Connect with us

Gündem

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ‘Rauf Denktaş’ paylaşımı



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Telegram hesabından yapmış olduğu paylaşımda, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı, Kıbrıs Türkü’nün haklı mücadelesine birlikte yıllarca omuz verdiğimiz Rauf Denktaş’ı unutmayacağız. Vefatının dokuzuncu yılında, 2004 yılından bir fotoğraf karesiyle Rauf Bey’i rahmetle yad ediyorum” ifadelerini kullandı.


Okumaya devam et.
Yorum için tıkla

Cevap bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

ROCK VE FAŞİZM – AÇIK GAZETE


SEDAT YILDIRIM SARICI – Şimdi birileri diyecek ki, “emin misin?”

Hiçbir tereddütüm yok.

John Lennon, harp karşıtı şarkılarından dolayı Nixon yönetimi tarafınca “ulusal tehlike” olarak hedef gösterilmesi sonrasında sokak ortasında sırtından dört kurşunla vurularak öldürülmüştü (1980).

Şili’de Faşist Pinochet’in askerlerince elleri ve parmakları kırıldıktan sonrasında dalga geçmek için gitar çalması istenen besteci, müzisyen, tiyatro yönetmeni ve profesörü Victor Jara’nın bedeninden 44 kurşun çıkmıştı (1973).

Katledilenlerin yanı sıra günahsız yere hapislerde çürütülen, vatandaşlıktan çıkarılan, sürgüne gönderilen müzisyenlerin ödedikleri bedeller faslını sizleri daha çok üzmemek için uzatmayacağım.

Sulh’a Rock’tan ‘Live 8’ festivallerine bir fazlaca rock topluluğu ve solisti ırkçılığa karşı barıştan yana binlerce besteyle görüşlerini ifade ettiler, dünya barışına omuz verdiler, veriyorlar, verecekler. Bundan dolayı Rock fıtratında insanlık var.

ZEHİRİN TEŞHİRİ 

Rock müzik camiasındaki harp ve ırkçılık karşıtı sayısız şarkı, beste, kitap, video, belgesel, film, konser, festival, basın açıklaması peşinden faşizme ilgi duyan bir kaç algı kapasitesi dar adamdan anlatmak latife benzer biçimde gelecek fakat zehirin teşhiri, farkındalığın artması için yerinde olacak.

Otorite karşıtı duruşu ve ceryana kalpten gömülmüş müzisyenlerin ustalığıyla varlığını ve yaygınlığını artıran Rock, yükselme evresini tamamlarken 70’li yılların sonlarına doğru bir yan kol olarak Heavy Metal doğmuştu. Her şeyi yarattığı sisteminin içinde eritmeyi ve paraya çevirmeyi beceren büyük ana para, aslına bakarsan teslim olmaya hazır Heavy Teneke’cileri de kolayca endüstrileştirip, ticari mamüle dönüştürebildi.

Rengi, sesi, süsü, püsü, öyküsü, örtüsü, görüntüsü, kotu, botu, montu, şortu, tişortu, kolye, tasma, bilezik ve keleklikleri tasarımcıların ellerinde ürüne çevrildi. Otorite karşıtı duruş, egemenin yanında sessiz sedasız saf tutmaya fakat bir taraftan da sanki baş kaldırıyormuş benzer biçimde davranıp “evcilleştirilmiş isyankar” ufaklıklara evrildiler.

Özetlemek gerekirse özetlemeye çalıştığım bu suni dalganın adı sıkça anılan topluluklarından biri de Motörhead idi. Solistleri ve bas gitarcıları Lemmy, Nazi periyodu eşyaların koleksiyonculuğuyla da adını duyurdu.

Lemmy

Yalnız bu öyleki bu şekilde bir koleksiyonculuk değil. Bayraklar, üniformalar derken Hitler ordusuna ilişik bir tankı bile bulup satın almıştı. Bir belgeselde tankı tanıtırken ABD’daki evinin bahçesinde iki tur atmayı da dikkatsizlik etmedi.

Black Sabbath’ın (Kara Sabahat) solisti Ozzy Osbourne da bu Nazi malzemelerinden bulduğunda Lemmy için satın alıp götürdüğünü söylüyor. Buyur buradan yak!

Ozzy ile Lemmy “kanka” takılıyorlarmış. Ozzy’e “Mama I’m Coming Home” benzer biçimde bir fazlaca şarkısözünün yazımında destek olmuş. Lemmy, 2015’de 70 yaşlarında öldü.

Ozzy Osbourne, menajerliğini yapmış olduğu karısı Sharon’ın marifetiyle (X Factor benzer biçimde) tv programları filan derken cukkayı iyi doldurdu. Sharon Osbourne bizim yaşadığımız mahallede (Brixton) doğan. Brixton siyahilerin yaşamış olduğu New York’un Harlem’i benzer biçimde bir yerdir. Son iki siyahi ayaklanma, yağmalama ve dükkan yakmalarda Brixton’daydım.

Sharon yanımda olsaydı, siyahi gençlerin ırkçılığa karşı iyi mi bir isyan içinde olduklarına şahit olabilirdi. Kaldı ki Sharon ailesinin Yahudi kökenli bulunduğunu da açıklamış durumda. Nazilerin en büyük kötülüğü Yahudi’lere karşı olmuşken, Sharon’ın bir kukla benzer biçimde oynattığı kocasının Nazi malzemeleri toplamasına karşı suskunluğu akıl alacak iş değil.

Motörhead’in Nazi sembollü grafik tasarımı

BENİM İÇİN AĞLA SARAYBOSNA 

Iron Maiden için ‘Heavy Metal’ tanımlamasını en iyi hak eden topluluklardan biri diyebiliriz. Çözümleme edenler bilirler ki, parçalarının yarısı Do, Re, Mi notalarından oluşur. Öteki yarısı ise Mi, Re, Do dersek, yüzde on sapma ile tam isabet buyurmuş oluruz. Armonik olarak oldukça kısır, melodik olarak başarılılar. Dünyanın dört bir yanında stadyum dolduracak kadar sevenleri var.

Sahne performansları da hakikaten sağlam ve eğlencelidir. Davulcuları ve basçıları yetenekli müzisyenlerdir. Davulcularıyla tanıştım. Fotoğrafım da var fakat şimdi kim tarayacak eski arşivleri… Üç kuruşluk foto gösteriş faslını geçelim fakat bu üç notalık beste mevzusuna ilerde beraber kafa yoralım.

Topluluğun solist Bruce Dickinson bir ara kendi grubunu kurar ve Saraybosna’ya tam da harp zamanı konsere gider. Aslen Saraybosna’da gerçekleştirilecek bu konsere ilkin Motörhead çağrı edilir fakat orada o dönemde bulunmak her yiğidin harcı değildir. O dönem orada bulunabilmekle ilgili Cem Yılmaz’ın anıları da kayda değerdir.

Bruce Dickinson’ın Saraybosna konserini izleyen bir kız “Sanki uzaydan gelmişler gibi geldi bize. O iki saat savaş durdu zannettik. Ertesi gün ölsem de gam yemezdim.” der.

1425 gün devam eden Saraybosna Kuşatması, çağdaş harp tarihinin en uzun askeri işgalidir. Hitler’in 200 gün devam eden meşhur Stalingrad Kuşatması’ndan daha uzun devam eden Saraybosna Kuşatması’nda 100,000 savunmasız insan katledilmiş, 2 milyon insan da göç etmek mecburiyetinde bırakılmıştı.

Saraybosna’ya uyduruk bir kamyonun arkasında, keskin Sırp nişancıların arasından geçerek konser salonuna gidebilen Bruce Dickinson konserin ertesi gün de muharebede anne ve babalarını kaybeden yetim evlatları ziyaret eder.

Dickinson, yetimler yurdu konserinde

BAYRAK

Türk bayrağının 1389 yılındaki Kosova Savaşı esnasında doğduğu bilgisi zamanı kitaplarda yazılıdır. Kosova, Saraybosna’nın böğründedir. Bayraktaki Ay ve Jübiter Kosova’da öyleki görülür. “Öyle görüldüğü varsayılır” diyelim. O denli da yaşlanmış değilim, görmediğimden bizzat teyid edemiyorum. 1389 senesinde hemen hemen beş yaşındaydım. Hatıralarım silik, nefes, paslı, puslu.

32 ülkenin bayrağında Hristiyanlık’la, 21 ülkenin bayrağında İslamiyet’le, 11 bayrak Yahudilik, Hindu, Budist, Şintoizm, Güneş ve Aztek tanrısı ile ilgili semboller taşır.

Iron Maiden konserlerinde “The Trooper” adlı parçayı çalarken Britanya bayrağını (Union Jack) sallamayı dikkatsizlik etmez. Bildiğiniz gibi, Britanya bayrağı mavi çapraz İskoç bayrağıyla kırmızı haç İngiliz bayrağının üst üste bindirilmesinde oluşur.

Iron Maiden’ın basçıları Steve Harris’in son topluluğunun adı “British Lion.” Kısaca kabaca İngiliz Aslanı benzer biçimde bir şey demek. Bireysel yada müzik topluluğunun kabiliyeti yada kimliğine güvenememiş ki, ulusal yada dini kavramlardan medet umuyor. Ne acı!

Motörhead’in solisti Lemmy’nin evinin tavanında hem Britanya bayrağı, hem de Hitler’in gamalı haçlı bayrağı var. Sulh Manço’da Milliyet gazetesindeki köşesinde, konserlerinde bayrak asmış olduğu için kendisine “faşo” denmesinden şikayetçiydi.

Lemmy’nin Evi

Sonuçta bayrak ufak ölçekte birleştiriyor, büyük ölçekte ayrıştırıyor. Kişisel ya da ulusal kimlik, arifesinde üstünlük ifadesi tecridi tetikliyor. Dostluğu köreltiyor.

Hitleri’in ölümüne sebep olduğu insan sayısının 17 milyondan fazla olduğu söylenir. Hitler’le alevlenen İkinci Dünya Savaşı’nda ölen insan sayısı 60 milyonun üzerindedir.  27 milyon Sovyet, 10 milyondan fazla Çinli, 6 milyon Yahudi, 6 milyondan fazla Alman, 3 milyondan fazla Polonyalı, 2.5 milyon Japon ve 1.5 milyon Yugoslav yaşamını yitirmiştir. Birinci Dünya Savaşı’nda ölenlerin %5’i sivilken İkinci Dünya Savaşı’nda ölenlerin %67’i sivildir. Milliyetçilik, ırkçılık, bayrakçılık, mezhepçilik ve inanç simsarlarına bir kez daha hatırlatılır.

Şakayla karışık birazcık müzik dinlemek istiyorsanız, buyrun size dünyanın en güzel nakaratlarını yaratan eşi olmayan vokal topluluğu ABBA ile üç notayla (Do, Re, Mi) fazlaca işler çıkarmış Iron Maiden ittifakı!

“MASHUP – Hallowed be the Eagle – Abba & Iron Maiden”

https://www.youtube.com/watch?v=QCHaioAJSuw

Şamatayı ilerletmek isterseniz Micheal Jackson’ın tansiyonlu şan tekniğiyle Iron Maiden’ın yukarıda bahsi geçen “The Trooper” parçası da fazlaca yakışık kalır.

Iron Maiden’ın Londra’da iki konserini izledim. Linç edilmeden konserin bittiğine fazlaca sevindim. Konserdeki beyaz olmayan tek seyirci bendim. Cildini beyazlaştırdığına pişman olan siyahi Micheal Jackson ile Iron Maiden güzel bir kaynaşma. Keşke ölmeden sahnede görebilseydik. (Gene Do, Re, Mi. Pardon Mi, Re, Do. Fakat güzel.)

“The Trooper – Michael Jackson – Iron Maiden”

https://www.youtube.com/watch?v=8aLrSLN3V3E


Okumaya devam et.

Gündem

6,5 milyon doz aşı yarın geliyor




Ankara


Saglık Bakanı Koca”İnaktif aşıların 10 milyon doz olan 2. sevkiyatının ilk bölümü (6.5 milyon doz) aşılar pazartesi sabahı ülkemizde olacak. Tedarik planına uygun olarak teslimatlar aşı programı aksamadan devam edecek şekilde elimize ulaşacak” açıklaması yapmış oldu.


 




AA





Okumaya devam et.

Gündem

Bakan Kasapoğlu’ndan seyircili maç sinyali


Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, spor müsabakalarının ne vakit seyircili oynanacağına ilişkin, “Önümüzdeki süreçte Bilim Kurulu’nun ortaya koyacağı bilgilendirmelere göre bu süreç yönetilecektir. Seyircilerimizin spor müsabakalarını kol kola bir şekilde izleyecekleri günlerin yakın olmasını temenni ediyorum” dedi.

Bakan Kasapoğlu, DHA’ya yapmış olduğu hususi açıklamasında, Türkiye’nin koronavirüs ile mücadelede öncü ülkelerden biri bulunduğunu bildirdi. Spor topluluğunda başarıya ulaşmış bir süreci yönettiklerini belirten Kasapoğlu, “Spor önemli bir olgu. Pandemi sürecini biz hem başarılı bir şekilde yönelterek fırsata dönüştürme noktasında hakikaten önemli bir sınavı veriyoruz. O anlamda mutlu olduğumuzu ifade edebilirim. Spor camiasının gereken tedbirlere en azami derecede riayet etmesi mutluluk verici. İnanıyorum ki bu zorlu süreci en az kayıpla atlatacağız ve yarınlar Türk sporunun her bir ferdi, kurumu için çok daha güçlü olacak. Sporun bu süreçten güçlenerek çıkmasını arzu ettiğimizi ifade ediyoruz. Ama bu sürecin bu manada bir dönüşünün sağlanması noktasında tüm imkanlarımızı diğer kurumlarımızla birlikte seferber ediyoruz” dedi.

“SPOR SEYİRCİSİYLE GÜZEL”

Bakan Kasapoğlu, spor müsabakalarının ne vakit seyircili oynanacağına ilişkin , “Son süreçte alınan tedbirler, bu anlamdaki kısıtlamalar, bunlarla ilgili çalışmaları günlük takip ediyoruz. Bilim Kurulu bu anlamdaki bilgilendirmelerini yapıyor. Bu çerçevede kabine toplantısında da bunları görüşüyoruz, değerlendiriyoruz. Önümüzdeki süreçte gelişmelere göre, Bilim Kurulu’nun ortaya koyacağı bilgilendirmelere göre de inanıyorum ki bu süreç yöneltilecektir. Önce ‘sağlık’ diyoruz. Bir vatandaşımızın, sporcumuzun sağlığı her şeyden önemli, çok daha kıymetli. Bu noktada sağlığı önceleyen tedbirleri bu çerçevede azami derecede uygulayan bir mantıkla diyaloga devam ediyoruz. Spor seyircisiyle, sporcusuyla hakemiyle, yöneticisiyle güzel. İnanıyorum ki kol kola bir şekilde seyircilerimizin spor müsabakalarını izleyecekleri günlerin yakın olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.
Temmuz ayında başlaması beklenen Tokyo Olimpiyatları ve Paralimpik Oyunları’na 51 sporcunun kota aldığını kaydeden Bakan Kasapoğlu, “Kota mücadeleleri devam ediyor. Bu seneki olimpiyat hedefimiz çok yüksek. Sporcularımızın bugüne kadar ortaya koymuş olduğu performans bizler için çok sevindirici ve heyecan verici. Büyük bir başarıyı beklediğimizi ifade etmek istiyorum.  Bununla ilgili gerek 2019 gerek 2020’deki öncü başarılar daha büyük başarıların da habercisi” ifadelerini kullandı.
Bakan Kasapoğlu, amaçlarının halkın tüm fertlerini, gençleri sporla buluşturmak bulunduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Bu çevrede tesisleşme hamlesi başladı Türkiye’de. Tesisleşme çalışmalarımız bir yandan devam ederken, bir yandan isteyen herkesin sporla buluşmasını sağlama hedefimizi de gerçekleştireceğiz. Bu bizim için çok mühim. İnsanımızın spor yapması, sporun hayatının bir parçası olması ve bunu sağlamak bizim görevimiz. Bu noktada her geçen gün daha ileriye gittiğimiz ifade etmek isterim. Her branşıyla futbolu, basketbolu, hentbolu, yüzmesi 65’e yakın branşı bakanlık olarak destekliyoruz. Ama amacımız, isteyen herkesin istediği branşta erişimi olması. Bu noktada da gelinen aşama bizleri mutlu ediyor ama iyinin iyisi her zaman bizim hedefimiz.”


Okumaya devam et.

Facebook

Popüler

Exit mobile version
Python örnek projeler deneme bonusu veren siteler