Connect with us

Gündem

Bilimsel metin çevirmenlerine övgü


      1965 yılı ürünlerinden uzunca şiirim “Bir Gün Mutlaka”nın ortalarında şu şekilde bir mısra vardır: 

      “Ne yapsam…Ne yapsam… Dekart okuyorum sonradan”

       Dekart okuma isteğinin şiirdeki işlevi üzerinde ayrıca durulabilir. Söz konusu şiirde daha ilk dizeyle başlayan yaşam ve duygu sağanağına                Dekart(Descartes)okumakla bir an mola verme isteği, aslında o üniversiteli yıllarımdaki, yaşamımın da  gerçeğiydi. 

        Şiirlerin, romanların, siyasal metinlerin yanı sıra felsefe okuma isteğiyle de dolup taşıyordum.

        Hatta hukuk öğrenimine devam edemeyeceğim  daha en başlarda anlaşıldığında bir süre DTCF Felsefe bölümü derslerini izlemiştim.

         Fakat ne sevgili Nusret  Hızır Hoca’nın  daha çok matematiğe benzeyen modern mantık dersleri, ne de tutucu hocaların tekelindeki sağcı ahlâk felsefesi bana göreydi…

        Tutkumu, MEB klasiklerinin yeni baskılarını okumakla karşılamaya çalışıyordum.   Descartes’ın “Yöntem Üzerine Konuşma”sı, Leibnitz’in -pek de anlamadan okuduğum-“Monodoloji”si bunlardan aklıma ilk gelenlerdir…

         Fakat istediğim sanki tam olarak bu da değildi…Daha başka, daha yeni bir şeylerin arayışında gibiydim…Yabancı diller öğrenme tutkumun başlıca nedeni de buydu…

          Dilimizde bulamadığım kitapları bulup okumak…

                                                ***

     40’lı yılların ardından 60’lı yıllarda  ülkemiz bir çeviri cennetiydi denebilir. 

       Özellikle de siyasal metinler alanında. 

       Örneğin bilimsel sosyalizm metinlerinin okura böylesine bir hızla birbiri ardına sunulması önceki dönemlerin hiç birinde hayal bile edilemezdi.  

        Bu alanda, ikisi de artık hayatta olmayan sevgili Erdost kardeşlerin Sol ve ardından gelen Onur yayınlarına ve  o yayınların çevirmenlerine ülkemizin  düşünsel ve siyasal yaşamı çok şey borçludur.

        Fakat Batı dünyasında düşüncenin bütün alanlarında  ulaşılan  dorukların, 19 ve özellikle de 20. yüzyıl ürünlerinin hiç değilse belli başlılarının dilimize çevrilmeleri için bir kaç  on yıl daha geçmesi gerekecekti.. 

      Bugün, söz konusu bilimsel metin  çevirilerinin bir çoğunun arka sayfalarında yer alan baş döndürücü  kaynakçaları oluşturan ürünlere  (yabancı dil bilmeksizin) ulaşılması mümkün değilse de;;çağdaş düşüncenin, bilimsel araştırma alanlarının hemen hepsinde, küçümsenemeyecek  bir çeviri ürünü birikimine sahibiz. 

       Bunu ise, sadece yabancı dil bilgisi bakımından değil, çevirisini yaptıkları kişinin ve alanın derin bilgisine sahip olarak seçkinleşmiş bilimsel metin çevirmenlerimize borçluyuz.

                                                   ***

            İster istemez sadece kendi merak alanlarımla ve kendi okuduklarım)ya da okumakta olduklarımla) sınırlı kalarak örnekler vermek isterim.

              Yakın zamanda yitirdiğimiz sevgili dostum, arkadaşım Bertan Onaran’ın çevirileri olmasa,bana büyük düşünce ufukları kazandıran Wilhelm Reich’ı tanımamış olacaktım.

             Yine, düşünceleriyle karşılaşmaktan mutluluk duyduğum Büyük düşünür Ernst Bloch’un dev yapıtı “Umut İlkesi”ni Tanıl Bora’nın olağanüstü emek ürünü çevirisine borçluyuz. 

         Bir başka büyük bilim insanı Thomas Kuhn’un baş yapıtı “Bilimsel Devrimlerin Yapısı”ndan çok şey öğrendim. Çevirmen Nilüfer Kuyaş’ın önsözü, diyebilirim ki kitabın kendisi kadar önemli ve değerlidir.

      Sartre       

Şu anda elimin altındaki kitaplardan “Ölüm ve Felsefe”nin çevirmeni  Nur Küçük’ün 

çeviri emeğine ve başarısına hayranlık duymamak mümkün değil.

          Yine arada bir okumakta olduğum “Varlık ve Zaman”ın (Heidegger) çevirmeni(bu çetrefil düşünür üzerine kapsamlı  bir kitabı da olan) Kaan H.Ökten’in çabası için bütün övgü sözleri eksik kalır.

           “Heidegger,Moderniteyle Hesaplaşma/M.E.Zimmerman) adlı çevirisini okumak üzere ayırdığım Hüsamettin Arslan’ın  hemen hepsi Paradigma yayını olan çeviri listesi gerçekten baş döndürücüdür.

               “J.P.Sartre’dan “Varlık ve Hiçlik” çevirisi için (Turhan Ilgaz-.Gaye Ç.Eksen) benzer şeyler söylerim.

               Notlar alarak okuduğum  kitaplar arasından çekip çıkardığım  bir başkası:Ateizm.(Robin Le Poidevin/Ayrıntı Yayınları), bilimsel metinlerin her zaman başarılı çevirmeni Abdullah Yılmaz’ın bir çeviri ürünü.. 

                Bu yazıyı yazmakta olduğum sırada kargodan beklediğim bir kitap çıka geldi:

St.Augustinus, İtiraflar. Latinceden çeviren Prof.Dr.Çiğdem Dürüşken.

             Sevgili okurlarım, bir kitabın değil bazen tek bir cümlenin  çevirisinin, insanı bazen nasıl ümitsizliğe düşüren büyük bir emek gerektirdiğini bilir misiniz? 

                Yönetimdeki siyaset ülkeyi her şeyiyle uçurumun dibine çekmeye çalışırken bilimsel metin çevirmenleri bu ülkeyi  diliyle  ve düşünce dünyasıyla

 Prometheus’ca bir çabayla, çağdaş-evrensel düşüncenin burçlarına yükseltmeye çalışıyor.

              Bin sevgi onlara, bin övgü…

           .

             Kapakta: Heidegger

      

           .


Okumaya devam et.
Yorum için tıkla

Cevap bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

Doğalgaz talebi 2050’de 6 trilyon metreküpe ulaşacak



Nüfus artışı, çevresel kaygılar ve doğalgaza erişimin kolaylaşması şeklinde etkenler, dünyada doğalgaz talebinin artacağını düşündürüyor.


Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu (GECF), doğalgazın gelecekteki kullanımı ile ilgili bir rapor yayınladı.

GECF’in raporunda, dünyada artan nüfus ve temiz enerji kaynaklarına yönelim sebebiyle küresel doğalgaz talebinin 2050 itibarıyla yüzde 50 artışla 5 trilyon 920 milyar metreküpe ulaşacağı tahmin ediliyor.

DOĞALGAZ TİCARETİNİN PAYI ARTACAK

Bu kapsamda, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ticaretinin toplam gaz ticaretindeki payının da 2050 itibarıyla yüzde 56 olacağı tahmin ediliyor.

Çin, Avustralya, Hindistan, ABD, Kanada ve Meksika’nın yanı sıra Afrika, Avrasya ve Orta Doğu vatanlarında doğalgaz üretiminin artması planlanıyor. Avrupa’da 2019’da 200 milyar metreküp olan doğalgaz üretiminin ise 2050 itibarıyla 70 milyar metreküpe düşeceği öngörülüyor.

2050’DE YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARININ PAYI ARTACAK

Doğalgazın birçok ülke tarafınca temiz bir alternatif yakıt olması sebebiyle tercih edileceği belirtilen rapora bakılırsa, 2019’da yüzde 2 olan yenilenebilir enerji kaynaklarının oranı 2050’de yüzde 10’a yükselecek.

Dünyada artan nüfus ve temiz enerji kaynaklarına yönelim sebebiyle küresel doğalgaz talebi, 2050 itibarıyla yüzde 50 artışla 5 trilyon 920 milyar metreküpe ulaşacak. Ek olarak, doğalgaz piyasası bölgesellikten çıkarak ülkeler arası daha çok bağlantı kurulacak.


Okumaya devam et.

Gündem

Paris İklim Anlaşması’nın Türkiye de imzalasın kampanyası


Bugüne dek 197 ülkenin imzaladığı, 191 ülkenin taraf olarak süreci tamamladığı Paris Anlaşması’na taraf olmayan 6 ülkeden 1’i Türkiye.

Trump döneminde anlaşmadan çekilen ABD, Biden döneminde geri dönmüştü.

TBMM’ye iletilecek bir imza kampanyasını destek veren 37 sivil cemiyet örgütü, Paris Anlaşması’nın ilk imzacılarından olan Türkiye’nin de süreci tamamlayarak anlaşmaya taraf olmasını istiyor.

Eritre, İran, Irak, Libya ve Yemen’in yanında onay sürecini tamamlamayan Türkiye’nin taraf olması için anlaşmanın TBMM’de onaylanması gerekiyor.

İmza kampanyasına bugüne dek çevreyle ilgili emekler yürüten 37 sivil cemiyet örgütü destek verdi. Toplanan imzalar, Paris Anlaşması’nın onay sürecinin tamamlanacağı TBMM Başkanlığı’na teslim edilecek.

Kampanyanın imza metninde Türkiye’nin anlaşmayı imzalamasının önemine dair şu vurgular yapılıyor:

“Bilimsel çalışmalar Türkiye’nin iklim krizinden en çok etkilenecek ülkelerden biri olduğunu gösteriyor. Tanıklık ettiğimiz sıcak hava dalgaları, sel baskınları, şiddetli yağışlar ve kuraklıklar yaklaşan felaketin ilk uyarıları. Bu felaketi önlemenin ve iklim krizinden çıkmanın yolu, bir an önce harekete geçerek Paris Anlaşması’nı onaylamaktan ve  küresel iklim hareketinin bir parçası olmaktan geçiyor. Bu yüzden de Türkiye daha fazla beklemeden Paris Anlaşması’nı onaylamalı ve iklim krizini durdurma konusunda ilk adımı atmalı.”

“Türkiye, Paris Anlaşması’nı Onaylasın #ParisiOnayla” başlıklı kampanyayı, buraya tıklayarak imzalayabilirsiniz.

İmza kampanyasına destek veren kurumların temcsilcileri, kampanyanın önemine dair şunları söylüyor:

“ANLAŞMAYI SÜRECİN İLK ADIMI OLARAK KABUL EDİYORUZ”

Ekoloji Birliği Eş Sözcüsü Süheyla Doğan: “Türkiye bir  an önce Paris Anlaşmasını onaylamalı ve en kısa sürede de karbon nötr bir ülke olmalı. Bu amaca ulaşmak için de hedeflerini belirleyerek, bu hedeflere ulaşılmasını sağlayacak somut adımları atmalıdır. Paris Anlaşması’nı sürecin ilk adımı olarak kabul ediyoruz.”

“FOSİL YAKITLARDAN ÇIKMAK TÜRKİYE’NİN LEHİNE”

Ekosfer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Gürbüz: “Karbonsuz yeni bir düzen kuruluyor ve Türkiye bu düzenin dışında kalıyor. En çok seragazı emisyonu üreten 20 ülkeden biri olan Türkiye’nin de hemen harekete geçmesi gerek. Kimse Türkiye’den tek başına dünyayı kurtarmasını beklemiyor ama evinin önünü süpürmesini istiyor. Türkiye petrol ve doğalgazda zaten dışa bağımlı, tükettiği kömürün de yüzde 60’ı ithal. Dolayısıyla, fosil yakıtlardan kademeli bir şekilde çıkıp yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğine geçmek zaten her açıdan Türkiye’nin lehine.”

“VAKİT KAYBEDİLMEMESİ GEREKİYOR”

Sürdürülebilir Iktisat ve Finans Araştırmaları Derneği Direktörü Bengisu Özenç: “Düşük karbonlu ekonomiye geçiş stratejileri bugün ülkelerin yalnızca sanayilerini değil, dış politikalarını da şekillendiriyor. Net sıfır emisyona ulaşma hedefi 29 ülkede kanunlaşmış ya da politika dokümanlarına yerleşmiş durumda. 98 ülke ise bu yönde hedef almayı tartışıyor. Uluslararası ilişkiler söz konusu hedefler üzerinden yeniden tanımlanırken, Türkiye maalesef bu gruplar arasında yer almıyor. Açıkça belirlenmiş bir ‘yeşil kalkınma’ stratejisi bulunmayan Türkiye’nin, kendisini bu küresel gündemin bir parçası haline getirebilmesi için ilk adım Paris Anlaşması’nın onaylanması. Bu konuda daha fazla vakit kaybedilmemesi gerekiyor.”

“TÜRKİYE, ANLAŞMAYI ONAYLAMADIĞI TAKDİRDE YÖN VEREN DEĞİL İZLEYEN ÜLKE OLACAK”

TEMA Vakfı Çevre Politikaları ve Internasyonal İlişkiler Bölüm Başkanı Ceren Pınar Gayretli: “23 Şubat 2021 tarihinde Güney Sudan’ın da anlaşmaya taraf olması ile Türkiye, Paris Anlaşmasını onaylayarak yürürlüğe koymayan 6 ülkeden biri oldu. Türkiye’nin sera gazı azaltım taahhütlerini iyileştirmesi ve sözleşmeye taraf olan diğer 191 ülke gibi Paris İklim Anlaşması’nı onaylayarak yürürlüğe koyması gerekiyor. Türkiye, Paris Anlaşmasını onaylamamaya devam ettiği takdirde, geleceğin siyasetinin, ticaretinin ve ekonomisinin çerçevesini çizen ülkelerin dışında kalacak, yön veren değil, izleyen olacak. Türkiye’nin bir an önce Paris İklim Anlaşması’nı onaylayıp, iklim hedeflerini güçlendirerek küresel çalışmaların liderleri arasında yer almasını talep ediyoruz.”

“TÜRKİYE’NİN DÜNYANIN GERİ KALANINDAN AYKIRI HAREKET ETMESİ KABUL EDİLEMEZ”

WWF (Naturel Yaşamı Koruma Vakfı) Türkiye Genel Müdürü Aslı Pasinli: “Etkilerini her geçen gün daha belirgin bir şekilde hissettiğimiz iklim krizi bugün artık herkesi tehdit eden bir ekolojik kriz haline gelmiş durumda. Türkiye ise, kuraklık başta olmak üzere iklim krizinin etkilerini en ciddi ölçüde yaşaması beklenen bölgelerden biri olan Akdeniz Havzası’nda yer alıyor. Bu nedenle, dünyanın geri kalanından ayrı hareket etmesi düşünülemez. Dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri olan Türkiye’nin iklim krizi ile mücadelede sorumluluğunu yerine getirmek için acilen Paris Anlaşması’na taraf olacağını ve ivedilikle ulusal katkı hedeflerini iyileştireceğini umuyoruz.”

KAMPANYAYI DESTEKLEYEN KURULUŞLAR

Kampanyayı destekleyen kuruLuşlar şu şekilde:

  1. Antalya Ekoloji Meclisi
  2. Ayvalık Doğa Platformu
  3. Bartın Platformu
  4. Bergama Çevre Platformu
  5. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği
  6. Bursa’ya Temiz Hava
  7. ÇETKO-Adana
  8. ÇYDD  Oktay Ekinci Çevre Birimi
  9. Tabiat Derneği
  10. Tabiat Koruma Merkezi
  11. Doğader
  12. Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP)
  13. Ekoloji Birliği
  14. Ekosfer
  15. Fridays For Future Türkiye
  16. Fridays For Future Bursa
  17. Foça Forum
  18. Greenpeace Akdeniz
  19. İDA Dayanışma Derneği
  20. İklim Değişikliği Siyaset ve Araştırma Derneği
  21. Hanım Balıkçılar Derneği
  22. Karaburun Şehir Konseyi
  23. Kazdağı Naturel ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği
  24. Kazdağları Kardeşliği
  25. Koza Dağcılık Kültür Sanat ve Spor Kulübü
  26. Nilüfer Şehir Konseyi Gençlik Meclisi
  27. Sürdürülebilir Iktisat ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFİA)
  28. TEMA Vakfı
  29. TOHUM  Eğitim, Kültür, Tabiat Derneği
  30. Validebağ Gönüllüleri
  31. WWF-Türkiye
  32. Yereliz – Mahalli İzleme Araştırma ve Uygulamalar Derneği
  33. Yeşil Fikir Derneği
  34. Yeşil Gelecek Derneği
  35. Yokoluş İsyanı
  36. Youth For Climate Turkey (İklim İçin Gençlik)
  37. Yuva Derneği

PARİS İKLİM ANLAŞMASI

Anlaşmaya taraf ülkeler, “ulusal katkı beyanı” adında olan ve ülkelerin kendi şartları doğrultusunda hazırladığı bir plan çerçevesinde iklim krizine neden olan sera gazı emisyonlarını iyi mi sınırlayacaklarını ya da azaltacaklarını belirtiyor.

Paris Anlaşması, ülkelere bir azaltım hedefi koymazken, taraf ülkelerin kendi iradeleriyle belirlediği ulusal katkı beyanlarının küresel ısınmayı iki derecenin altında duracak şekilde iyileştirilmesi için görüşme edilmesini öngörüyor. (EVRENSEL)


Okumaya devam et.

Gündem

Coca Cola İçecek 2020’de 1.23 milyar TL net kâr etti


Anadolu Grubu’nun ana hissedarı olduğu Coca-Cola İçecek’in (CCI), 2020 senesinde net satış gelirleri yüzde 19,8 arttı.

Şirketten meydana getirilen açıklamaya nazaran, CCI’nın, faiz, amortisman ve vergi öncesi karı (FAVÖK) ise 282 baz puan artışla tüm zamanların en yüksek seviyesi olan yüzde 21,8’e ulaştı.

Konsolide satış hacmi yüzde 1,9 azalan CCI’da birim kasa başına net satış geliri ise yüzde 22,2 arttı. Hisse başına kazancını da yüzde 27,6 artıran CCI, 2 milyar TL ile bu zamana kadarki en yüksek özgür nakit akımına ulaştı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Coca-Cola İçecek Üst Yöneticisi (CEO) Burak Başarır, CCI’nın toplam 26 yapınak ve 8 bin 500’e yakın çalışanıyla 10 ülkede etkinlik gösterdiğini hatırlatarak, “Sağlam bir performans gösterdiğimiz dördüncü çeyrekle birlikte unutulmaz bir yılı geride bırakıyoruz. Tarihin en zorlu krizlerinden biriyle karşı karşıya kaldık. Ancak krize hızlı bir şekilde yanıt verdik ve yılın ilk günlerindeki öngörülerimizin ötesinde bir başarı yakaladık. Hem faaliyetlerimizin devamlılığını sağlayan kararlı duruşları hem de müşterilerimize, tedarikçilerimize ve toplumumuza verdikleri değerden dolayı çalışanlarımızla gurur duyuyoruz.” değerlendirmesinde bulunmuş oldu.


Okumaya devam et.

Facebook

Popüler

Exit mobile version
Python örnek projeler deneme bonusu veren siteler