Connect with us

Gündem

10 Ekim Anıtı yarışmasını kazanan proje belli oldu



İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 10 Ekim Ankara Gar katliamı ve bu katliamda yaşamını kaybedenlerin anısına açmış olduğu “10 Ekim Anıtı ve Anma Yeri” proje yarışması sonuçlandı. 32 projenin başvurduğu yarışmada peyzaj mimarı Sezgin Karaman, mimar Baha Yurttaş ve Faruk Makuloğlu’ndan oluşan ekibin hazırladığı proje birinci oldu.

103 ÇELİK ANIT OLACAK

Üç aşamalı bir değerlendirme sonucunda birinci seçilen proje, 10 Ekim’in unutulmamasını, yaşamını yitirmiş ya da hayatta kalan bireylerin anısını onurlandırmayı, bir anımsama, anımsatma ve anma mekânının kente kazandırılmasını amaçlıyor. Alsancak’ta Mustafa Kemal Atatürk Caddesi ile Liman Caddesi’nin kesiştiği yerde bulunan Asteğmen Besim Bey Parkı’nda uygulanacak proje, alanın emek, demokrasi ve barışa adanarak yurttaşların bir araya geleceği bir kamusal mekân olarak tekrardan üretimini hedefliyor.

1 santimetre genişliğinde 103 çelik siluetin yer almış olduğu proje, 10 Ekim katliamında yaşamını kaybeden 103 insanı merkezine alıyor. 103 kişinin geldikleri bölgeler ve yaşlarına bakılırsa ayrılmış olduğu projede, yaş arttıkça anıtların boyu uzuyor. Değişik boylardaki anıtların yaşamını kaybedenlerin geldiği bölgelere bakılırsa bir araya getirilmiş olduğu projede sonunda bir çember oluşuyor. Yitip gidenlerin dünyasını simgeleyen çember bir yaşam çemberi olarak ele alınıyor. 103 çelik anıt her biri kendine hususi 103 ray üstünde ziyaretçiler tarafınca itilerek harekete geçiyor. Eylemin tek bir anında, katliamın gerçekleştiği saat olan 10.04’te ise çelik anıtlar birleşip yanan bir alev silueti oluşturuyor. 103 ışık huzmesi zeminde ışık olarak aşama kaydediyor ve bu ışıklar 10 Ekim’de ortadaki büyük ışığı etken hale getiriyor. Bu fiil, her 10 Ekim’de yine ediliyor.

Kazananların katılımıyla çevrim içi kolokyum ve temsili ödül töreni  18 Ocak saat 18.30’da yapılacak. Kolokyum detayları ve online sergi için www.izmirworkshop.org adresi ziyaret edilebilir.

ADALET ÇAĞRISI HATIRLATILACAK

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, 10 Ekim 2019’da katliamda yaşamını kaybedenleri anmak için bir yapıt ve anma alanı oluşturulacağını açıklamıştı. Bunun üstüne bir yarışma açılarak yaşamdan ve dayanışmadan söz eden, 10 Ekim kayıplarını anacak ve hakkaniyet çağrısını hatırlatacak bir Anıt ve Anma Yeri projesi açılmıştı.

10 EKİM KATLİAMI

Türkiye, 10 Ekim 2015 saat 10.04’te tarihinin en kanlı terör eylemiyle sarsıldı. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve pek oldukça sivil cemiyet örgütü tarafınca düzenlenen “Emek, Barış ve Demokrasi” mitingi için Ankara Garı önünde toplanarak yürüyüş alanına ilerleyen gruplara Tren Garı kavşağında üç saniye arayla IŞİD terör örgütü tarafınca iki canlı bomba saldırısı düzenlendi. Bu katliamda en küçüğü 8 yaşlarında 103 şahıs yaşamını yitirdi, 450’den fazla şahıs yaralandı ve 30 şahıs de engelli kaldı. Dava sonucunda 9 sanığa 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet, 9 sanığa da teşkilat üyeliğinden hapis cezası verildi. 10 Ekim bugün harbe karşı barışı ve kardeşliği, hukuksuzluğa karşı demokrasi ve özgürlükleri savunmayı, toplumsal vicdanı ve hakkaniyet çağrısını simgeliyor.


Gündem

Gizlilik sözleşmesi tartışmaları devam eden WhatsApp, yeni özelliğini duyurdu: ‘Gözleriniz için’



WhatsApp’ın Twitter üstünden meydana getirilen paylaşımda videolara yeni bir özellik geldiği duyuruldu.

Söz mevzusunda paylaşımda şu ifadeler kullanıldı:

“Kulaklarınız için değil, gözleriniz için. Artık videolarınızı durumunuza eklemeden veya sohbetlerinizde göndermeden önce sesini kapatabilirsiniz. Sadece Android’de mevcut.”

GİZLİLİK SÖZLEŞMEŞİ TARTIŞMALARI DEVAM EDİYOR

Son olarak firmanın yapmış olduğu açıklamalara nazaran, 15 Mayıs’a kadar veri paylaşımıyla ilgili gizlilik sözleşmesini kabul etmeyen kullanıcılar ileti gönderemeyecek ya da alamayacak. Bu kullananların hesapları “aktif olmayan hesap” olarak tanımlanacak.

Etken olmayan hesapların da 120 gün sonrasında silinebileceği belirtiliyor.

WhatsApp’ta arama ve bildirimler 15 Mayıs’tan sonrasında “kısa bir süre” daha çalışmaya devam edecek.

Sadece teknoloji haberleri sitesi TechCrunch bu sürenin yalnız “birkaç hafta”yla sınırı olan olacağını yazdı.

WhatsApp gizlilik sözleşmesini Ocak’ta güncellemişti.


Okumaya devam et.

Gündem

İsmail Saymaz ‘Hatay’ın kara kutusu’nu yazdı: ‘Susurluk kazasını andırıyor’


Sözcü Gazetesi yazarı İsmail Saymaz, Suriye iç cenginde adı karmaşık ilişkileri sebebiyle sık sık gündeme gelen, Reyhanlı Katliamı ile IŞİD’iın Niğde saldırısında adı geçen 54 yaşındaki Heysem Topalca’nın, trafik kazasında öldüğünün ortaya çıkmasına köşesine taşıdı.

İsmail Saymaz, “Topalca, Suriye’de 2011’de başlayan iç savaşın Türkiye sınırındaki kara kutusu olarak biliniyordu. AK Parti’nin Esad’ın devrilmesini önceleyen hatalı dış politikasından ötürü eleğe çevrilmiş olan bu sınırın cihatçı otobanı gibi kullanılmasında ve Suriye’deki şeriatçı militanların yasa dışı şekilde Türkiye’ye geçmesinde kilit rol aldı.” ifadelerini kullandı.

 

İsmail Saymaz’ın haberi şu şekilde oldu:

Hatay’da, sekiz Suriyelinin içinde bulunmuş olduğu vasıta 10 Şubat akşamı Karapınar-Konya yolunda hızla seyrederken, önündeki TIR’a çarptı. Çarpışmanın etkisiyle hurdaya dönen vasıta savrulup takla attı. Aracı kullanan dahil üç şahıs can verdi.

Sürücü, Lazkiyeli bir Türkmen olan Heitem Topaljeh’di.

Türkiye’de cc diye biliniyordu.

 

Topalca, 2012’de babası, beş kardeşi ve onların ailelerini Yayladağ’a yerleştirmişti.

Bir ayağı Hatay’da, diğeri Suriye’deydi.

Sınırın kara kutusuydu.

IŞİD’in Türkiye’de gerçekleştirdiği ilk terör eyleminden bu yana aranıyordu.

NİĞDE SALDIRISI

Niğde’nin Ulukışla kazasından geçen Adana-Ankara otoyolunda, 20 Mart 2014 sabahı jandarmanın yol çevirmesi vardı. Hatay’dan İstanbul’a giden bir taksi durduruldu. Takside, İstanbul’da bir bombalı fiil gerçekleştirmek suretiyle Suriye’den Türkiye’ye geçen, ağır silahlar ve bombalarla yüklü çantalarla gezi eden üç IŞİD’çi vardı.

Adları; Benyamin Xu, Çendrim Ramadani ve Mohammad Zakiri’ydi.

Üç IŞİD’çi araçtan inerek Kalaşnikof marka silahlarını çekti ve jandarmaların üstüne el bombası attı. Bir çavuş, bir polis ve bir sivil şehit düştü.

Üç IŞİD’çi sağ yakalandı.

SAVAŞTAN ÖNCE MAZOT, SONRA İNSAN

Türkiye-Suriye sınırının cihatçı otobanına döndüğünün en açık kanıtı, Xu’daki bir not parçasında yazılı cep telefonu numarasıydı. Bu numara, Topalca’ya aitti.

Topalca, savaştan ilkin bir ülkeden diğerine hayvan, mazot ve çay kaçakçılığı yapıyordu. Savaştan sonrasında aynı güzergahta cihatçı, tabanca ve araç-gereç taşıdı.

Cihatçılar içinde Niğde’de yakalanan üç IŞİD’çi de vardı. Onları Reyhanlı’da karşılayıp hususi araçla sınırdan geçiren, Topalca’ydı.

Benyamin Xu, “Sınırda Topalca’nın görevlilerle samimi ve ilişkilerinin iyi olduğunu” düşünmüştü.

SİLAH KAÇAKÇILIĞI

Topalca, Suriye ordusunun müdahalesi sebebiyle ülke içinde taşınamayan silahları öncelikle Hatay’a yerleştirip bir başka sınır noktasından tekrardan Suriye’ye gönderiyordu.

Mesela, Yayladağ’ın Güveççi Jandarma Sınır Karakolu’nun ilerisinde 100’er tüfekten oluşan 8-10 kasalık silahı Suriyelilerin yardımıyla araca yükleyip Nişrin Köyü’ne geldiler. Silahları indirmeden jandarma yetişti. Gözaltına alınmalarına karşın, iyi mi olduysa Topalca bırakıldı. Topalca, Adana’da 2013’te araçta yakalanan roket başlıklarından da görevli tutuluyordu.

IŞİD’e tutsak düşmüş olduğu de oldu.

Suriye’ye haber için giden gazeteci Bünyamin Aygün ile Kasım 2013’te IŞİD tarafınca alıkonulup özgür bırakıldı.

TÜRKMEN TUGAYI

Topalca, kurduğu Türkmen Tugayı ile Suriye ordusuna karşı savaştı.

Yayladağ ayağında ‘Ömer’ adını kullanan kardeşi Ghassam Topaljeh ile bir başka Suriyeli Türkmen olan Ayhan Orli vardı.

Ulukışla saldırısı sonrası Niğde Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla meydana getirilen telefon dinlemelerine gore Orli, bazen Suriye’ye geçerek, savaşıyordu. Ayhan Orli, yereldeki görevlilerin göz yumması ile Ahrar’u Şam adlı örgütün sorumlusunu ve daha nicesini Türkiye’ye geçirdi.

HATAY’IN SUSURLUK’U

Topalca’nın öldüğü trafik kazası 25 yıl önceki Susurluk kazasını çağrıştırıyor. DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat  Nahiye, Güvenlik Müdürü Hüseyin Kocadağ ve devlet tarafınca aranan Abdullah Çatlı’nın içinde bulunmuş olduğu vasıta, 3 Kasım 1996’da bir kamyona çarpmıştı. Kocadağ ve Çatlı’nın öldüğü bu kaza, derin devletin sırlarına da gömüt olmuştu.

Topalca, Suriye’de 2011’de süregelen iç savaşın Türkiye sınırındaki kara kutusu olarak biliniyordu. AK Parti’nin Esad’ın devrilmesini önceleyen hatalı dış politikasından dolayı eleğe çevrilmiş olan bu sınırın cihatçı otobanı benzer biçimde kullanılmasında ve Suriye’deki şeriatçı militanların yasa dışı şekilde Türkiye’ye geçmesinde kilit rol aldı.

Tabanca geçirdi, cihatçı götürdü.

Çatlı benzer biçimde, arandığı ve aranırken Türkiye’de olmasına rağmen yakalanmadı.

Öldüğü kazada bile yanında yedi Suriyeli vardı. Kim bilir Türkiye’ye ne şekilde gelmişlerdi.

Topalca, hesap vermeden ve sırrını anlatmadan gitti.


Okumaya devam et.

Gündem

Son dakika haberler: Arnavutköy’de hafriyat kamyonu devrildi


class=”cf”>

Kaza, Arnavutköy Hicret Mahallesi’nde meydana geldi. Hafriyat kamyonu, inşaat alanına hafriyat dökerken park halinde bulunan otomobilin üstüne devrildi. Hafriyat kamyonu sürücüsü kazayı yara almadan atlatırken otomobil hasar görmüş oldu. Devrilen kamyon vinçler yardımıyla kaldırıldı.

Arnavutköyde hafriyat kamyonu devrildi


Okumaya devam et.

Facebook

Popüler

Python örnek projeler deneme bonusu veren siteler