Connect with us

Gündem

Emniyet, Kur’an-ı Kerim’e hakaretler yağdıran Youtuber İbrahim Atabey hakkında yasal işlem başlattı

Son dakika: Emniyet Genel Müdürlüğü, Kur’an-ı Kerim’e ve Peygamber Efendimize hakaretler yağdıran Youtuber İbrahim Atabey hakkında yasal işlem başlattı. Rusya’ya firar ettiği tespit edilen Atabey’in iadesi için sürecin takip edildiği belirtildi.

İbrahim Atabey isimli Youtuber, kutsal kitabımız Kur’an’ı Kerim ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’i (S.A.V) hedef alan küstah açıklamalarda bulundu. Görüntülerin sosyal medyada hızla yayılmasının ardından yurt dışında yaşadığı tespit edilen İbrahim Atabey’e tepkiler çığ gibi büyüdü. Emniyet Genel Müdürlüğü de gündem olan video ile ilgili dini değerleri aşağılayan ve kutsal kitabımızı hedef alan küstah açıklamalarda bulunan İbrahim Atabey hakkında yasal işlem başlatıldığını açıkladı.

11 SUÇ KAYDI VAR, RUSYA’YA FİRAR ETTİ

Emniyet’ten yapılan açıklamada, “Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve bağlı il birimlerince yürütülen sanal devriye faaliyetleri kapsamında; 16 Kasım 2020 tarihinde YouTubeadlı video paylaşım sitesinde paylaşılan ve sosyal medyada #İbrahimAtabeyTutuklansın etiketiyle gündeme gelen bir videoda dini değerleri alenen aşağılayan ve kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’i yırtan şahsın görülmesi üzerine tespit çalışması yapılmıştır. Videodaki şahsın İ.A. olduğu, çeşitli suçlardan 11 adet kaydının bulunduğu, firari olarak Rusya’da ikamet ettiği anlaşılmıştır. Şahıs hakkında yasal işlem başlatılmış olup ülkemize iade süreci takip edilmektedir” ifadeleri kullanıldı.

Okumaya devam et.
Yorum için tıkla

Cevap bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

TBMM Başkanı Şentop’tan ’28 Şubat’ mesajı


class=”cf”>

TBMM Başkanı Şentop, Twitter hesabından yapmış olduğu açıklamada, 24’üncü yıldönümünde, 28 Şubat darbesinin faillerini, taşeronlarını, işbirlikçilerini lanetle andığını, mağdurlarını, mazlumlarını selamladığını bildirdi. 28 Şubat darbesinin milleti ve iradesini hedef alması bakımından darbecilik geleneğinin karanlık örneklerinden birisi bulunduğunu belirten Şentop, şunları kaydetti:

“Milletimizin basireti ve sağduyusu bütün çatışma ve kaos beklentilerini boşa çıkarmış, ’28 Şubat bin yıl devam edecek’ sözünde ruhunu bulan millî irade karşıtlığı, 2002 seçimleriyle ağır bir yenilgiye uğramıştır. Türlü türlü kisvelere ve suni gerekçelere dayandırarak, sandıktan çıkmadan iktidar olmayı, millî iradeye ait gücü gaspetmeyi hedefleyenler, Türkiye’nin refahına, kalkınmasına ve milletin değerlerine karşı işledikleri suçlar dolayısıyla tarihe birer kara leke olarak geçeceklerdir. 28 Şubat darbesinin yıl dönümü vesilesiyle bir kez daha memnuniyetle belirtmek isterim ki, milletimizi terbiye edilecek bir sürü, demokrasiyi de lüzumsuz bir ayak bağı olarak görenler, milletimizin direnci ve şuuru sayesinde tasfiye olmuşlardır. Türkiye’nin ve demokrasimizin teminatı, 28 Şubat ve 15 Temmuz darbeleri başta olmak üzere bütün müdahalelere karşı iradesine sahip çıkan, ülkesinin geleceğini demokraside gören asil milletimizin bizatihi kendisidir.”


Okumaya devam et.

Gündem

Gizlilik sözleşmesi tartışmaları devam eden WhatsApp, yeni özelliğini duyurdu: ‘Gözleriniz için’



WhatsApp’ın Twitter üstünden meydana getirilen paylaşımda videolara yeni bir özellik geldiği duyuruldu.

Söz mevzusunda paylaşımda şu ifadeler kullanıldı:

“Kulaklarınız için değil, gözleriniz için. Artık videolarınızı durumunuza eklemeden veya sohbetlerinizde göndermeden önce sesini kapatabilirsiniz. Sadece Android’de mevcut.”

GİZLİLİK SÖZLEŞMEŞİ TARTIŞMALARI DEVAM EDİYOR

Son olarak firmanın yapmış olduğu açıklamalara nazaran, 15 Mayıs’a kadar veri paylaşımıyla ilgili gizlilik sözleşmesini kabul etmeyen kullanıcılar ileti gönderemeyecek ya da alamayacak. Bu kullananların hesapları “aktif olmayan hesap” olarak tanımlanacak.

Etken olmayan hesapların da 120 gün sonrasında silinebileceği belirtiliyor.

WhatsApp’ta arama ve bildirimler 15 Mayıs’tan sonrasında “kısa bir süre” daha çalışmaya devam edecek.

Sadece teknoloji haberleri sitesi TechCrunch bu sürenin yalnız “birkaç hafta”yla sınırı olan olacağını yazdı.

WhatsApp gizlilik sözleşmesini Ocak’ta güncellemişti.


Okumaya devam et.

Gündem

İsmail Saymaz ‘Hatay’ın kara kutusu’nu yazdı: ‘Susurluk kazasını andırıyor’


Sözcü Gazetesi yazarı İsmail Saymaz, Suriye iç cenginde adı karmaşık ilişkileri sebebiyle sık sık gündeme gelen, Reyhanlı Katliamı ile IŞİD’iın Niğde saldırısında adı geçen 54 yaşındaki Heysem Topalca’nın, trafik kazasında öldüğünün ortaya çıkmasına köşesine taşıdı.

İsmail Saymaz, “Topalca, Suriye’de 2011’de başlayan iç savaşın Türkiye sınırındaki kara kutusu olarak biliniyordu. AK Parti’nin Esad’ın devrilmesini önceleyen hatalı dış politikasından ötürü eleğe çevrilmiş olan bu sınırın cihatçı otobanı gibi kullanılmasında ve Suriye’deki şeriatçı militanların yasa dışı şekilde Türkiye’ye geçmesinde kilit rol aldı.” ifadelerini kullandı.

 

İsmail Saymaz’ın haberi şu şekilde oldu:

Hatay’da, sekiz Suriyelinin içinde bulunmuş olduğu vasıta 10 Şubat akşamı Karapınar-Konya yolunda hızla seyrederken, önündeki TIR’a çarptı. Çarpışmanın etkisiyle hurdaya dönen vasıta savrulup takla attı. Aracı kullanan dahil üç şahıs can verdi.

Sürücü, Lazkiyeli bir Türkmen olan Heitem Topaljeh’di.

Türkiye’de cc diye biliniyordu.

 

Topalca, 2012’de babası, beş kardeşi ve onların ailelerini Yayladağ’a yerleştirmişti.

Bir ayağı Hatay’da, diğeri Suriye’deydi.

Sınırın kara kutusuydu.

IŞİD’in Türkiye’de gerçekleştirdiği ilk terör eyleminden bu yana aranıyordu.

NİĞDE SALDIRISI

Niğde’nin Ulukışla kazasından geçen Adana-Ankara otoyolunda, 20 Mart 2014 sabahı jandarmanın yol çevirmesi vardı. Hatay’dan İstanbul’a giden bir taksi durduruldu. Takside, İstanbul’da bir bombalı fiil gerçekleştirmek suretiyle Suriye’den Türkiye’ye geçen, ağır silahlar ve bombalarla yüklü çantalarla gezi eden üç IŞİD’çi vardı.

Adları; Benyamin Xu, Çendrim Ramadani ve Mohammad Zakiri’ydi.

Üç IŞİD’çi araçtan inerek Kalaşnikof marka silahlarını çekti ve jandarmaların üstüne el bombası attı. Bir çavuş, bir polis ve bir sivil şehit düştü.

Üç IŞİD’çi sağ yakalandı.

SAVAŞTAN ÖNCE MAZOT, SONRA İNSAN

Türkiye-Suriye sınırının cihatçı otobanına döndüğünün en açık kanıtı, Xu’daki bir not parçasında yazılı cep telefonu numarasıydı. Bu numara, Topalca’ya aitti.

Topalca, savaştan ilkin bir ülkeden diğerine hayvan, mazot ve çay kaçakçılığı yapıyordu. Savaştan sonrasında aynı güzergahta cihatçı, tabanca ve araç-gereç taşıdı.

Cihatçılar içinde Niğde’de yakalanan üç IŞİD’çi de vardı. Onları Reyhanlı’da karşılayıp hususi araçla sınırdan geçiren, Topalca’ydı.

Benyamin Xu, “Sınırda Topalca’nın görevlilerle samimi ve ilişkilerinin iyi olduğunu” düşünmüştü.

SİLAH KAÇAKÇILIĞI

Topalca, Suriye ordusunun müdahalesi sebebiyle ülke içinde taşınamayan silahları öncelikle Hatay’a yerleştirip bir başka sınır noktasından tekrardan Suriye’ye gönderiyordu.

Mesela, Yayladağ’ın Güveççi Jandarma Sınır Karakolu’nun ilerisinde 100’er tüfekten oluşan 8-10 kasalık silahı Suriyelilerin yardımıyla araca yükleyip Nişrin Köyü’ne geldiler. Silahları indirmeden jandarma yetişti. Gözaltına alınmalarına karşın, iyi mi olduysa Topalca bırakıldı. Topalca, Adana’da 2013’te araçta yakalanan roket başlıklarından da görevli tutuluyordu.

IŞİD’e tutsak düşmüş olduğu de oldu.

Suriye’ye haber için giden gazeteci Bünyamin Aygün ile Kasım 2013’te IŞİD tarafınca alıkonulup özgür bırakıldı.

TÜRKMEN TUGAYI

Topalca, kurduğu Türkmen Tugayı ile Suriye ordusuna karşı savaştı.

Yayladağ ayağında ‘Ömer’ adını kullanan kardeşi Ghassam Topaljeh ile bir başka Suriyeli Türkmen olan Ayhan Orli vardı.

Ulukışla saldırısı sonrası Niğde Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla meydana getirilen telefon dinlemelerine gore Orli, bazen Suriye’ye geçerek, savaşıyordu. Ayhan Orli, yereldeki görevlilerin göz yumması ile Ahrar’u Şam adlı örgütün sorumlusunu ve daha nicesini Türkiye’ye geçirdi.

HATAY’IN SUSURLUK’U

Topalca’nın öldüğü trafik kazası 25 yıl önceki Susurluk kazasını çağrıştırıyor. DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat  Nahiye, Güvenlik Müdürü Hüseyin Kocadağ ve devlet tarafınca aranan Abdullah Çatlı’nın içinde bulunmuş olduğu vasıta, 3 Kasım 1996’da bir kamyona çarpmıştı. Kocadağ ve Çatlı’nın öldüğü bu kaza, derin devletin sırlarına da gömüt olmuştu.

Topalca, Suriye’de 2011’de süregelen iç savaşın Türkiye sınırındaki kara kutusu olarak biliniyordu. AK Parti’nin Esad’ın devrilmesini önceleyen hatalı dış politikasından dolayı eleğe çevrilmiş olan bu sınırın cihatçı otobanı benzer biçimde kullanılmasında ve Suriye’deki şeriatçı militanların yasa dışı şekilde Türkiye’ye geçmesinde kilit rol aldı.

Tabanca geçirdi, cihatçı götürdü.

Çatlı benzer biçimde, arandığı ve aranırken Türkiye’de olmasına rağmen yakalanmadı.

Öldüğü kazada bile yanında yedi Suriyeli vardı. Kim bilir Türkiye’ye ne şekilde gelmişlerdi.

Topalca, hesap vermeden ve sırrını anlatmadan gitti.


Okumaya devam et.

Facebook

Popüler

Python örnek projeler deneme bonusu veren siteler