Connect with us

Gündem

Bakan Akar’dan ‘Yunanistan’ açıklaması




MİLGEM Projesi’nin 5’inci gemisi olan İstanbul Fırkateyni‘nin Denize İniş Töreni ve Pakistan MİLGEM Korvet Projesi 3’üncü Vapur İlk Kaynak Töreni, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımıyla İstanbul Tersane Komutanlığında gerçekleştirildi.


Törende konuşan Ulusal Müdafa Bakanı Hulusi Akar, risk, tehdit ve tehlikelerle karşı karşıya olan bölgede Türkiye’nin ve 83 milyonun güvenliğini sağlamak için müdafa sanayisi çalışmalarının küresel gelişmelerin gerektirdiği şekilde ilerletilmesini elzem olarak nitelendirdi.


Son dönemdeki gelişmelerin Türkiye’nin müdafa sanayisinde tüm ülkelerden daha oldukça ehemmiyet vermesi ve bu alanda kuvvetli olması icap ettiğini açıkça gösterdiğini aktaran Akar, müdafa sanayisinde üstünde durulması ihtiyaç duyulan en mühim hususu ise dışa bağımlılık olarak dile getirdi.


Dışa bağımlı bir müdafa anlayışını Türkiye’ye dayatmak için en zor zamanlarda çıkarılan engellerin, gizli saklı ve açık ambargoların toplumsal hafızadaki yerini hala koruduğunu vurgulayan Akar, “Ülkemize yönelik bu çabaların bugün de devam ettiğini esefle görüyoruz fakat bunlar beyhude çabalardır.” diye konuştu.


Dışa bağımlılığı ortadan kaldıran, kendi kaynaklarını azami seviyede kullanan yerli ve ulusal bir müdafa sanayisine haiz olmayı öncelikli hedefleri olarak tanımlayan Akar, “Zatıdevletlerinin liderliğinde etki ve ilgi alanı her geçen gün genişleyen ve uluslararası ilişkilerde artık bir özne haline gelen ülkemiz, savunma alanında da gösterdiğiniz ve teşvik ettiğiniz bu hedefe azim ve kararlılıkla ilerlemektedir.” dedi.


“Yerli ve milli imkanlarla üretilen silah sistemlerimizin katkısı büyüktür”


Orduların yegane gayesinin zafere ulaşmak bulunduğunu vurgulayan Akar, zafere kısa yoldan erişebilmek için temel ihtiyacın yüksek teknoloji ürünü tabanca sistemleri bulunduğunu söylemiş oldu. Akar, özverili ve kahraman Mehmetçiği, yüksek teknoloji ürünü yerli ve ulusal tabanca sistemleriyle buluşturmak için var güçleriyle çalıştıklarını belirterek “Çok şükür bu gayretlerimizin meyvelerini de topluyoruz. MİLGEM Projesi kapsamında üretilen muharip gemilerimizle bir yandan deniz gücümüzü arttırırken aynı zamanda deniz hava gücümüzün imkan ve kabiliyetlerini de geliştiriyoruz. Bu çerçevede geçtiğimiz ay envantere giren P-72 deniz karakol uçağımız, Deniz Kuvvetlerimizin gözü, kulağı olarak mavi vatanımızda görevine başlamıştır.” ifadelerini kullandı.


Geçmişte piyade tüfeğini dahi yurt dışından tedarik eden Türkiye’nin artık Ulusal Piyade Tüfeğini, kendi harp gemilerini, fırkateynlerini, İHA/SİHA’larını, Fırtına obüslerini, ÇNRA’ları, Atak helikopterlerini, akıllı duyarlı cephanelerini tasarlayıp inşa, yapım ve ihraç seviyesine geldiğini dile getiren Akar, şu şekilde konuştu:


“Bugün TSK, yerli ve milli imkanlarla üretilen harp silah, araç, gereç ve mühimmatı etkin bir şekilde kullanarak sahada büyük başarılar elde etmiştir ve etmektedir. Terörle mücadele kapsamında yurt içi ve sınır ötesinde büyük başarıyla icra edilen harekatlarda, Doğu Akdeniz’de ve Ege’de hak, alaka ve menfaatlerimizin kararlılıkla korunmasında ve TSK’nın dünyanın birçok coğrafyasında üstlendiği görevleri başarıyla yerine getirmesinde yerli ve milli imkanlarla üretilen silah sistemlerimizin katkısı büyüktür. Türk yapımı silah sistemlerinin etkinliği, yakın zamanda Azerbaycanlı kardeşlerimizin öz topraklarını işgalden kurtarma mücadelesinde de en açık şekilde görülmüştür. Kahraman Azerbaycan ordusu ‘Tek Vatan Harekatı’nı büyük bir başarıyla icra ederek öz topraklarını 30 yıldır devam eden Ermenistan işgalinden yerli ve milli silah sistemlerimizin de katkısıyla 44 günde kurtarmıştır. Bugün, tüm dünyada yerli ve milli silah sistemlerimizin harekatın seyrine yönelik belirleyici etkileri konuşulmakta ve dikkatle takip edilmektedir. Direktifleriniz doğrultusunda kamu, vakıf şirketleri, özel sektör ve üniversiteler ciddiyet, samimiyet, diyalog ve koordinasyon içerisinde çalışarak, topyekun emekle, çok daha ileri seviyelere ulaşacağımıza inanıyoruz.”


“Üç devlet, tek yürek anlayışı…”


Müdafa ve güvenlik alanında kapsamlı ve etkin çalışmaların yapılması, iş birliklerinin tesis edilmesi, ortak projeler yürütülmesi ve deneyimlerden karşılıklı olarak istifade edilmesinin, ülkelerin orta ve uzun vadeli kazanımları açısından mühim bulunduğunu özetleyen Akar, “Bu bağlamda, tasarımdan üretime MİLGEM projesinde elde edilen tecrübenin Pakistanlı kardeşlerimizle paylaşılması, ülkelerimiz adına büyük ve önemli bir kazanım olacaktır.” dedi.


Bu karşılıklı deneyim paylaşımını zaman içinde birçok alanda görmenin mümkün olacağını ifade eden Akar, “Bu şekilde bölgesel ve küresel düzeydeki iş birliğimiz daha da güçlenecektir.” diye konuştu.


Türkiye ile Pakistan’ı coğrafi olarak uzak olsa da kardeşlik bağları yardımıyla oldukça yakın iki ülke olarak nitelendiren Akar, iki ülke arasındaki birçok alanda kuvvetli iş birliği ve dayanışmaya dikkati çekti. Akar, “Keşmir başta olmak üzere Türkiye-Pakistan dayanışması, yalnızca ikili meselelerle sınırlı kalmamış, Karabağ meselesinde de üç ülke tek yürek olmuştur. Pakistanlı kardeşlerimizin ‘üç devlet, tek yürek’ anlayışıyla Azerbaycan Türkünün haklı mücadelesine, davasına verdiği destek, bizler için çok anlamlı ve kıymetlidir.” değerlendirmesini yapmış oldu.


“Objektif davranmalarını bekliyoruz”


Bölgesel ve küresel düzeydeki iş birliğini, yalnız Pakistan benzer biçimde dostlarla değil bununla beraber komşular ve müttefiklerle de daha ileriye taşıma gayretinde olduklarını vurgulayan Bakan Akar, şunları kaydetti:


“Herkes bilmelidir ki bizler, bölgemizde ve dünyada savaş değil barış, çatışma değil diyalog, çifte standart değil adalet, üstünlük değil eşitlik, sömürü değil iş birliği istiyoruz ve bunun için çalışıyoruz. Bugüne kadar bölgemizde ve gönül coğrafyamızda yaşayan masum ve mazlumların uğradıkları zulme ve haksızlığa, akan kan ve gözyaşına kayıtsız kalmadıysak, 4 milyon Suriyeli kardeşimize ev sahipliği yapıyorsak, dünyada mutlak olarak birinci sırada en fazla insani yardımı biz yapıyorsak, yurt içinde, mavi vatanımızda Kıbrıs’ta, Irak’ta ve Suriye’de mücadele ediyorsak, Azerbaycan’da, Libya’da, Somali’de, Sudan’da, Afganistan’da, Bosna Hersek’te, Kosova’da, Katar’da ve daha birçok yerde bulunuyorsak, insani ve ahlaki değerler ile uluslararası hukukun üstünlüğünü savunduğumuz, hak, alaka ve menfaatlerimizi koruma azim ve kararlılığında olduğumuz içindir. Her ne pahasına olursa olsun bu değerleri savunmaktan ve uluslararası hukuk çerçevesinde haklarımızı korumaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Komşularımızdan ve müttefiklerimizden de bizim bu gayretlerimizi, hassasiyetlerimizi ve ülkemizin güvenliğini sağlama yönünde aldığımız tedbirlerin bir hukuk ve egemenlik meselesi olduğunu anlamalarını ve objektif olmalarını bekliyoruz.”


“Yunanistan ile ilişkilerimiz…”


“NATO’nun güçlü bir üyesi olan Türkiye’ye yönelik müttefiklik ruhuna uymayan bazı ulusal kararların da muhataplarımız tarafından yeni dönemde tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini değerlendiriyoruz.” diyen Akar, şu şekilde devam etti:


“Özellikle, Yunanistan ile ilişkilerimizde her zaman dostluk ve iyi komşuluk ilişkilerinden yanayız. Karşılıklı yapacağımız görüşmelerle meselelerin hak, hukuk ve hakkaniyet çerçevesinde ele alınmasını ve bir çözüme ulaşılmasını umuyoruz. Özel coğrafi koşulların hakim olduğu yarı kapalı Ege Denizi’nde ülkemizin hayati hak ve menfaatleri vardır. Bu denizde kara sularının hem ülkemizin hem üçüncü ülkelerin seyrüsefer serbestisini ve açık denizlere erişimi kısıtlayacak şekilde tek taraflı olarak genişletilmemesi gerektiği konusundaki tutumumuz bellidir. Bu tutumumuzda bir değişiklik yoktur. Bu kapsamda komşumuzdan beklentimiz, Türkiye’nin Ege’de, Doğu Akdeniz’deki hakkına, hukukuna saygı göstermesi ve birtakım yanlış anlaşılmalara sebep olabilecek açıklama ve eylemlerden artık vazgeçmesi ve kaçınmasıdır.”


“Denizleriniz sakin, pruvanız neta olsun”


Toplumları ayakta tutan bazı dinamiklerin olduğuna, kadim ve kuvvetli bir tarih, ortak bir ruh ve varlıklı bir medeniyetin bunların içinde yer aldığına işaret eden Akar, bu dinamiklerin temelini oluşturan en kuvvetli unsuru ise yerlilik ve millilik şu demek oluyor ki kişilik ve kimlik olarak nitelendirdi.


İnsan kaynağına, potansiyeline ve bunu güce dönüştürecek müdafa sanayisi firmalarına güvenip inandıklarını vurgulayan Akar, şunları kaydetti


“Yerli ve milli savunma sanayimizin gelişmesindeki kararlı tutumunuz, liderliğiniz ve desteğiniz dolayısıyla zatı devletlerine şükranlarımı sunuyor, gurur duyulan bu projelerin hayata geçirilmesinde, başarıyla yürütülmesinde emeği geçenlere, katkıda bulunanlara yüksek müsaadeleriyle teşekkür ediyorum. Sultan Alparslan’dan Atatürk’e kadar bin yıldır bize vatan olan bu topraklarda bugünlere, bu seviyelere gelmemizi sağlayan bütün devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. Aziz şehitlerimizi, ebediyete intikal eden kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle yad ediyor, hayatta olan kahraman gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum.”


Bakan Akar, konuşmasını, “Barbaros’un torunları kahramanlar leventlerimiz, denizleriniz sakin, pruvanız neta olsun.” ifadesiyle tamamladı.





Okumaya devam et.
Yorum için tıkla

Cevap bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

Paris İklim Anlaşması’nın Türkiye de imzalasın kampanyası


Bugüne dek 197 ülkenin imzaladığı, 191 ülkenin taraf olarak süreci tamamladığı Paris Anlaşması’na taraf olmayan 6 ülkeden 1’i Türkiye.

Trump döneminde anlaşmadan çekilen ABD, Biden döneminde geri dönmüştü.

TBMM’ye iletilecek bir imza kampanyasını destek veren 37 sivil cemiyet örgütü, Paris Anlaşması’nın ilk imzacılarından olan Türkiye’nin de süreci tamamlayarak anlaşmaya taraf olmasını istiyor.

Eritre, İran, Irak, Libya ve Yemen’in yanında onay sürecini tamamlamayan Türkiye’nin taraf olması için anlaşmanın TBMM’de onaylanması gerekiyor.

İmza kampanyasına bugüne dek çevreyle ilgili emekler yürüten 37 sivil cemiyet örgütü destek verdi. Toplanan imzalar, Paris Anlaşması’nın onay sürecinin tamamlanacağı TBMM Başkanlığı’na teslim edilecek.

Kampanyanın imza metninde Türkiye’nin anlaşmayı imzalamasının önemine dair şu vurgular yapılıyor:

“Bilimsel çalışmalar Türkiye’nin iklim krizinden en çok etkilenecek ülkelerden biri olduğunu gösteriyor. Tanıklık ettiğimiz sıcak hava dalgaları, sel baskınları, şiddetli yağışlar ve kuraklıklar yaklaşan felaketin ilk uyarıları. Bu felaketi önlemenin ve iklim krizinden çıkmanın yolu, bir an önce harekete geçerek Paris Anlaşması’nı onaylamaktan ve  küresel iklim hareketinin bir parçası olmaktan geçiyor. Bu yüzden de Türkiye daha fazla beklemeden Paris Anlaşması’nı onaylamalı ve iklim krizini durdurma konusunda ilk adımı atmalı.”

“Türkiye, Paris Anlaşması’nı Onaylasın #ParisiOnayla” başlıklı kampanyayı, buraya tıklayarak imzalayabilirsiniz.

İmza kampanyasına destek veren kurumların temcsilcileri, kampanyanın önemine dair şunları söylüyor:

“ANLAŞMAYI SÜRECİN İLK ADIMI OLARAK KABUL EDİYORUZ”

Ekoloji Birliği Eş Sözcüsü Süheyla Doğan: “Türkiye bir  an önce Paris Anlaşmasını onaylamalı ve en kısa sürede de karbon nötr bir ülke olmalı. Bu amaca ulaşmak için de hedeflerini belirleyerek, bu hedeflere ulaşılmasını sağlayacak somut adımları atmalıdır. Paris Anlaşması’nı sürecin ilk adımı olarak kabul ediyoruz.”

“FOSİL YAKITLARDAN ÇIKMAK TÜRKİYE’NİN LEHİNE”

Ekosfer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Gürbüz: “Karbonsuz yeni bir düzen kuruluyor ve Türkiye bu düzenin dışında kalıyor. En çok seragazı emisyonu üreten 20 ülkeden biri olan Türkiye’nin de hemen harekete geçmesi gerek. Kimse Türkiye’den tek başına dünyayı kurtarmasını beklemiyor ama evinin önünü süpürmesini istiyor. Türkiye petrol ve doğalgazda zaten dışa bağımlı, tükettiği kömürün de yüzde 60’ı ithal. Dolayısıyla, fosil yakıtlardan kademeli bir şekilde çıkıp yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğine geçmek zaten her açıdan Türkiye’nin lehine.”

“VAKİT KAYBEDİLMEMESİ GEREKİYOR”

Sürdürülebilir Iktisat ve Finans Araştırmaları Derneği Direktörü Bengisu Özenç: “Düşük karbonlu ekonomiye geçiş stratejileri bugün ülkelerin yalnızca sanayilerini değil, dış politikalarını da şekillendiriyor. Net sıfır emisyona ulaşma hedefi 29 ülkede kanunlaşmış ya da politika dokümanlarına yerleşmiş durumda. 98 ülke ise bu yönde hedef almayı tartışıyor. Uluslararası ilişkiler söz konusu hedefler üzerinden yeniden tanımlanırken, Türkiye maalesef bu gruplar arasında yer almıyor. Açıkça belirlenmiş bir ‘yeşil kalkınma’ stratejisi bulunmayan Türkiye’nin, kendisini bu küresel gündemin bir parçası haline getirebilmesi için ilk adım Paris Anlaşması’nın onaylanması. Bu konuda daha fazla vakit kaybedilmemesi gerekiyor.”

“TÜRKİYE, ANLAŞMAYI ONAYLAMADIĞI TAKDİRDE YÖN VEREN DEĞİL İZLEYEN ÜLKE OLACAK”

TEMA Vakfı Çevre Politikaları ve Internasyonal İlişkiler Bölüm Başkanı Ceren Pınar Gayretli: “23 Şubat 2021 tarihinde Güney Sudan’ın da anlaşmaya taraf olması ile Türkiye, Paris Anlaşmasını onaylayarak yürürlüğe koymayan 6 ülkeden biri oldu. Türkiye’nin sera gazı azaltım taahhütlerini iyileştirmesi ve sözleşmeye taraf olan diğer 191 ülke gibi Paris İklim Anlaşması’nı onaylayarak yürürlüğe koyması gerekiyor. Türkiye, Paris Anlaşmasını onaylamamaya devam ettiği takdirde, geleceğin siyasetinin, ticaretinin ve ekonomisinin çerçevesini çizen ülkelerin dışında kalacak, yön veren değil, izleyen olacak. Türkiye’nin bir an önce Paris İklim Anlaşması’nı onaylayıp, iklim hedeflerini güçlendirerek küresel çalışmaların liderleri arasında yer almasını talep ediyoruz.”

“TÜRKİYE’NİN DÜNYANIN GERİ KALANINDAN AYKIRI HAREKET ETMESİ KABUL EDİLEMEZ”

WWF (Naturel Yaşamı Koruma Vakfı) Türkiye Genel Müdürü Aslı Pasinli: “Etkilerini her geçen gün daha belirgin bir şekilde hissettiğimiz iklim krizi bugün artık herkesi tehdit eden bir ekolojik kriz haline gelmiş durumda. Türkiye ise, kuraklık başta olmak üzere iklim krizinin etkilerini en ciddi ölçüde yaşaması beklenen bölgelerden biri olan Akdeniz Havzası’nda yer alıyor. Bu nedenle, dünyanın geri kalanından ayrı hareket etmesi düşünülemez. Dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri olan Türkiye’nin iklim krizi ile mücadelede sorumluluğunu yerine getirmek için acilen Paris Anlaşması’na taraf olacağını ve ivedilikle ulusal katkı hedeflerini iyileştireceğini umuyoruz.”

KAMPANYAYI DESTEKLEYEN KURULUŞLAR

Kampanyayı destekleyen kuruLuşlar şu şekilde:

  1. Antalya Ekoloji Meclisi
  2. Ayvalık Doğa Platformu
  3. Bartın Platformu
  4. Bergama Çevre Platformu
  5. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği
  6. Bursa’ya Temiz Hava
  7. ÇETKO-Adana
  8. ÇYDD  Oktay Ekinci Çevre Birimi
  9. Tabiat Derneği
  10. Tabiat Koruma Merkezi
  11. Doğader
  12. Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP)
  13. Ekoloji Birliği
  14. Ekosfer
  15. Fridays For Future Türkiye
  16. Fridays For Future Bursa
  17. Foça Forum
  18. Greenpeace Akdeniz
  19. İDA Dayanışma Derneği
  20. İklim Değişikliği Siyaset ve Araştırma Derneği
  21. Hanım Balıkçılar Derneği
  22. Karaburun Şehir Konseyi
  23. Kazdağı Naturel ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği
  24. Kazdağları Kardeşliği
  25. Koza Dağcılık Kültür Sanat ve Spor Kulübü
  26. Nilüfer Şehir Konseyi Gençlik Meclisi
  27. Sürdürülebilir Iktisat ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFİA)
  28. TEMA Vakfı
  29. TOHUM  Eğitim, Kültür, Tabiat Derneği
  30. Validebağ Gönüllüleri
  31. WWF-Türkiye
  32. Yereliz – Mahalli İzleme Araştırma ve Uygulamalar Derneği
  33. Yeşil Fikir Derneği
  34. Yeşil Gelecek Derneği
  35. Yokoluş İsyanı
  36. Youth For Climate Turkey (İklim İçin Gençlik)
  37. Yuva Derneği

PARİS İKLİM ANLAŞMASI

Anlaşmaya taraf ülkeler, “ulusal katkı beyanı” adında olan ve ülkelerin kendi şartları doğrultusunda hazırladığı bir plan çerçevesinde iklim krizine neden olan sera gazı emisyonlarını iyi mi sınırlayacaklarını ya da azaltacaklarını belirtiyor.

Paris Anlaşması, ülkelere bir azaltım hedefi koymazken, taraf ülkelerin kendi iradeleriyle belirlediği ulusal katkı beyanlarının küresel ısınmayı iki derecenin altında duracak şekilde iyileştirilmesi için görüşme edilmesini öngörüyor. (EVRENSEL)


Okumaya devam et.

Gündem

Coca Cola İçecek 2020’de 1.23 milyar TL net kâr etti


Anadolu Grubu’nun ana hissedarı olduğu Coca-Cola İçecek’in (CCI), 2020 senesinde net satış gelirleri yüzde 19,8 arttı.

Şirketten meydana getirilen açıklamaya nazaran, CCI’nın, faiz, amortisman ve vergi öncesi karı (FAVÖK) ise 282 baz puan artışla tüm zamanların en yüksek seviyesi olan yüzde 21,8’e ulaştı.

Konsolide satış hacmi yüzde 1,9 azalan CCI’da birim kasa başına net satış geliri ise yüzde 22,2 arttı. Hisse başına kazancını da yüzde 27,6 artıran CCI, 2 milyar TL ile bu zamana kadarki en yüksek özgür nakit akımına ulaştı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Coca-Cola İçecek Üst Yöneticisi (CEO) Burak Başarır, CCI’nın toplam 26 yapınak ve 8 bin 500’e yakın çalışanıyla 10 ülkede etkinlik gösterdiğini hatırlatarak, “Sağlam bir performans gösterdiğimiz dördüncü çeyrekle birlikte unutulmaz bir yılı geride bırakıyoruz. Tarihin en zorlu krizlerinden biriyle karşı karşıya kaldık. Ancak krize hızlı bir şekilde yanıt verdik ve yılın ilk günlerindeki öngörülerimizin ötesinde bir başarı yakaladık. Hem faaliyetlerimizin devamlılığını sağlayan kararlı duruşları hem de müşterilerimize, tedarikçilerimize ve toplumumuza verdikleri değerden dolayı çalışanlarımızla gurur duyuyoruz.” değerlendirmesinde bulunmuş oldu.


Okumaya devam et.

Gündem

Zeytinburnu’nda kuyumcudan yüzükleri çalan hırsız kamerada


class=”cf”>

Vaka, 2 Ocak’ta Telsiz Mahallesi 85 Cadde üstünde bulunan kuyumcu dükkanında meydana geldi. Kuyumcu dükkanına satın alan şeklinde gelen bir şahıs, yüzüklere bakmaya başladı. Çalışan sordurulmuş olduğu yüzük çeşitlerini gösterirken şüpheli, yüzüklerin olduğu tablayı çalarak firar etti. Haber verilmesi üstüne vaka yerine gelen Zeytinburnu Asayiş Yazıhane Amirliği Ekipleri hırsızlık icra eden kişiyi bulmak için çalışmalara başladı. Yüzük tablası boşaltılmış halde birkaç sokak ötede bulunmuş oldu. Güvenlik kamera görüntülerini inceleyen takımlar kimliğini belirledikleri Ö.E.’yi yakalayarak gözaltına aldı. Polisteki işlemlerinin peşinden adliyeye sevk edilen Ö.E tutuklanarak cezaevine gönderildi.

YAŞANAN HIRSIZLIK ANI KAMERA

Önünde bulunan yüzükleri alıp kaçan kişinin o anları, iş yerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Görüntülerde, bir kişinin yüzük bakmış olduğu, iş yeri sahibiyle diyalog halinde olduğu ve fırsatını bulmuş olduğu anda yüzük tablasını alıp kaçtığı görülüyor.


Okumaya devam et.

Facebook

Popüler

Exit mobile version
Python örnek projeler deneme bonusu veren siteler