Connect with us

Gündem

Edebiyata yeni bir afacan geldi


SERDAR MÜTEFERRİKA SERHATLI – Edebiyatın yaramaz çocuk hâlleri olduğuna öteden beri inanırım. 

Meraklıdır ve karıştırır, alttakini çekerken üsttekileri devirir.

Afacandır, zira zekâsı parlaktır.

 Tatlı ve sempatik hâllerine diyelim kaş çattınız, fazla kızamazsınız, iki dakikada sizi tebessüm ettirir; işte edebiyat budur…

Sözün, söylemenin, anlatmanın gücü daima bu yaramaz çocuğun zihninde yeni sual işaretlerine, türlü arayışlara dönüşür. 

Haşarı çocuğun çaya sirke katmak, üzerine tuz ekip birazcık da ketçap eklemesi benzer biçimde edebiyatın yaramazlık hâlleri, tüm bu yeniliklerin beşiği olur; oradan yepyeni tarzlar türeyecektir.

İşte böylesi bir edebiyat denemesi kısa süre ilkin raflarda yerini aldı:

¨Açılırken Tek Kilitli¨

H.Okan İşcan’ı, birkaç senedir, web ortamlarında takip ediyorduk; seyahatlerini anlamlandıran kısa kısa yazdığı tecrübe etme notları birikiyordu sanki, bu satırlardan bir kitabın geleceğini görüyorduk. Nitekim geldi! 

İşcan işi icabı Evliya Çelebi’liğe çıkmış biridir; nazar değmesin fakat her insana kısmet olmaz böylesi. 

Hem işini yapacaksın hem de gezeceksin… 

Yediğin içtiğin senin olsun, gördüğünü anlat bari, denilse Okan İşcan’ın seyahat notlarından, bunların tümünden bir seyahatnâme çıkardı normal olarak. 

Fakat, İşcan edebiyatın her yere uzanan kollarına, her şeye dokunan ellerine birer cümle bırakmak istemiştir. 

Kim bilir, bir ihtimal seyahat notlarından ileride başka metinler de okuruz, sadece şimdi gezdirilmiş olduğu bunca yerden dostlarına birer mektup gönderiyormuş benzer biçimde, onlara hitaben ve ithafla, yazmayı tercih etmiş olmalı. 

Yüz on sekiz sayfalık, kısa cümleler, şiirsel seslenişler, öyküyü anımsatan ufak mekân tasvirleriyle ve edebiyatın tecrübe etme tarzına yakışan aforizmalarıyla, aslına bakarsak 40-50 sayfalık bir bütüncül metin var, elimizde: ¨Açılırken Tek Kilitli…¨

Danimarka’da bir trende yazıp, o günden beri biriken ufak notlarını, daha ilk girişinde, sözgelişi ¨Leyla ve Süheyla¨ya ithaf ediyor. 

Böylece bizi de bir merak alıyor. Leyla ve Süheyla kim, fakat söylemiyor ki yazarımız. Leyla ve Süheyla hafızamızda birer isim olarak kalıyor, biz kendimize nazaran birer Leyla ve Süheyla yaratıyoruz zihnimizde. Leyla’lar, Süheyla’lar çoğalıyor…

Esasen tüm okumalar bir zihin çözümlemesi değil midir?

Bu adlar tasarı mıdır, yoksa hakkaten İşcan’ın yaşamında Leyla ve Süheyla var mıdır? Sayfalar ilerledikçe soy adları görülmeyen pek oldukça başka adlar birikiyor ve bu kez biz yazarın zihin dünyasını kavramaya, çözmeye, anlamaya çalışmak için kâh ufak şiir dizeleri benzer biçimde kâh devrik cümleyle kapanık bir vurgunun peşine düşüyoruz. 

Ne ki İşcan, saklambaç oyununa çıkmış ufak bir afacan benzer biçimde derhal saklanıyor, bir tek ¨Elma dersem çık, armut dersem çıkma!¨ diyesimiz kalıyor.

İşcan’ın edebiyat ve kitap hayatına giriş yapmış olduğu bu eserinde bilinçaltı akımı~Sürrealizmin izlerini görerek okudukça izler, rüyâlar, sebil çeşmeler, sık sık tren düdükleri, uykusuz gecelerinde saat tik takları apaçık ve apak şekilde ¨Hey okur! Ben saklanacağım, haydi gel beni bul!¨ diye seslenmektedir. 

Ah, hele saatler; Okan İşcan için saatlerin önemi…

Dedesinden kalan köstekli saatin yanında anneannesinden miras kol saatini yan yana koyarken geçmiş zamanı durdurduğuna tanık oluruz; kendi kaybolan dede saatlerimize yanarız.

İşcan’ın eseri başlı başına oturup, baştan sona okunacak bir metin değildir. Orasından burasından eşelenip deşelenecek, karnı tok tavuğun gene de iştahla sapı samanı gagaladığı benzer biçimde, bir edebiyat iştahına gereksinim gösteren yazı türü olarak karşımızdadır. 

Romandan hikâyeye, şiirden düz yazı ve denemeye kadar kim bilir tüm türlerin bir kokteyli bulunuyor elimizde…

Hele, gazetemizin yazarlarından Mahmut Şenol’un Arkitera Mimarlık dergisinde 2016’da yayınlanmış ¨Meşgul Görünmek Sanatı¨  başlıklı deneme-hikâye yazısından alıntı yapmış olduğu Yusuf Kalfa karakterini yine bizlere hatırlatması dikkatimizi çekmiştir. 

Sizin de hayata dair küçücük benzer biçimde görünen ve üstünde durmayı dikkatsizlik ettiğiniz nice şeyleri, tekrar durup düşünüp, satır satır ve yavaş bir ritimle yine yine okuyabileceğiniz yepyeni bir biçim sunan, mektup-öykü ve şiirin bezediği sessiz bir zihin  yolculuğu kitabı, tarafımdan tavsiye edilir…

Rahmetli şairimiz Gülten Akın’ın, ¨Ah, kimselerin vakti yok / Durup ince şeyleri anlamaya¨ dizeleri kulaklarımızda çınlıyorsa, işte şimdi İşcan’ın sözcüklerini dinleyerek ince şeylerin peşine düşmek vaktidir.


Açılırken Tek Kilitli
H.Okan İşcan
Favori Yayınları
Ocak 2021, 118 sayfa

 


Okumaya devam et.
Yorum için tıkla

Cevap bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

“AKP’nin anayasa yapabilecek meşruiyeti kalmadı”



CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, SOL Parti Başkanlar Kurulu Üyeleri Önder İşleyen, İlknur Başer ve Gizem Gül Kürekçi ile MYK Üyesi Mehmet Soğancı ile görüştü. CHP lideri Kılıçdaroğlu’na görüşmede; Genel Başkan Yardımcıları Faik Öztrak ve Oğuz Kaan Salıcı ile Genel Sekreteri Selin Sayek Böke birlikte rol aldı.

SOL Parti, Kılıçdaroğlu’na AKP’nin gündeme getirmiş olduğu anayasa değişikliğiyle ikazlarının yer almış olduğu mektubu illetti. SOL Parti, Kılıçdaroğlu’na AKP’nin toplumda meşruiyetinin kalmadığını ve bu haliyle yeni bir anayasa yapamayacağını belirterek, “AKP’nin yeni anayasa oyununa gelmeyin” çağrısında bulunmuş oldu.

ANKA Haber Ajansı’nın edinmiş olduğu bilgiye gore, ziyarette Kılıçdaroğlu’na iletilen mektuptaki saptamalar şöyleki:

“Toplumsal muhalefetin de görevi ülkemizde derin bir yoksulluk, işsizlik, adaletsizlik yaşanırken laiklik, aydınlanma değerleri görmezden gelinerek toplum gericileştirilirken bu rejime karşı mücadeleyi yükseltmek, yeni anayasa gündemiyle birlikte dolaşıma sokulan yalancı reform, demokratikleşme söylemini teşhir etmektir.”

‘TÜRKİYE DİN DEVLETİNE DÖNÜŞTÜ’

“Hatırlanırsa 2007, 2010, 2017’de de dönemin konjonktüründe farklı ittifaklarla demokratikleşme, sivilleşme, vesayet rejimini tasfiye etme mesajlarıyla mevcut anayasada değişiklikler yapıldı. İktidarın bu tuzağına her dönemde düşen, kandırılmaya açık kesimler ortaya çıkabildi. Bunun karşısında her seferinde bu girişimlere karşı kesin tavır koyduk, itirazımızı yükselttik, buna karşı muhalefeti örgütledik. Nitekim bu aşamaları geçen iktidar, yargıyı aparatı haline getirdi, meclis iradesini ortadan kaldırarak tüm yetkileri Saray’da toplayan tek adam rejimini kurdu. Türkiye, bu sürecin sonunda fiili bir din devletine dönüştürüldü.”

‘İKTİDAR ARTIK SÜRDÜREMEZ’

“1921 anayasasına referans verilmesinin altında da bir yanıyla laiklik ilkesini kaldırarak Cumhur ittifakında yer almayan muhafazakar çevrelere, bir yanıyla da ulus devlet öncesi bir dönemde yazıldığı için muhafazakar Kürtlere hitap etme amacının yattığı hissediliyor. Saltanat ve hilafetin henüz kaldırılmadığı, cumhuriyetin sözünün bile edilmediği bir döneme denk gelen 1921 anayasasının temel alınmasının Türkiye’yi daha da geriye götürmekten başka işlevi olamaz. Bu tür hamleler açık ki iktidarını artık sürdüremez hale gelen AKP ve MHP’nin muhalefet blokundan parça koparmaya yönelik bir girişimidir. Bu girişim tüm demokratik muhalefet güçlerince dikkate alınmalı ve anayasa tuzağı boşa düşürülmelidir.”

‘GÜN ÖZGÜR TOPLUMU ÖRGÜTLEME GÜNÜ’

“Gün Saray rejiminin bütün gerici ve piyasacı uygulamalarıyla olduğu gibi, yeni anayasa aldatmacasıyla da mücadele günüdür. Sahte demokrasi, reform mesajlarını mahkum etme, daha eşit, daha özgür bir toplum hedefi için tüm halk kesimlerini örgütleme günüdür.”


Okumaya devam et.

Gündem

Taksim Meydanı’ndaki caminin yüzde 99’u tamamlandı! İşte son durum…


class=”cf”>

Bölme Meydanı’nda temeli 17 Şubat 2017’de atılan camide sona yaklaşılıyor. Mimarlar Şefik Birkiye ile Selim Dalaman imzasını taşıyan ortalama 2 bin 482 metrekare arsa ve 16 bin 220 metrekare inşaat alanına haiz camideki emekler havadan görüntülendi.

Taksim Meydanındaki caminin yüzde 99u tamamlandı İşte son durum...

Genel işçiliğinin yüzde 99’u tamamlandığı kaydedilen caminin ana kubbesindeki göbek yazısı da bitti ve etrafı boyandı. Caminin içerisinin boyanmasıyla çevresindeki peyzaj çalışmalarına da devam ediyor. Caminin ramazan ayında ibadete açılması planlanıyor.

Taksim Meydanındaki caminin yüzde 99u tamamlandı İşte son durum...


Okumaya devam et.

Gündem

Üretici ve balıkçılara, 140 milyon liralık destek ödemesi bugün başlıyor



Ziraat ve Orman Bakanı Pakdemirli, üreticilere ve balon balığı avcılığı yapanlara ortalama 140 milyon liralık destek ödemesinin bugün yapılacağını bildirdi.


Üretici ve balıkçılara, 140 milyon liralık destek ödemesi bugün başlıyor

Ziraat ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, üretici ve balıkçılara yapılacak destek ödemelerine ilişkin yazılı bir izahat yayınladı.

ÖDEMELER BUGÜN BAŞLIYOR

Ortalama 140 milyon liralık desteği, bugün itibarıyla üreticileri ve balıkçıların hesaplarına aktaracaklarını belirten Pakdemirli, hububat-baklagil-dane mısır desteği kapsamında 9 bin 824 üreticiye 60 milyon 719 bin 827 lira, sertifikalı tohum kullanım desteği kapsamında ise 66 bin 128 üreticiye 78 milyon 606 bin 301 lira ödeme yapılacağını açıkladı.

Üretici ve balıkçılara, 140 milyon liralık destek ödemesi bugün başlıyor #1

BALON BALIĞI AVLARINA DESTEK

Pakdemirli, şunları kaydetti:

“Yabancı istilacı türlerin başında yer alan, sucul biyolojik çeşitliliği ve balıkçıların av araçlarını tehdit eder hale gelen balon balığı avcılığını destekleme kapsamına almıştık. Bu kapsamda 8-31 Aralık 2020 tarihleri arasında balıkçılarımızın avladığı 46 bin 192 adet balon balığı için 2020 yılı desteklemeleri kapsamında 230 bin 960 lira ödeyeceğiz. Ayrıca bu alandaki desteklemenin 2021 yılında da tüm balon balığı türlerini kapsayacak şekilde genişletilmesi için çalışmalara başladık. Bu üç başlık altında üretici ve balıkçılarımıza toplamda yaklaşık 140 milyon lira destek ödemesini bugün yapacağız. Tüm çiftçilerimize ve balıkçılarımıza hayırlı olsun.”

Üretici ve balıkçılara, 140 milyon liralık destek ödemesi bugün başlıyor #2

 


Okumaya devam et.

Facebook

Popüler

Python örnek projeler deneme bonusu veren siteler