tarafınca alındı.

Görgü tanığı Yaratı Kaygı, “Silah sesi duyduk, yaşlı amca bir anda yere düştü. Silahla başından intihar etmiş” diye konuştu. Vakayla ilgili soruşturma başlatıldı


Okumaya devam et.

Facebook

Popüler

Python örnek projeler deneme bonusu veren siteler