Connect with us

Gündem

Binlerce insan Erdoğan’a hareketten gözaltına alındı



İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) 2021 raporunda Türkiye kısmı dikkat çekti. Raporda, hükümetin kamu ve devlet kurum, kuruluşlarını, iktidar üstündeki denge ve denetim mekanizmalarını ortadan kaldıracak ve kendi destekçilerine yarar sağlayacak şekilde tekrardan biçimlendirdiğine yer verildi. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde karşıcılık partilerinin etkisizleştirildiğine vurgu yapılmış oldu. Raporda, ‘bu duruma rağmen İstanbul ve Ankara belediye başkanlıklarının muhalefetin elinde olduğuna’ vurgu yapılmış oldu.

YASALARIN ALELACELE GEÇİRİLMESİNE OLANAK TANIDI

(HRW) 2021 raporunun Türkiye ile ilgili bölümünde, “Türkiye’de insan haklarına ve hukuk devletine yönelik saldırıların Covid-19 salgını sırasında da devam ettiği” belirtilerek, “MHP ile yapılan ittifak, uluslararası insan hakları hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerle çelişen yasaların meclisten alelacele geçirilmesine olanak tanıyor” ifadesine yer verildi.

‘TEMELSİZ SUÇLAMALARLA TUTUKLANIYOR’

Raporda, ‘Erdoğan hükümetinin siyasal rakip yada muhalif olarak görmüş olduğu kişileri’, “Geniş tanımlı terörle mücadele yasası kapsamına giren temelsiz suçlamalarla tutukladığı, yargıladığı ve mahkûm ettiği” açıklandı.

Raporun, “İfade, Örgütlenme ve Toplanma Özgürlüğü” başlıklı bölümünde ise Türkiye’de yazılı ve görsel medyanın çoğunluğunu hükümete yakın grupların oluşturduğuna vurgu yapılarak, “Bu satırlar yazıldığı sırada tahminen 87 gazeteci ve medya çalışanı, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle, terörle mücadele yasası kapsamına giren suçlardan tutuklu veya hükümlü olarak cezaevinde bulunuyordu” denildi.

SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARI NEDENİYLE…

Raporda, “Binlerce insanın sosyal medya paylaşımları nedeniyle, hakaret, Cumhurbaşkanına hakaret ve terör propagandası yapmak suçlarından gözaltına alınma ve yargılanma riskiyle karşı karşıya kaldıklarına” yer verildi.

KAVALA’NIN DURUMUNA İŞARET EDİLDİ

2017 Kasım’ından bu yana tutuklu olan insan hakları savunucusu Osman Kavala hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, tutukluluğun siyasal nedenlerle sürdürüldüğü sebebi öne sürülerek verdiği tahliye kararının görmezden gelmiş olarak uygulanmadığı bilgisine yer verildi.

Hükümetin lezbiyen, gey, bisexuel ve transların kamuoyuna yönelik faaliyetlerini kısıtlayıcı yaklaşımının, onur yürüyüşü benzer biçimde etkinliklerin üst üste altıncı yılda da yasaklanması ve üst düzey devlet görevlileri tarafınca meydana getirilen homofobik konuşmalarla devam etmiş olduğu kaydedildi.

Kaynak: DW Türkçe


Okumaya devam et.
Yorum için tıkla

Cevap bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

Yeni sezona kadar ekmeklik buğday stoku yeterli



TMO, dün meydana gelen ekmeklik buğday ithalatı ihalesinde 400 bin tonluk tekliflerin 4’te biri kadar bir miktarın satın alındığını belirterek “Yetecek miktarda stok mevcuttur” ifadesini kullandı.


TMO: Yeni sezona kadar ekmeklik buğday stoku yeterli

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürlüğünden meydana getirilen açıklamada, kurumun hububat piyasalarında düzenleyici kurum olarak kamu hizmeti yürüttüğü anımsatılarak, en mühim düzenleme aracının ise stoklardaki ürünler olduğuna yer verildi.

TMO stoklarının piyasadaki spekülatif hareketlerin önüne geçilmesi anlamında sigorta görevi görmüş olduğu belirtilen açıklamada, kurumun ilk olarak üreticilerden yapmış olduğu iç alımlarla stoklarını oluşturduğu, arkasından gereksinim duyulması durumunda dış alım yolu ile stoklarını takviye etmiş olduğu aktarıldı.

“ELİNDE HÂLÂ ÜRÜN OLAN ÜRETİCİ BELİRLENEN FİYATLARDAN PAZARLAYABİLMEKTEDİR”

Açıklamada, 2020/2021 sezonunda hasat öncesinde 4 Mayıs’ta alım fiyatlarının açıklanmış olduğu ve iç alımların gerçekleştirildiği anımsatılarak, arkasından değişik zamanlarda meydana getirilen bir takım dış alımla stokların takviyesinin yapıldığı açıklandı.

TMO’nun alım fiyatı ve ithalat bağlantı fiyatı arasındaki birlikteliğin ara sıra gündeme getirilmiş olduğu ve kamuoyunda yanlış bir algıya niçin olunduğu aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“PİYASA FİYATLARI BUGÜN BUĞDAYDA 2 BİN 100-2 BİN 200 LİRA/TON SEVİYESİNDE”

“TMO fiyat açıkladığı dönemde, alım fiyatları dünya fiyatlarının yaklaşık 20 dolar/ton üzerinde gerçekleşmiştir. Fiyatımızın açıklandığı dönemden bu yana yaklaşık 9 ay geçmiştir. O dönem geçerli olan piyasa fiyatları bugün buğdayda 2 bin 100-2 bin 200 lira/ton seviyesinde seyretmektedir. Elinde hâlâ ürün olan üreticimiz varsa bugün bu fiyatlardan ürününü pazarlayabilmektedir.”

TMO: Yeni sezona kadar ekmeklik buğday stoku yeterli #1

“EKMEKLİK BUĞDAY İTHALATI İHALESİNDE TEKLİFLERİN TAMAMI KABUL EDİLMEMİŞTİR”

Kurumun yeni sezona kadar kolaylıkla kafi gelecek oranda stokunun mevcut olduğu vurgulanan açıklamada, gerek iç alım gerek sürem içinde meydana getirilen ithalatlarla stoklarını belirli bir seviyeye getirilmiş olduğu ve sektörün ihtiyacının karşılandığı açıklandı. Açıklamada, “22 Ocak’ta kuruluşumuzca mevcut stoklarımızı muhafaza etmek ve mümkün olduğunca dış alım yoluyla iç piyasa regülasyonunu sağlamak amacıyla ihtiyaten 400 bin tonluk ekmeklik buğday ithalat ihalesi gerçekleştirilmiş, fiyat teklifleri kalitesine göre 301,90-315,50 dolar/ton arasında oluşmuştur. Ancak fiyatların yüksek bulunması nedeniyle tekliflerin tamamı kabul edilmemiş yalnızca dörtte biri kadar bir miktar ortalama 303 dolar/ton fiyatla satın alınmıştır.” ifadesine yer verildi.

Bundan sonraki süreçte piyasa gelişmelerinin devamlı olduğu benzer biçimde yakından takip edileceğine işaret edilen açıklamada, “Kuruluşumuz politikaları üretici ve tüketici menfaati birlikte gözetilerek oluşturulacaktır. Şunu belirtmek isteriz ki kuruluşumuz geçmişte olduğu gibi yeni hasat döneminde de üreticimizi memnun edecek şekilde alım politikalarını oluşturacaktır.” değerlendirmesinde bulunulmuş oldu.


Okumaya devam et.

Gündem

Johnson: Yeni mutasyon daha ölümcül olabilir


İngiltere Başbakanı Boris Johnson, ülkede tespit edilen virüs mutasyonunun daha ölümcül olabileceğine dair ileri araştırma gerektiren bulgular bulunduğunu söylemiş oldu.

Yeni virüs tehditlerine karşı hükümete danışmanlık icra eden bir kurum tarafınca meydana getirilen sunumda ortaya konulmuş olan verilerin değişik bilim adamları tarafınca değerlendirmeye alındığı da kaydedildi.

Elde edilmiş verilerin hemen hemen ön değerlendirme aşamasında olduğu belirtiliyor.

Mutasyonla ilgili meydana getirilen emek harcamalar, bu türün daha süratli bulaş özelliği bulunduğunu ortaya koymuştu.

50’den fazla ülkeye yayıldı

Virüs mutasyonu ilk olarak Eylül ayında İngiltere’nin güneydoğusunda Şehir şehrinde tespit edilmişti. O tarihten sonrasında Ada genelinde dominant tür haline gelmiş, 50’den fazla ülkeye yayılmış olduğu tespit edilmişti.

Koronavirüs basın toplantısında mevzu ile ilgili izahat icra eden Başbakan Johnson, “Daha hızlı yayılmanın yanında, bazı kanıtlar virüs mutasyonunun daha ölümcül olabileceğine işaret ediyor” dedi.

Johnson ülkenin sıhhat sisteminin yaşamış olduğu büyük baskının sebebinin “ağırlıkla” yeni mutasyon yüzünden bulunduğunu da söylemiş oldu.

Yeni mutasyon ile öncesindeki verilerin matematiksel olarak karşılaştırılması ile elde edilmiş verilere nazaran, yeni mutasyonun yüzde 30 daha ölümcül olduğu değerlendirildi.

Hükümetin bilim mevzusunda başdanışmanı olan Sir Patrick Vallance, daha ölümcül olma ile ilgili elde edilmiş verilerin “henüz yeterince güçlü olmadığını” kaydetti.

Salgın trendinde elde edilmiş verilere nazaran, 60 yaşındaki 1000 hastada 10 ölüm yaşanması tahmini ortaya konuluyordu. Sadece yeni mutasyonla bu sayının 13’e çıkabileceği değerlendiriliyor.

Hükümet yetkilileri, yeni mutasyona ilişkin veriler üstünde, değişik değerlendirmeler yapılması icap ettiğinin de altını çiziyor.

‘Yüzde 50’ye kadar çıkabilir’

Araştırması hükümetin bugünkü açıklamayı yapmasını elde eden bilim insanı Nick Davies ise yeni mutasyonun yüzde 10-50 içinde bir oranda daha ölümcül olabileceğini deklare etti.

Londra’da bir Hijyen ve Tropik Tıp okulunda matematik modelleme alanında çalışan Davies, BBC 4 radyo kanalına yeni mutasyonun ölümcüllük oranının yüzde 50’ye kadar çıkabileceğini belirtti.


Okumaya devam et.

Gündem

Uğur Mumcu 28 yıl önce katledildi




Türkiye basın tarihinin önde gelen isimlerinden önde gelen Uğur Mumcu bir hasta ziyareti için çıkmış olduğu Ankara’daki evinin önündeki otomobiline konan bombayla 28 yıl ilkin 24 Ocak 1993’te öldürüldü. Suikast organizasyonunda yer edinen adların bazıları yakalandı, yargılandı, mahkûm edildi, sadece cinayetin arkasında hangi güçlerin bulunmuş olduğu bugüne dek aydınlatılamadı.



Tapu Kadastro memuru Hakkı Şinasi ile Nadire Mumcu’nun dört çocuğundan önde gelen Uğur Mumcu, 22 Ağustos 1942’de Kırşehir’de dünyaya geldi.


Ailesinin Ankara’ya taşınması üstüne ilk ve orta öğrenimine burada devam eden Mumcu, 1965’te Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu.


Hemen hemen öğrenciyken 26 Ağustos 1962’de Cumhuriyet gazetesinde piyasaya sürülen “Türk Sosyalizmi” makalesiyle “Yunus Nadi Ödülü”nü aldı.


Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Kürsüsü Profesörü Tahsin Bekir Balta’nın asistanı olan Mumcu’nun yazdığı araştırma yazıları, Milliyet gazetesinde yayımlanmaya başladı.


Mumcu, 12 Mart 1971 dönemindeki bir yazısında kullandığı “ordu uyanık olmalı” sözleriyle, “orduya hakaret etmek” ve “sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak” suçunu işlediği iddiasıyla gözaltına alındı.


Mamak Askeri Cezaevi’nde birçok aydınla bir yıla yakın kalan Mumcu, bu davadan 7 yıl hapse mahkum edildi. Mumcu, kararın Yargıtay tarafınca bozulması üstüne tahliye edildi.



Özgür bırakılmasının peşinden derhal askere alınan Mumcu, askerliğini “yedek subay” olarak yapması gerekirken kendi tabiriyle “sakıncalı piyade” diye deklare edildi. Mumcu, Tuzla Piyade Okulunda 10 Ocak’a kadar devam eden üç aylık eğitimden sonrasında, 1973’te okul yönetimi tarafınca “kötü hal ve düşünce sahibi” diye suçlanarak “er” çıkarıldı ve Ağrı Patnos’a yollandı.


Askerlikten sonrasında üniversitedeki görevinden ayrılan Mumcu, ustalaşmış gazeteciliğe 25 Şubat 1974’te Yeni Ortam gazetesinde “Anarşist!..” başlıklı yazısıyla başladı.


Köşe yazılarında hem sorunları dile getiren hem de hukuka aykırı ve yasa dışı uygulamaların üzerine giden Mumcu, yazdığı kitaplarla da ses getirdi.



Güldal Homan ile 19 Temmuz 1976’da evlenen Mumcu’nun bir oğlu (Özgür) ve bir kızı (Özge) oldu.


Usta gazetecinin 1977’de piyasaya sürülen “Sakıncalı Piyade” kitabı tiyatroya uyarlandı ve Ankara Sanat Tiyatrosu’nda yüzlerce kez sahnelendi.


Mumcu, terörün tabanca kaçakçılığıyla ilişkisini ortaya koymak ve bu yönde kamuoyu oluşturmak için 1981’de “Silah Kaçakçılığı ve Terör” kitabını okurlarıyla buluşturdu.


Papa 2. Jean Paul’e düzenlemiş olduğu silahlı saldırıya ilişkin Mehmet Ali Ağca ve bağlantıları hakkında araştırma meydana getiren Mumcu’nun, “Rabıta” ve “12 Eylül” kitapları 1987’de, mühim araştırmalarından kabul edilen “Kürt-İslam Ayaklanması 1919-1925” eseri ise 1991’de yayımlandı.



Uğur Mumcu, Yazar Musa Anter’in öldürülmesinden sonrasında 27 Eylül 1992’de Cumhuriyet gazetesinde yazıya döktüğü “Dipsiz Kuyu” başlıklı yazısında, “Orta Doğu, emperyalizmin kol gezdiği, terör örgütleri ile çeşitli istihbarat örgütlerinin kanlı ve kirli oyunlar oynadığı karanlık dipsiz bir kuyudur. Bu karanlık ve dipsiz kuyuda cinayetler birbirini izler. Halk deyişi ile Orta Doğu’da ‘kimin eli kimin cebindedir’ bilinmez. Kim, kimi, neden öldürüyor? Bu soruların yanıtlarını anında bulmanın olanağı yoktur. Olaylar yıllar sonra aydınlanır. O da bir kısmı!” ifadelerini kullandı.


Mumcu, 24 Ocak 1993’te otomobiline yerleştirilen bombalı saldırıyla yaşamını yitirdi. Suikastı, İBDA-C ve Hizbullah şeklinde örgütler üstlense de aradan geçen 28 yıla karşın cinayetin üstündeki sis perdesi aralanamadı.


Türkiye’yi sarsan suikasta ilişkin ilk yargılamalar, Mumcu’nun ölümünden 7 yıl sonrasında başladı. Mumcu suikastı ile Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, Prof. Dr. Muammer Aksoy ve Doç. Dr. Bahriye Üçok cinayetlerini de kapsayan davanın adı “Umut” oldu.


Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava, cinayetlerin ardındaki sırrı tam olarak ortadan kaldıramadı.



İlk dereceli mahkemenin kararının Yargıtay tarafınca bozulmasının peşinden tekrardan görülen davada, 3 sanık “yasa dışı Tevhid-Selam ve Kudüs Ordusu örgütünü kurmak ve yönetmek” suçundan, 5 sanık ise aynı örgüte üyelikten çeşitli sürelerde hapis cezalarına mahkum edildi.


Bu kapsamda sanıklardan Mehmet Ali Tekin, Hasan Kılıç ve Ekrem Baytap, “silahlı suç örgütü kurma ve yönetme” eylemlerinden 12 yıl 6’şar ay hapisle cezalandırıldı.


Sanıklar Abdulhamit Çelik, Fatih Aydın, Yusuf Karakuş, Mehmet Şahin ve Recep Aydın’a ise “silahlı suç örgütü üyesi olmak”tan 6 yıl 3’er ay hapis cezası verildi.


Anayasa Mahkemesi, gözaltında tutuldukları tarihlerdeki mevzuatın, gözaltı süresinde avukata erişim imkanı tanımadığı sebebi öne sürülerek sanıklar Aydın, Tekin, Kılıç ve Karakuş’un tekrardan yargılanmasına hükmetti.


(AA)





Okumaya devam et.

Facebook

Popüler

Python örnek projeler deneme bonusu veren siteler