Connect with us

Gündem

Ayrılık iddiası Galatasaray’ı karıştırdı, Galatasaray taraftarı Terim’in evinin önünde toplandı


Süper Lig’de şampiyonluk mücadelesi veren Galatasaray, pazar günü önder Beşiktaş’a konuk olacak. Sadece sarı kırmızılı camiada gündem bu tehlikeli sonuç derbi değil. Gündem teknik direktör Fatih Terim’in yapmış olduğu çarpıcı açıklamalar ve buna karşı Mustafa Cengiz yönetiminin alacağı tutumun nasıl sonuçlanacağı…

Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim’in, Yeni Malatyaspor ile oynanan Ziraat Türkiye Kupası maçından sonrasında yapmış olduğu açıklamaları büyük ses getirdi. Terim, “Transfer ayı. Herkes yazarken her yerde konuşulurken bir şey yok, ben söylerken mi var? Doğrusu bu. O konular çok uzun ama bugün, çok derin bir yalnızlık hissettim. Ben burada kişilere, gruplara değil. Galatasaray’a sözüm var. Galatasaray’a emeğim var. O sözüm de Galatasaray’a. Zaten mayıs ayında hem sözüm hem kontratım bitiyor. Bu mayısta. Onun için sözüm sözdür. Sözümde durmaya devam edeceğim. O yüzden canımız sağ olsun. Canınınız sağ olsun” sözleri yönetime oldukça net bir bildiri olarak görüldü.

Terim’in açıklamalarını “Mayıs’taki seçimde bu yönetim varsa ben yokum” şeklinde okuyan yorumcular da oldu.

Peki Terim’in açıklamalarının yönetim cephesinde yansımaları ne olacak? Onun yanıtını yarın en üst makam; doğrusu başkan Mustafa Cengiz bizzat açıklayacak. Cengiz yarın 14.00’te bir basın toplantısı düzenleyecek. Cengiz’in toplantı düzenleyeceği haberiyle beraber kulisler de derhal kaynamaya başladı. “Cengiz, Terim ile yollarını ayıracak”tan  tutun da “B planı Sumudica”ya kadar inanılmaz iddialar konuşulmaya başlandı.

Bilhassa Sumudica iddiası bazı kurultay üyeleri tarafınca toplumsal medyada dile getirildi.

Bu gelişmelerin arkasından bine yakın Galatasaray taraftarı Fatih Terim’in Tarabya’daki evinin önünde toplanıp, “Yönetim istifa, Terim’le sonsuza..” diye tezahürat yapmış oldu.


Okumaya devam et.
Yorum için tıkla

Cevap bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

“Düz sac, ellerimizden otomobil olarak çıkıyor”


Kimisiyle sabah 7’de kimisiyle gece 11’de konuştuk. Çoğunluğu üç vardiya çalışıyor, doğrusu emek harcama saatleri 08.00-16.00/16.00-24.00 ve 24-08.00 içinde değişiyor. Kimi 25 kimi 45 yaşlarında… Kimi evli, çocuklu kimi bekâr kimi boşanmış… Onlar, bu ülkede hanım olarak yaşamı sürdürmenin tüm zorluklarını bilen, bazen katlanan fakat onlarla savaşım etmeyi de onları birer engel olmaktan çıkarmayı da bilen bayanlar… Pandemi ile çalışmanın yanı sıra evimizdeki iş yükleri artan bayanlar… Kimi lise kimi lisans mezunu, hepsi kendisini daha çok geliştirmek niyetinde. Üç vardiya çalışmanın verdiği her hafta ayrı bir seviye oluşturmak gerekliliğinin zorluğuna rağmen eğitimlerine devam eden, kendilerini oldukları konumun daha ötesinde gören bayanlar… İşe ilk girdiğinde her gün, karşılaşmış olduğu her zorlukta ağlamaktan, kısa sürede problem çözen, çözüm öneren duruma gelen bayanlar…

Kendilerini en sevdikleri de olsa anne/baba ya da eşlerinin kaderlerine terk etmeyen, onların insafına bırakmayan bayanlar… Yaşadıkları ufak evlerde, mahallelerinde fark edilmeyen birinden dev gibi bir fabrikanın, büyük bir kalabalığın, devasa bir organizasyonun lüzumlu bir unsuruna dönüşmekten gurur duyar hale gelen bayanlar…

Yaptıkları işlerle övünen, sokakta görse bir ihtimal dönerek bakmayacağı büyük büyük ticari araçların hangi vidasının iyi mi daha kolay takılacağını, boyasından montajına, zımparasından kalite kontrolüne her aşamasını santim santim bilen bayanlar…

Ne iş yapıyorsunuz diye sorulduğunda “Araba yapıyorum” yanıtına gösterilen şaşkınlıktan keyif alan, gurur duyan bayanlar…

“Bacım burada ne işin var? Git evinde otur, kocan baksın sana” diyenlere sessiz bir şekilde meydan okuyan, direnci ve ortaya koyduğu profille bunu diyen adam işçilerin eşlerinin, kızlarının da çalışmasına vesile olan bayanlar…

Bir iki kural dışı haricinde bir çok oldukca erken çalışmaya başlamış, endüstri işçisi olmuş bayanlar… “İnsanlarla uğraşacağıma parça takarım” daha iyi diyen de var, “Kendimi birkaç yıl sonra bir üst pozisyonda görüyorum” diyen de… Hikâyesini anlattığımız Ford Otosan fabrikasında çalışan, Türk Metal Sendikası üyesi bayanlar. Sohbetlerin yanı sıra Birleşik Metal-İş Sendikası tarafınca hazırlanan elektrik-elektronik sektöründe hanımefendilerin durumuna ilişkin hazırlanmış rapordan, verilerden de sektördeki daha geniş bir kesimi yansıtmak amacıyla yararlanıldı.

Dört gün evinize konuk olacak bu bayanlar artık “sofralarımızdaki yeri öküzlerimizden sonra gelen” değil, sofraları var eden, kendi ayakları üstünde duran, “nasıl yapacağım, ya başarısız olursam” kaygısından ürettikçe uzaklaşan, özgüvenli, ne istediğini bilen ve kendileriyle beraber yapınak ortamını da adamların bakış açılarını da değiştiren bayanlar. Onlar, toplumun kendilerini sıkıştırmak istediği “kadınlar çiçektir” kalıbını, “kadınlar sanayinin en ağır dallarından biri olan otomobil fabrikalarında yapamaz önyargısını” koca koca kamyonlar üreterek kıran bayanlar…  

Onlar metal sektörünün çelik bayanları…

BİR AYDA KOMPETAN

ARZU MELİSA YILMAZ

Bekâr, annesine düşkün, 25 yaşlarında, dört senedir çalışıyor fabrikada. Her gün, günde 8 saat, haftada 6 gün… Kastım, montaj, pres, kaynak, boyahane, bir otomobil fabrikasında aklınıza ne gelirse yaptığını konu alıyor. Fakat aklınıza ne gelir bilmiyorum… Şundan dolayı ben bu hanımlarla konuşmadan ilkin bu fabrikalarda neler yapılırdı bilmezdim…

Her neyse, daha ilkin de bir otomobil fabrikasında bulunmuş Arzu Melisa. Fakat düz sac halinde gelen bir parçanın otomobil halinde çıkana kadar hangi işlemler gerektirdiğini o da bilmiyormuş Ford Otosan’a girene kadar.

Öğrenmeye meraklı bir genç olarak girmiş olduğu fabrikada, her bölümde çalışıyor. Her istasyonda başka işler yapılıyor. Tam rakamı bilmiyor fakat bazı istasyonlarda 300 kişiden fazla işçi çalışıyor. Üç vardiya halinde çalışılıyor. Fabrikaya girdiğinde verilen eğitimler var fakat her işi aslen yaparak öğreniyor. En oldukca emek harcama arkadaşlarından, imalathane şefinden… Sac geliyor, kaplanıyor, punto kaynak yapılıyor, iç dış döşem, dış paneller, taban halısı, yan süs çıtaları flablar bir otomobilde ne var ise bu dört yılda elinden geçiyor.

Hem çalışmaya hem öğrenmeye istekli olduğundan son olarak denetim noktasına geliyor. Final hattında çalışıyor bir ara. 

ALLAHIM NEREYE GELDİM?

Fabrikaya ilk ulaştığında daha doğrusu işe başlayıp hatlardan geçen parçalara ilgili araçları takması gerektiğinde “Allahım nereye geldim” diye düşünüyor. Hepimiz robot şeklinde görünüyor gözüne… Süratli geçiyor, montaj yetişmiyor, parçaları takarken sert vurursan kırılıyor. Bazan takmadan giden otomobiller oluyor. Hat hızına yetişmediği zamanlar oluyor. Bu bambaşka bir iş… Boş zamanlarımızda otomobil yapmadık ki bilelim diye komiklik yapıyor. Hatta bunlar otomobil bile değil, büyük ticari araçlar…

Yapınak içinde bir disiplin var. Yollarda çizgiyi aşmamak gerekiyor, kazaların önlenmesi için, geçince ikazlar geliyor. “Bir ayda kompetanı oldum” diyor. 

İşe girdiğinde, “Evlenirsin, kocan bakar” diye komiklik yapanlar oldu. Çalışmak zorunda değilsin diyen adam işçilere “Sen de çalışmak zorunda değilsin” derdim diye konu alıyor Arzu Melisa… Şundan dolayı bayanlar olarak kendi ayakları üstünde durmak istiyorlar… Buna o denli inanmış bir halde söylüyor ki o adamların hallerini düşünebiliyorum….

Burası büyük bir okul şeklinde aslen Arzu Melisa’ya gore. Yaşamları değişik, eğitimleri, kültürleri, memleketleri değişik insanoğlu çeşitli yerlerden gelip burada çalışıyor. Burada onun ufku açılıyor. İnsanlara güvenmeyi de güvenmemeyi de mesafeyi de burada öğreniyor. 

Yapmış olduğu işi sevmiş olarak yapıyor. Her gün yeni bir şey öğreniyor. Yapmış olduğu işe layık olmaya çalışıyor. Anlaştığı iş arkadaşları ile yaşam oldukca daha güzel, hepimiz birbirine destek oluyor. Pandemiden ilkin börek yapmış olup çay saatinde beraber atıştırmalarından keyifle bahsediyor. 

Burada emek harcayarak inanılmaz şeyler kazanmıştır, büyüdü. Ayakları üstünde durmayı, kendisinden kıdem ve yaşça büyük olanlarla da ufak olanlarla da iyi mi hitabı, iyi mi davranması icap ettiğini, tüm sorunların saygı çerçevesinde çözümlenebileceğini öğrendi. Saygınlık kazanmıştır.

Şu anda çalışmasa da ev geçinir fakat üretmek güzel. Otomobilini almış, tutum ediyor. İşyerindeki sorunları grup lideri ile çözüyor. O da çözmezse posta başına gidiliyor. Eğer hâlâ çözülmezse usta çözüyor. Ustalar oldukca oldukca iyi… “Bir gün usta olmak ister misin” sorusuna “İnsanlarla uğraşmak biraz zor, valla insanlarla uğraşmaktansa parça takmak daha kolay geliyor” yanıtını veriyor. Şundan dolayı raporlar vermek, olanın olmayanın nedenlerini anlatmak oldukca zor ve stresli ona gore. Her insanoğlunun yapacağı iş var, grup liderliği için sınava giriliyor.

Arzu Melisa, hanımefendilerin çalmış olduğu bir oto yıkama açmayı hedefliyor. 

HAYALİ OTO YIKAMA

Geleceği için kurduğu hayal de otomobille ilgili… İzmit’in göbeğine, çalışanların hepsinin hanım olacağı bir oto yıkama açmak istiyor. Salgınla oldukca şey değişti hayatında. İşyerinde büyük tedbir alındı. Her yerde mesafe, maske, mola alanları çoğaldı, toplumsal mesafeler çizgilerle belirlendi. Her yerde barkod, çapraz oturma..

Almış olduğu para her şeye değiyor. Yapınak, bayanları ön planda tutmak için çaba gösteriyor. Destekliyor.

ÖZGÜVEN KAZANDIK BİRBİRİMİZİ EĞİTTİK

SEMRA SÖZSOY / EĞİTİM SEKRETERİ

19 yıl ilkin ürkerek başladığı fabrikada 12 senedir örgütlü olduğu Türk Metal Sendikası Gölcük Şubesi’nde eğitim sekreterliği yapıyor. İlk girdiğinde hanım işçi yok denecek kadar azdı. Emek harcama ortamı hanım işçilerle gelişti…

Hayata erken atılanlardan Semra Sözsoy… Birlikteliği de erken, çocuk sahibi olması da… Daha ilkin çalmış olduğu birkaç yerden sonrasında yapınak açılınca, annesinin ve eşinin teşviki ile adım atıyor endüstri işçiliğine… 22 yaşlarında giriyor fabrikaya, bir de çocuk var daha iki yaşlarında o süre… Koca ve bambaşka bir dünya içine adım attığı. “Başka bir iki yerde çalışmıştım ama böyle değildi. Fabrika kurulunca bölge halkından işçi alınacak diye söz verilmiş… Annem ile eşim önerdi, git bir başvur diye… Annemin sayesinde başladım aslında buraya” diye özetleyen Semra Sözsoy, şimdi “İyi ki de başlamışım buraya” diyor sık sık… 

17 senedir üç vardiya çalışıyor… Vardiyalar 08.00-16.00/16.00-24.00 ve 24.00-08.00… Bilmiş olduğu bir ortam değil, kalabalık, mesailer oldukca, o süre mesai düzenlemesi bu kadar planlı değil, üretim yetişmiyor hadi mesaiye… Ansızın çıkan mesailer evde ufak çocuk olunca iyice zorlaştırıyor yaşamı. Acaba yapabilecek miyim, bu bu şekilde devam eder mi soruları sık sık geçiyor aklından… Fakat tüm zorluklar şeklinde geride kaldı. Bugün yarın derken, annenin de yardımıyla ilk zamanların şoku atlatılıyor. Bir süre sonrasında eşi de aynı fabrikada çalışmaya başlıyor. Boyahanede başlıyor işe, sonrasında pek oldukca bölümde, şimdi skor kartlarını tutuyor, bilgisayar başlangıcında çalışıyor. 

Zaman içinde sendikal etkinlik içinde yer almaya başlıyor. İkinci çocuk geliyor fakat artık işi ve evi düzenlemekte, planlamakta edinim kazanılmış olduğu için her şey daha rahat yoluna giriyor. İşe girmiş olduğu ilk tedirginliği, sendikada vazife alınca tekrardan yaşıyor. “Bana uzak bir şeydi.. Tamam, sendikalı olmuştuk ama benim hiçbir deneyimim yoktu. Fakat burada kadınları ön plana çıkarmak için çabalayan bir zihniyet var, aynısı sendikada da var.”

11 YILDIR EĞİTİM SEKRETERİ

Iyi mi yapınak işçisi olduktan, üretmeye ve kazanmaya başladıktan sonrasında bir özgüven geldiyse, iyi mi almış olduğu ücret onu daha kuvvetli kıldıysa, sendikada da niçin olmasın diye düşünmeye başlıyor. Birazcık da destek görünce atıyor adımını mesuliyet almak suretiyle. Şimdi Gölcük şubesinin 11 senelik eğitim sekreteri…

“Bu işte çalışmak ne kazandırdı” sorusuna asla düşünmeden “özgüven” yanıtını veriyor. Kendisi için de evi için de böylesi oldukca daha iyi oluyor. “Bir kere eşimin maaşını beklemiyorum, onun eline bakmıyorum.” Ne olursa olsun, o ne kadar hissettirmese de niçin ondan para almak zorunda kalsın ki… Bİr de eve bir maaş girmesiyle iki maaş girmesi aynı olur mu…

Tamam çocuklar küçükken birazcık güçlük yaşadık, her istediklerinde yanlarında olamadık. Fakat eğitimleri ve daha iyi bir hayatları olsun diye daha çok bütçe ayırabiliyor. Okulda desteklenmesi gerekirse ne olursa olsun destekliyor. Büyük kızı üniversitede okuyor şimdi. Annesinden sonrasında en büyük yardımcısı şimdi. Ufak kızı için de elinden ne gelirse meydana getirecek. İyi bir eğitim alması için. İki kız yetiştiriyor. Onlar için en iyi çeyiz, en kıymetli takı altın değil, eğitim Semra’ya gore. O da en iyi eğitimi alsınlar diye uğraşıyor.

ORTAM KADINLA GELİŞTİ

İlk yıllarda, yapınak yeni çalışanlar birbirini oldukca tanımıyor. İstanbul’dan gelen işçiler var, argolu konuşuluyor. Esasen her bölümde bir karı ya var ya yok. Onun girmiş olduğu bölümde asla hanım olmuyor uzun süre. Karşılıklı rahatsız olma halleri… Dikkat etmeye çalışılsa bile yılların alışkanlığı birden ortaya çıkıyor. 

“Ama” diyor Semra Sözsoy, “Zaman geçtikce değişimi gözle gördük. Kadınlar buradaki ortamı değiştirdi, geliştirdi. Tamam işler aynı işler ama davranış biçimleri değişti, gelişti. Erkekler kendilerine çekidüzen verir oldu. Tamam hepsi değil tabii ama kişisel bakımları iyi olmayan, ter kokan erkekler her geçen gün azaldı. Oturması kalkması, konuşması ona göre…”

Nişanlı iken sendikasız bir yerde çalışıyor bir süre. Yemekler fena, servisler düzensiz… Sorun oldukca. Şimdi, yemeğinden hat içindeki uygunsuzluğa her mevzuda problem gidermek için uğraşıyor. Çalışanların işyerindeki hayatları insani olsun diye. 11 senedir sendika yönetiminde. Çocuk kurultayları, hanım kurultayları düzenliyorlar. Kişisel gelişimden ruhsal gelişime pek oldukca eğitim veriliyor. Eşli düzenlenen eğitim programları hem işçilerin gelişimine katkı sağlıyor hem de nefes aldırıyor. Aylık, senelik periyotlarla eğitim emek harcamaları yapılıyor.

Ücretler genel olarak iyi. Geçen sözleşmede epey fark yaratıldı. O luğu çalışanların yüzlerinde, gözlerinde görmek insana gurur veriyor. O luğu sağlayanlar içinde olmak, zam almaktan daha tatminkar Semra Sözsoy’a gore. İşyeri ve sendika ikinci bir yaşam onun için. Pandemi döneminde işsizlik ve gelir kaybı yaşamıyorlar. İşyerinde en oldukca üretim hatlarıyla ilgili problem yaşanıyor. Artık bir yakınlık sağlandı ki aileyle ilgili sorunlarını bile anlatıyorlar. 

Yapınak da sendika da hanımefendilerin gelişimini ve her kademede hanım olmasını destekliyor. İstiyorlar ki her bölümde grup lideri, imalathane şefi doğrusu erkekler nerelerde var ise oralarda bayanlar da olsun. Sendika yönetiminde, işyeri temsilciliğinde her alanda daha çok hanım olsun… Tüm çaba bunun için…

Araştırmada, üretim bandındaki 101 işçiden 95’inin hanım olduğu ve hanım emeğinin yoğun bir halde kullanıldığı elektrik-elektronik sektöründeki ufak parçaların üretiminin yapıldığı bir alanda etkinlik yürütmekte olan bir işyeri tercih edildi.

KADINLARIN ÜÇTE BİRİ ANNEDEN YARDIM ALIYOR

Birleşik Metal-İş Sendikası Derslik Araştırmaları Merkezi (BİSAM) tarafınca hazırlanan “Elektrik-Elektronik Sektöründe Çalışma Koşulları ve Toplumsal Cinsiyet Rollerinin Kadın İşçiler Üzerindeki Etkileri: İşyeri Vaka Analizi” adlı rapor, çalışan hanımefendilerin, cemiyet ve aile hayatında karşılaştıkları sorunları daha ağır bir halde yaşadığını ortaya koydu. 

Bayanlar, emek harcama yaşamının içine girdiklerinde çocuk bakımı, yaşlı bakımı, ev içi işler şeklinde yüklerinden kurtulmuyor, hem işi hem de cinsiyet rollerini beraber götürmeye çalışıyor. Zihnen ve bedenen daha çok yoruluyorlar. Haliyle bu çifte emek sömürüsünün hanım işçi sağlığı üstüne negatif tesirleri bulunuyor. Araştırmada öne çıkan sonuçlar özetle şu şekilde:

Evli olan hanım işçilerin üçte ikisi işlerin planlamasına da tek başına karar veriyor. 

Hanım işçilerin tamamı iş günlerinde evde yiyecek, temizlik, çocuk bakımı, ev toplama, bulaşık, çamaşır, ütü şeklinde ev işlerinden minimum birini yaptığını ifade ediyor. 

Ev içi yüklerin paylaşıldığını söyleyenler toplamın yarısı iken evli olanlarda bu oran dörtte bire geriliyor.

Evli olmayan beş hanım işçiden dördü, kendilerine haftada 8 saat ve üstü süre ayırırken evli olanların yarısı kendine süre ayırabiliyor. 

49 hanım işçinin 14’ü kayınvalide ya da anne desteği alıyor.

YARIN: KADININ YAPAMAYACAĞI ŞEY YOK


Okumaya devam et.

Gündem

Haftanın ardından neler konuştuk?


Haftanın arkasından neler konuştuk?


İşte 28 Şubat – 6 Mart’ta yaşanmış olan mühim gelişmeler…

TÜRKİYE YASTA: 11 ŞEHİT

Engebeli arazilere uygun olmayan helikopterin düşmesi sonucu 11 rütbeli asker şehit oldu. Tatvan kırsalına düşen Cougar tipi helikopterde şehit olan 8. Kolordo Komutanı Korgeneral Osman Erbaş ve 10 asker için Elazığ ve Ankara’da törenler düzenlendi. Acılı aileler, şehitleri asker selamıyla uğurladı. 

KILIÇDAROĞLU CUMHURİYET’TE

Gazetemizin Şişli’deki merkezini ziyaret eden CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Bu iktidar gidecek” dedi. Cumhuriyet Vakfı Başkanı Alev Coşkun, Genel Gösterim Yönetmenimiz Aykut Küçükkaya ve yazarlarımızca ağırlanan Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın tüm çabalarına rağmen anayasa ve sözde hakkaniyet reformu tuzaklarına düşülmeyeceğini söyledi.

HDP TARTIŞMALARI

HDP’nin kapatılmasına ilişkin tartışmalar, fezlekelerin Meclis’e ulaşmasıyla ve Yargıtay’ın HDP hakkında araştırma başlatmasıyla alevlendi. CHP lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fezlekelere ilişkin “Eller kalkar iner” açıklamasına “Dokunulmazlıklar siyaseti kendi arzularına göre dizayn etme alanı değildir. ‘Acaba Millet İttifakı’nı nasıl bozabiliriz’ diye yola çıkıyorlar. Bir kişi ortaya çıkıp ‘Dokunulmazlığını kaldıracağım’ diyemez. Talimatla el kaldırıp indiriyorsanız orada milli irade yok demektir” karşılığını verdi. 

ENFLASYON BOĞDU

TÜİK’in itimat vermeyen verilerine karşı bile iki aylık enflasyon emekçiyi boğacak seviyeye çıktı. İki aylık enflasyon, emekçinin almış olduğu zammın mühim bir kısmının eridiğini gösterdi. Gıdadaki artış tedirginlik yarattı.

KONTROLLÜ NORMALLEŞME

Koronavirüs salgını kapsamında getirilen engellemeler, kademeli olarak kaldırılmaya başlandı. Türkiye’deki iller, olay yoğunluğuna gore “düşük”, “orta”, “yüksek” ve “çok yüksek” risk gruplarına ayrılırken lokanta ve kafeler düşük ve orta riskli kategorisindeki illerde 07.00-19.00 saatleri içinde yüzde 50 kapasiteyle hizmete açıldı. 

AKP 19 YIL SONRA…

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 9 amaç ve 50 hedeften oluşan “İnsan Hakları Eylem Planı”nı deklare etti. Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvurunun kolaylaştırılmasından “sadece ifade vermek için sabaha karşı gözaltına alma uygulamasına son verilmesi” benzer biçimde hedeflerin yer almış olduğu fiil planında siyasal partiler ve seçim yasalarında değişim yapmak suretiyle emek verme başlatılması hedefinin yer alması dikkat çekti. Karşıcılık, Erdoğan’a “19 yıl sonra mı insan haklarını hatırladın” diye sordu.

ABD’NİN STRATEJİSİ

ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, geçici ulusal güvenlik strateji belgesinde, ülkenin en kuvvetli askeri varlığının Pasifik bölgesi ve Avrupa’da olacağını bildirdi. Ortadoğu’daki askeri varlığın ise belirli ihtiyaçlara yanıt verecek kadar bırakılacağına değindi. ABD Başkanı Joe Biden, kendi döneminde ulusal güvenlik stratejisine yön vermesi beklenen belgeyi deklare etti. 

VELİAHTA SUÇLAMA

 ABD haber alma raporunda, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülme emrine onay verdiği açıklandı. 2018 yılı sonunda gizliliği kaldırılmadan ilkin rapor, ABD’de kurultay üyeleri ile paylaşılmıştı. 

ABD YUNANİSTAN’DA 

Yunanistan ve ABD’nin, Karşılıklı Müdafa İşbirliği Anlaşması’nın yenilenmesi için görüşmeler yapmış olduğu açıklandı. Kathimerini’nin haberine gore Atina, Washington ile müdafa işbirliğini geliştirerek Doğu Akdeniz ve Balkanlar’da daha büyük bir rol üstüne almak amacını güdüyor.

ÜÇ GAZETECİ ÖLDÜRÜLDÜ

Afganistan’ın doğusundaki Celalabad kentinde 3 hanım gazeteci vurularak öldürüldü. Saldırıyı IŞİD üstlendi.  

cumhuriyet.com.tr

(function(i, s, o, g, r, a, m) function()[]).push(arguments),i[r].l = 1 * new Date(); a=s.createElement(o),
m=s.getElementsByTagName(o)[0]; a.async = 1; a.src = g; m.parentNode.insertBefore(a, m)
)(window, document, ‘script’, ‘https://www.google-analytics.com/analytics.js’, ‘ga’);
ga(‘create’, ‘UA-121944279-5’, ‘auto’);
ga(‘set’, ‘campaignSource’, ‘Feysbuk’);
ga(‘set’, ‘campaignMedium’, ‘Feysbuk Instant Articles’);
ga(‘set’, ‘referrer’, ia_document.referrer);
ga(‘set’, ‘page_title’, ia_document.title);
ga(‘send’, ‘pageview’);

(function(m,e,t,r,i,k,a)) (window, document, ‘script’, ‘https://mc.yandex.ru/metrika/tag.js?id=49053425’, ‘ym’) ym(49053425, ‘init’, { trackLinks:true, accurateTrackBounce:true, params: window.yaParams||{title: “no title”} });


Okumaya devam et.

Gündem

Eski eşini çocuğunun gözü önünde vahşice darbetti! Bakan Gül: Yanına kar kalmayacak


class=”cf”>

Alınan bilgiye nazaran, şüpheli İ.Z 5 yaşındaki kızını annesine götürmek için eski eşi E.M ile buluşmak istedi.

Karşıyaka Mahallesi’ndeki meydanda buluşan İZ. ve E.M içinde bir süre sonrasında münakaşa çıktı.

Irdelemenin büyümesi üstüne İ.Z eski eşini darbetti. Çevredeki vatandaşların suç duyurusu üstüne vaka yerine gelen sıhhat ekiplerince hastaneye kaldırılan E.M tedavisinin arkasından taburcu edildi.

Kadının yüzünde ve kafasında darp sonucu ezikler oluştuğu öğrenildi.

Şüpheli İ.Z ise Canik Güvenlik Müdürlüğü Aile İçi Sertlik Bürosu tarafınca gözaltına alındı.

Toplumsal medyada paylaşılan görüntüler tepki çekti. Çiftin 3 yıl ilkin boşandığı öğrenildi.

BAKAN GÜL: YANINA KAR KALMAYACAK

Hakkaniyet Bakanı Abdulhamit Gül, toplumsal medya hesabından yapmış olduğu paylaşımda, “Samsun’da kadına karşı şiddetin en aşağılık örneklerinden birinin sergilendiği olay hakkında soruşturma başlatıldı. Başsavcılık talimatıyla fail yakalanarak gözaltına alındı. Hukuk gereğini yapacak, failin yaptığı yanına kar kalmayacak.” ifadelerini kullandı.

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığından meydana getirilen açıklamada ise şunlara yer verildi:

class=”cf”>

“Samsun’un Canik ilçesinde 06.03.2021 tarihinde E.M.’nin boşandığı eski eşi İ.Z. tarafından darp edilmesi olayı haber alınır alınmaz derhal soruşturma başlatılmıştır. Şüpheli İ.Z. savcılık talimatıyla yakalanarak gözaltına alınmıştır. Soruşturma titizlikle yürütülmektedir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

FAHRETTİN ALTUN: TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Samsun’da eski eşi tarafınca bir kadının darbedilmesi vakasının takip edeni olduklarını belirtti. Altun, toplumsal medya hesabından yapmış olduğu paylaşımda, “Samsun’da yaşanan kan donduran vahşet hepimizi derin bir öfkeye sevk etti. Gözü dönmüş cani, emniyet güçlerimiz tarafından gözaltına alındı. Bu vahşetin hesabı en ağır şekilde sorulacaktır. Olayın yakından takipçisiyiz. Şiddete uğrayan anne ile biricik evladının yanındayız.” ifadelerini kullandı.


Okumaya devam et.

Facebook

Popüler

Exit mobile version
Python örnek projeler deneme bonusu veren siteler