Connect with us

Gündem

Başsavcılıktan Aleyna Çakır açıklaması




Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Aleyna Çakır olarak malum Gökyüzü Esen’in ölümüne ilişkin izahat yapmış oldu.


Adli tıp kurumu tarafınca Başsavcılığa gönderilen raporda bir adama ilişik DNA örnekleri bulunmuş olduğu tespitine yer verilmişti. Bu rapor üstüne Çakır’ın avukatları, DNA örneklerinin şüpheli Ümitcan Uygun’a ilişik olup olmadığının araştırılması için savcılığa başvurmuştu.

Başsavcılık, “Çakır’dan otopsi işleminde alınan örnek ve tırnağında tespit edilen DNA profilleriliyle şüphelininkinin karşılaştırılmasına karar verdi.

Adli Tıp Raporunda “asılma” haricinde ölüme niçin olabilecek bir emare tespit edilemediği de söylenmişti.

Aleyna Çakır 3 Haziran 2020’de yaşamını yitirmiş, genç kızın cansız bedeni adam arkadaşı Ümitcan Uygun tarafınca bulunmuştu .





Okumaya devam et.
Yorum için tıkla

Cevap bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

İngiltere’de tüm kısıtlamaların kaldırılacağı tarih belli oldu



İngiltere’de koronavirüs engellemelerinin kaldırılma takvimini açıklandı. Johnson, “özgürlüğe giden tek yönlü bir yolda” geri dönüş olmamasını sağlamak için davranışlarında ölçülü olmak icap ettiğini söylerken, bu takvim kapsamında bazı işletmeler yaza kadar kapalı kalacağını belirtti.

Johnson’un açıklamış olduğu 4 aşamalı plana bakılırsa, İngiltere’de 8 Mart’tan itibaren okullar açılacak. Her aşama içinde minimum 5 hafta olacak. Bir çok kısıtlamanın kaldırılacağı son adım, en erken 21 Haziran’da başlayabilecek.

Boris Johnson, koronavirüsün oldukça bulaşıcı mutasyonunun yayılımıyla savaşım için ocak ayında batı dünyasındaki en katı soyutlama uygulamalarından birini devreye aldıktan sonrasında, İngiltere’nin artık dünyanın en süratli aşı programlarının meyvelerini yiyecek bir konumda bulunduğunu söylemiş oldu.


Okumaya devam et.

Gündem

Son dakika haberler… Tümör sonrası hayatı kâbusa döndü! Her gün büyüyor…


Bülbülzade Mahallesi’nde oturan mobilya atölyesinde işçi olarak çalışan Mehmet ile ev bayanı Leyla Menetoğlu çiftinin ilk evladı olan ortaokul talebesi Berat’ın 2 yıl ilkin yüzünde şişkinlik oluştu. Ailesi, yüzünde oluşan ve büyüyen kabarıklıkla ilgili Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ne başvurdu. Burada meydana getirilen kontrollerde Menetoğlu’un yüzünde tümör olduğu tespit edilerek ameliyat edildi. Ameliyatın arkasından yaranın olduğu bölümde tümör yine nüksedince plastik cerrahi müdahale yapamadı.

TÜMÖR NEDENİYLE YARA SÜREKLİ BÜYÜYOR

Berat Menetoğlu’nun yüzünün sol tarafında tümör sebebiyle açık kalan yara her geçen gün büyümeye devam etti. Doktorların tümörün tamamen bitirilmesi için Berat’ın yüzünün sol tarafının tamamen alınması ve sol gözünü yitirme riski bulunduğunu ifade etmesi üstüne aile değişik arayışlara başladı. 2 senedir birçok hastane ve doktora görünen sadece umar bulamayan aile, Berat’ın sol gözünü kaybetmeden sağlığına ulaşması için yetkililerden yardım istiyor.

Tümör sonrası hayatı kâbusa döndü Her gün büyüyor...

class=”cf”>

‘ÇARESİZLİK İÇERİSİNDEYİZ’

Leyla Menetoğlu, oğlunun yüzündeki yaranın her geçen gün büyüdüğünü ve çaresizce seyretmekten başka ellerinden bir şey gelmediğini ifade ederek, “Berat’ın 2 yıl önce kulağının önünde küçük bir şişlik olarak başladı. Kısa bir süre sonra bunun tümör olduğu anlaşıldı. Onkolojiye sevk edildi ve patoloji için öncesinde bir ameliyat geçirdi. Sürecimiz 1,5 yıl kadar hastanede devam etti. Bu süreçte hem radyoterapi hem de kemoterapi tedavisi aldı. Tedavi yanıt vermeyince geçtiğimiz yılın ağustos ayında Gaziantep Üniversite Hastanesinde ameliyat yapıldı. Tümör çıkartıldıktan sonra çene kemiği yerine platin takıldı. Takılan platin 1 ay sonra açığa çıkmaya başladı. Dolayısıyla tekrar ikinci bir ameliyat yapıldı. Ameliyatın ikinci günü dikişler patladı. Hastaneye tekrar gittiğimizde yüz ışın tedavisi aldığı için bu açığın dikiş tutmayacağını söylediler ve yara açık bırakıldı. Açık olan yara günden güne büyümeye devam etti. Şu an açık olan yara çok kötü bir durumda ve çenenin altına kadar indi. Tümör tekrar nüksetti ve yarası her geçen gün büyüyor. Bir anne olarak o yaranın karşısında çaresiz bir şekilde oturup bekliyorum” diye konuştu.

Tümör sonrası hayatı kâbusa döndü Her gün büyüyor...

class=”cf”>

ÇOCUĞUMUN İYİLEŞMESİNİ İSTİYORUM

Çocuğunun oldukca fena durumda bulunduğunu belirterek yardım isteyen anne Leyla Menetoğlu, “Çocuğum yemeden içmeden kesildi ve psikolojik olarak çökmüş durumda. Bu durumdan dolayı çok mustaribiz. Sağlık Bakanlığı’nın sesimizi duymasını istiyorum. Ben bir anneyim ve ben çocuğumun bu durumunu oturup bu şekilde beklemek çok zor. Çocuğumun ilaç tedavisi başladığı günden beri okula gidemiyor. Ben sadece oğlumun sağlığına kavuşmasını istiyorum. Tek dileğim, tek isteğim, çocuğumun iyileşmesi. Doktorlar tümörün tamamen bitmesi için yüzünün sol tarafına müdahale edileceğini, sol gözünü kaybetme riski bulunduğunu söyledi. Biz de bu durum karşısında çaresiz kaldık. Çocuğumun gözünü kaybetmesine gönlümüz razı gelmiyor. Oğlumun yeniden eski görünümüne kavuşturacak doktorlardan yardım istiyoruz” dedi.

ESKİ HALİME DÖNMEK İSTİYORUM

class=”cf”>

Yaranın her geçen gün büyüdüğünü ve kimsenin görmemesi için yüzünü devamlı sargı ile kapattığını özetleyen Berat Menetoğlu, tek isteğinin eski haline dönmek bulunduğunu açıkladı. Yüzündeki yara sebebiyle psikolojisinin bozulduğunu ve iyileşmek istediğini özetleyen Menetoğlu, “Yüzümde şu an açık bir yara var. Ben bu durumdan çok rahatsızım. Bu durumda olmak çok zor. Koronavirüsten dolayı insanlar 1 yıldır maske takıyor ve maske takmaktan bıkmış durumda. Ben 2 yıldır yüzümde sargı ile dolaşıyorum ve okuluma gidemiyorum. Gün boyu televizyon seyrediyorum, telefon ile zaman geçiriyorum. İyi bir doktorun benim durumuma çare bulmasını istiyorum. Tedavimin yapılmasını ve eski halime dönmek istiyorum. Çok zor günler yaşıyorum. Annem olmasaydı bu zor durumun üstesinden gelemezdim. Ondan güç aldım ve bugünlere öyle geldim. Artık iyileşmek istiyorum, çok yoruldum” ifadelerini kullandı.


Okumaya devam et.

Gündem

Aksoy Araştırma’nın verilerine göre yurttaşların yüzde 83.8’i, tarikatların kapatılması ya da sıkı denetlenmesi görüşünde



Aksoy Araştırma’nın ocak ayına ilişkin açıklamış olduğu araştırmaya nazaran yurttaşların yüzde 83.8’i, tarikatların tamamen kapatılması ya da fazlaca sıkı denetlenmesi görüşünde. Felsefeci ilahiyatçı Prof. Dr. Şahin Filiz, toplumun, tarikatlardan ve tarikatlara dini teslim eden siyasal yapılardan uzaklaştığını vurgulayarak “Türk toplumu; din ile tarikatı, din ile siyaseti birbirinden ayırıyor. Araştırma, laikliğin Türk toplumunda artık kökleştiğini gösteriyor” dedi.

Aksoy Araştırma, her ay tertipli olarak açıklamış olduğu “Türkiye Monitörü” araştırmasının Ocak 2021 neticelerini paylaştı. Başkanlık sistemine desteğin azaldığı, parlamenter sisteme dönmek isteyenlerin oranının arttığının ortaya konduğu araştırmada, tarikatlara yönelik dikkat çeken sonuçlar yer aldı. “Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı siz olsaydınız, ülkede faaliyet gösteren tarikatlara yönelik hangisini uygulardınız” sorusuna iştirakçilerin yüzde 46.6’sı “tamamen kapatırdım”, yüzde 37.2’si “çok sıkı denetim yapardım”, yüzde 11.8’i “rutin denetim yapardım”, yüzde 4.4’ü ise “tamamen serbest bırakırdım” yanıtı verdi.

‘DİNİ SÖYLEM OLUMSUZLANIYOR’

Tarikatlara yönelik neticeleri Cumhuriyet’e değerlendiren Prof. Dr. Şahin Filiz, neticeleri “ezber bozucu” olarak nitelendirdi. Türk toplumunun, siyasal partilerin tarikatlara prim vermesini onaylamadığını vurgulayan Filiz, “Yüzde 4.4’lük oranla ‘Tamamen serbest bırakırdım’ sonucu, en muhafazakâr görünen partiye bile güçlü bir şekilde ‘Tarikatlarla iş tutmayın’ mesajının somut sonucudur” dedi. “Tamamen serbest bırakırdım” diyenlerin oranının, tarikatlarla direkt ya da dolaylı olarak bağları olanları temsil ettiğini söyleyen Filiz, yanıtların oranlarına bakıldığında, Türk toplumunun, din ile tarikatı ve din ile siyaseti birbirinden ayırdığının görüldüğünü altını çizdi. Filiz, “Halk, partilerin din söylemiyle tarikatlara çıkar sağlamalarını kesin olarak olumsuzlamaktadır. Araştırmanın başka bir sonucu da ‘Toplum dinden uzaklaşıyor’ feveranının temelsiz olmasıdır. Toplumun esasen dinden ve ahlaktan değil, tarikatlardan ve tarikatlara dini teslim eden siyasi yapılardan uzaklaştığı değerlendirilmeli” diye konuştu.

‘İNSANLIK DIŞILIĞA TEPKİ’

Filiz, tarikatların kapatılması ya da çık sıkı denetlenmesi yönünde görüş belirtenlerin oranının oldukça yüksek olmasının sebeplerinden birinin, “tarikatlarda yaşanan insanlık dışı, ahlak dışı olaylara kesin bir tepki koymak” bulunduğunu kaydederek “Tarikatların her alanda büyük çoğunluğun sırtından geçinerek hak ve adalet duygularını sarstıkları tescil edilmiştir. Bu, aynı zamanda, yüzde 83.8 gibi ezici bir çoğunluğun “ya kapat ya da sıkı denetle” mesajına aldırmayan siyasilerin, bu çoğunluktan aldıkları yetkiyi, yarattıkları yüzde 4.4 ile azınlıkta kalan tarikatçı çıkar çevreleri lehine kullanmalarından kaynaklanıyor. Seçen yüzde 83.8, yararlanan yüzde 4.4 olursa toplumsal denge bozulur. Bu bozulma, siyasal ve ekonomik istikrarsızlığa niçin olur” ifadelerini kullandı.


Okumaya devam et.

Facebook

Popüler

Python örnek projeler deneme bonusu veren siteler